


Cumhurbaşkanı 2007 yılına kadar görevde
Cumhurbaşkanı ile hükümet arasındaki kararname krizi konusunda gereğinden fazla yazılıp çizildiğini düşünebilirsiniz.
Belki de öyledir.
Ama konu, bu kararnamenin boyutunu aşacak kadar önemli.
Geldiğimiz noktada Cumhurbaşkanı Sezer Türkiye'yi, bir yol ayrımında karar vermeye zorluyor.
Ya modern bir hukuk devleti olunacak ya da ülke ittihat terakki yöntemleriyle idare edilecek.
Aslında tartışmanın özü bu.
Hükümet Cumhurbaşkanı'na gönderdiğe mektupta "devlete taraf olması gerektiği"ni hatırlatıyor.
Devleti temsil eden Cumhurbaşkanı ise "hukuk kuralları içinde" cevabını veriyor.
Bu işler, bugüne kadar gizli oturumlarda çözümlendiği ve devleti yönetenler arasında, gereğinde devlet çıkarı için hukukun ve kuralların çiğnenebileceği yolunda bir konsensus bulunduğu için pek göze çarpmıyordu.
Ama şimdi Çankaya'da hukukun üstünlüğüne inanan bir Cumhurbaşkanı var.
KİTABINA UYDURMA DÖNEMİNİN SONU
Bugüne kadarki uygulama "kitabına uydurma" formülüne göre işliyordu.
Türkçe'ye yerleşmiş olan bu deyim, mevcut durumu hukuka uyumlu hale getirmeyi değil, tam tersini işaret ediyor.
Yani hukuku isteklere göre yorumlamak.
Kısacası olup biteni kitabına uydurmak.
Şimdi öyle anlaşılıyor ki en azından Çankaya açısından kitabına uydurma dönemi sona erdi.
***
Hükümetle Cumhurbaşkanı arasındaki bir başka sorun da iletişim.
Bunu sadece Cumhurbaşkanı ile Başbakan'ın yüzyüze görüşüp görüşmemesi anlamında söylemiyorum.
Hükümet Cumhurbaşkanı'na bir mektup yazıp görevlerini hatırlatıyor ve daha Cumhurbaşkanı bu metni almadan gazetelerde yayınlandığını görüyor.
Böyle bir mektup ancak ilgili makamın izni alınarak başka kişilere verilebilir.
Kural budur.
Ama kuralların vahşice çiğnendiği Türkiye'de, Cumhurbaşkanı hükümetin kendisine gönderdiği mektubu gazetelerde okumak zorunda kalıyor.
Ve ilk görüşmede, bu tavrını eleştiren bir jest yapıyor.
Başbakan köşk çıkışında "Cumhurbaşkanı henüz bizim gönderdiğimiz metni incelememiş!" demek zorunda kalıyor.
Yani Cumhurbaşkanı çok ince bir şekilde, basın yoluyla haberleşmeyi kabul etmediği mesajını veriyor.
Bu yazışma usulünü onaylamadığını hatırlatıyor.
Kısacası Cumhurbaşkanlığı hukuk ve kurallar diyor, hükümet ise eski tas eski hamam diye tutturuyor.
Buna yol ayrımı demezsiniz de ne dersiniz?
Unutmayalım ki hükümetin görev süresi bir kaç yılla sınırlı ama bu ilkelere sahip olan Cumhurbaşkanı yedi yıl daha Çankaya'da. Acaba 2007 yılından geriye baktığımızda Türkiye'de neleri değişmiş bulacağız?
Bunu çok merak ediyorum.