


Cari işlemler açığı
Bilenler için gereksiz bir tekrar olabilir ama bilmeyenler için kısa bir bilgilendirme ile başlayalım: Bir ülkenin dış dünya ile olan mal ve hizmet ticaretinin sonuçları cari işlemler dengesi dediğimiz rakamda özetleniyor. İhracat ve turizm gibi alanlardan elde edilen gelirler ile ithalat ve diğer giderlerin bakiyesinin eksi olması cari işlemler dengesinin açık vermesi demek.
Bu yılın ilk 5 ayında Türkiye'nin cari işlemler açığı 4.5 milyar dolara ulaştı. Piyasada yıl sonu açığının ulaşabileceği düzey konusunda muhtelif tahminler olmakla birlikte 8.5-9 milyar dolarlık bir rakam şaşırtıcı olmayacak gibi görünüyor. Ekonominin bu yıl yüzde 5.5 civarında büyümesi durumunda bu cari işlemler açığı milli gelirin yaklaşık yüzde 4'üne tekabül edecek. Bu düzey hükümetin ve IMF'nin sene başında yaptığı milli gelirin yüzde 1.5-2'si olarak ifade edilen cari işlemler açığı tahmininin bir hayli üzerinde. Cari açığın başlangıçta tahmin edilenin üzerinde gerçekleşecek olmasının nedenleri üzerinde daha önceki yazılarımızda durmuştuk. Onun için bu konulara tekrar girmiyoruz.
Tehlike sınırı neresi?
Cari açığın nedenleri kadar önemli olan bir başka konu, hangi düzeyden itibaren açığın tehlikeli olmaya başlayacağı. Burada tehlike ile kastedilen, 1994 yılındakine benzer bir krizin doğması olasılığı. Bu konuda tek kelimelik veya rakamlık net bir cevap vermek mümkün değil ama bize ışık tutabilecek iki tür karşılaştırma yapmak mümkün.
İlk olarak Türkiye'nin kendi tarihine bakıldığında, 1980 sonrası dönemde cari açığın en yüksek düzeye 1993 yılında ulaştığı ve yurtiçi milli gelirin yüzde 3.6'sı olduğu görülüyor. Ertesi yıl da herkesin bildiği kriz gerçekleşti. Dolayısıyla, ezbere bir karşılaştırma yaparsanız, bu sene sonu için beklenen yüzde 4 civarındaki rakamın çok büyük bir tehlike olduğunu söyleyebilirsiniz. Ancak, bu sonuç bir kaç nedenle çok abartılı. Bir defa, dövize olağanüstü bir talep olması durumunda Merkez Bankası rezervleri bunu rahatlıkla karşılayabilecek düzeyde. İkincisi, 1993-1994 döneminde zamanın hükümetinin faiz konusundaki saplantılı tutumu şimdi söz konusu değil. Zaten mevcut sistemde faiz seviyesi büyük ölçüde döviz giriş çıkışlarına göre belirleniyor. Dolayısıyla, Merkez Bankası'nın döviz satmak zorunda kalması durumunda bunun faizleri artırması ve otomatik olarak döviz talebini sınırlaması söz konusu olacak.
Son olarak, ortada piyasaların büyük ölçüde güven duyduğu bir program var. 1994 yılında bu yoktu.
İkinci olarak, Türkiye'yi gelişmekte olan diğer ülkelerle karşılaştırabiliriz. Tablo'ya bakıldığında 1999 yılında Arjantin, Brezilya gibi ülkelerde cari işlemler açığının yüzde 4'ün üzerinde olduğu, Bulgaristan ve Macaristan'da yüzde 5 ve üzerine çıkıldığı görülüyor.
Daha çarpıcı olanı ise Polonya'nın yüzde 7.5'lik cari işlemler açığı. Üstelik bu açığın bu yıl yüzde 8'i aşması bekleniyor. Daha da önemlisi, bu beklentiye rağmen bildiğimiz kadarıyla Polonya'da kriz yok. Dolayısıyla yaptığımız uluslararası karşılaştırma da ezbere bir tehlike sınırının çizilemeyeceğini gösteriyor. Hangi açık düzeyinde kriz olabileceği o ülkedeki diğer koşullara ve uluslararası konjönktüre bağlı.
Neler önemli?
Yukarıdaki karşılaştırmalardan sonra şu sonuçlara dikkat çekmekte yarar var:
* Uygulanmakta olan ekonomik program başarıyla sürdürüldüğü takdirde tehlike olasılığı doğal olarak düşük.
* Ekonomi istikrar içinde büyümeye devam ederse ekonominin ve piyasaların daha büyük bir açığı tolere etmesi mümkün. Örneğin, milli gelirin bu yıl ve gelecek yıl yüzde 5.5 büyümesi durumunda cari açık dolar bazında aynı kalsa bile 2001 yılında milli gelire oranı yüzde 3.8'e düşüyor.
* Ancak cari açığın nasıl finanse edildiği de çok önemli. Karşılaştırmadaki en yüksek cari açık düzeyine sahip olan Polonya'da yıllık 5-6 milyar dolar düzeyinde doğrudan yabancı yatırımı gerçekleşiyor. Bu milli gelirin yaklaşık yüzde 4'ü. Yani cari açığın yarısı borç ile değil doğrudan yatırım ile finanse ediliyor. Türkiye'de ise doğrudan yabancı yatırımı neredeyse sıfır. Dolayısıyla, "Polonya'da yüzde 7-8'lik açık ile kriz olmuyor, bizde de olmaz" demek de son derece yanlış.
Doğru cevap genellikle olduğu gibi ortalarda bir yerde.
Cari işlemler dengesi karşılaştırması
(yurtiçi milli gelirin yüzdesi olarak)