kapat

19.08.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Arbeta
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
RAUF TAMER(rtamer@sabah.com.tr )


Önce moral

Deprem'in yıldönümünde çok mu yayın yaptık, içinizi mi kararttık, 17 Ağustos'u analım derken acaba sizi çok mu korkuttuk?

Dün Murat Birsel de ayaküstü sordu o soruyu bana.

- Hayır dedim bence ölçü kaçmış değil.

Hatta sonra düşündüm, bir unsuru eksik bile buldum...

Şu noktayı vurgulamalıydık:

Böyle bir felâket, bir Batı ülkesinde olsaydı ve deprem böylesine büyük bir coğrafyayı kaplasaydı, onların da bu işin içinden nasıl çıkacakları meçhuldü.

Oralarda organize bir Devlet var. Kabul.

Özel teknoloji var. Kabul.

Uzmanlaşmış birimler var. Kabul.

Ama halk dayanışması'ndan ne haber? O yok işte.

Enkaz şöyle dursun, yerde yatan adama kafalarını çevirip bakarlar mı acaba? Bir bardak su verirler mi?

Türkiye'nin geri kalmış ünitelerini biz de biliyoruz. Ama insaniyet tarafına kim yetişebilir?

Zaten bu yüzden Avrupa hayretle seyretti bizi.

*

Bir yıldır yazılanları çizilenleri biliyoruz.

Ortak görüş:

- Bizdeki dayanışma müthiş ama organizasyon sıfır.

Anladık da, 20 milyon kişinin yaşadığı âfet bölgesinde, hangi toplum organizasyon sınavı verebilir...

Efendim, devlet?

Devleti bırakın.

Halk'a bakın.

Sivil toplum örgütlerine bakın.

Özel girişimlere bakın.

Gençlere bakın, gençlere.

Fedakârlıklarını, organizasyon gücüyle de perçinlemişlerdir... O geceyi hatırlayın, onu takip eden zor günleri hatırlayın... Hayatını tehlikeye atarak yardıma koşan çocuklarımızı hatırlayın.

İşte.. Gerçek Türk Gençliği bu... Yoksa, üniversite bahçesinde döğüşenler değil.

*

Türkler'in kolay yutulur bir lokma olmadığını, o deprem bir def'a daha gösterdi bütün dünyaya.

- O enkaz vardı ya, o enkaz...

O enkaz'ın altında kalanlar, Türk, Kürt, Arnavut, Tatar, Çerkez... Yâni, biz'dik o... hepimiz.

- Peki, o enkaz'ın altında yatanları kurtarmaya koşan insanlar vardı ya, o insanlar.

O insanlar da Türk, Kürt, Arnavut, Tatar, Çerkez, Alevi, Sünni... Yâni biz'dik o... hepimiz.

Ağlayanlar, kucaklaşanlar.

O manzarayı bir hatırlayın.

Orada Türkiye mozaiği vardı.

*

İşte... 1'inci yıldönümünde sadece acı'yı andık... Yüreğimizde hissettik, elbet yapacaktık, vefa sergiledik, tabii epey deprem kültürü de şırıngaladık, bilinç aşıladık... Hatta yıllık bilançoyu inceledik, hesap sorduk... Hepsi güzeldi...

Anma böyle olur.

Ama bir de kutlama var. O faslı Ğbence- ihmal ettik...

Çünkü kutlanacak şeyler de vardı...

- Duygulu bir halk.

- Dinamik bir gençlik.

- İnsanüstü bir gayret.

- Muazzam bir yardımlaşma.

Kurtuluş Savaşındaki inanç ve iradeyi gördük orda.

Evet... Afeti, felâketi ve sefaleti anarken asaleti de bâri kutlamalıydık.

Halktaki asaleti.

Ben bugün o'nu kutluyorum.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır