kapat

19.08.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Arbeta
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
GÜNGÖR MENGİ(gmengi@sabah.com.tr )


Kanun diye diye

Devletin ve ülkenin güvenlik çıkarlarını savunmakla görevli iki kurum haftalardır çatışıyor..

Bu durumun Cumhurbaşkanlığı'nı da, hükümeti de yoldan çıkarıp işlevlerinden uzaklaştırmak gibi zararları sürekli büyüttüğü de görülüyor.

Kavganın, ülkede hukuk devleti kurallarını işler hale getirmek adına yapıldığı iddialarına inanmak, bir noktadan sonra mümkün değildir.

Hükümet, sevkettiği KHK'ye dayanarak bölücülük ve irtica suçlarına karışmış kişileri memurluktan atmak istiyor. Cumhurbaşkanı " Bu tedbir gerekli ama yol yanlış. Bu iş için meclisten yasa çıkarın" diyor.

Şu anda hükümet kanadı, verdiği kararın haklılığını savunan mahkemeye, Cumhurbaşkanı da bozma kararında direnen Yargıtay'a benziyor.

Bu devletin, böyle durumlar için "son karar"ı vermeye yetkili yargı kurumu var. Ama ona şimdilik seyircilik görevi düşüyor.

Çıkacağından korkulan "devlet bunalımı"nın temelinde işte asıl bu iddia yatıyor! Çünkü Cumhurbaşkanı Sezer KHK'yi ikinci kez veto eder, sümen altına koyar veya çöp sepetine atarsa, yargının yetkisini de üstüne almış bir Cumhurbaşkanı durumuna gelecektir.

Bu bir yükselme değil, hukuk devleti adına düşkünlük olmaz mı?

Sezer'in geldiği yer, ona özel bir hak tanımaz. "Ben Anayasa Mahkemesi Başkanlığı'ndan geldim. Neyin Anayasa'ya uygun, neyin aykırı olduğunu ben bilirim" diyerek Anayasa Mahkemesi'nin yerini alamaz.

Bunu, Anayasa Mahkemesi'nde görev yaparken bile yapamamıştır.

Ankara büromuzun dün derlediği ayrıntılı bir araştırma, SHP'nin açtığı üç iptal davasının Anayasa Mahkemesi'nde reddedildiğini, hem de Sezer'in muhalefetine rağmen reddedildiğini ortaya koyuyor.

Gerekçeleri haklı olabilir. Bana da haklı göründü. Ama işte mahkeme onun gibi düşünmemiş.. Hukuk böyledir..

Sezer, aynı durumun bu defa da tekrarlanması ihtimalini göz ardı edemez ve Cumhurbaşkanı yetkilerini kullanarak bu kapıyı kapayamaz.

"Kanun diye, kanun diye, kanun tepelendi" diyen şairi yüz yıl sonra tekrar haklı çıkarmak, hak etmediğimiz bir talihsizlik olur!

Son kurbanlar
Barentz Denizi'nin soğuk derinliklerinde bir insanlık trajedisi yaşanıyor..

Tatbikat sırasında kaza geçiren bir Rus denizaltısının içindeki 118 denizci, duvarları yıkan çağdaş dünyanın onları mutlaka kurtaracağına besledikleri ümitlerle yavaş yavaş öldüler.

Bir hafta önce meydana gelen kazadan sonra Moskova, olayı gizleme ve saptırma yoluna gitti.

Devlet Başkanı Putin, Rusya'da insana değer veren bir zihniyet değişiminin gerçekleştiğini bu olay vesilesiyle kanıtlayabilirdi. Ne yazık ki generallere söz geçiremedi ve uluslararası yardım dört gün gecikti.

Berlin duvarından sonra Sovyet İmparatorluğu da yıkıldı ama soğuk savaş yapılarının ruhlarda yarattığı alışkanlıklar, önyargılar ve şüpheler insanlara zarar vermeye devam ediyor.

Dileriz Kursk'taki kurbanlar son olur.

Bu ümidi şu anda, basın özgürlüğünü halkı için kullanan Rus medyasının hesap soran yayınları uyandırıyor.

Çünkü en güçlü ordular bile kendi halkına dayanamaz.

Bu kaza, zaten fiilen yok olan Kızıl Ordu'nun hortlama eğilimindeki ruhunu da kesin yenilgiye uğratabilir.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır