Sandy Burger.. Başkan Clinton'un Ulusal Güvenlik Danışmanı..Parris.. ABD'nin Ankara büyükelçisi..
Ve ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan tanıdık başka isimler..
Yer: Washington ve Ankara..
Washington'da, artık tanıdığınız Beltway ekibinden ulaşabildiğimiz bir dostumuza telefon edip soruyoruz:
"What's up? Ne oluyor? Nedir bu trafik böyle?"
ABD büyükelçimiz olan dostumuz Baki İlkin, şu sıralar Bodrum'da.. Ona da özel haberlerimiz var.. Neyse, İlkin, herkesin Cennet, ama Dışişleri mensuplarının Cinnet diye adlandırdıkları yerde tatilde.. Bir yer düşünün ki herkes diplomat.. Hepsi bir arada.. Birbirini seven, sevmeyen.. Birbirinin koltuğunda gözü olan, olmayan.. Böyle bir yerin adı Cinnet olmasın da ne olsun?
Cinnet'i kendi haline bırakalım ve gelelim Ankara ile Washington arasındaki bu karmaşık, krizli, dönemli trafiğin nedenine..
Efendim, geçenlerde , Eco-Sezo gerilimi sonrası "Biz krizsiz yaşamıyoruz" demiştik ya, işte buna bir başka örnek de bizim Dışişleri Bakanlığı'dan.. Durup dururken çıkan bir kriz...
Bakanlık koridorlarında, kapalı kapılar arkasında ne oluyor diye şöyle bir kulak kabarttık.. Amerika ile yakından ilgili olanların kullandığı tanımlama ile, Jewish Harvard'ı denilen Brandeis Üniversitesi'nde okumuş olan ve şimdi bizim Dışişleri'nde çok önemli bir koltukta oturan diplomatımızı büyüteç altına aldık..
Konu şu: Bizim Ankara, durup dururken, birdenbire, Bağdat'a büyükelçi göndermeye kalktı..
Neden? Belli değil..
Ne çıkarımız olacak? Hiç..
Bırakın çıkarı, Ankara'nın anlaşılmasına imkan olmayan bu garip isteği ortalığı karıştırdı.. Başımızı ağrıttı..
Bakanlıkta sağduyu sahibi olarak kalanlar, hemen ayağa kalkıp, bu uygulamaya şiddetle karşı çıktılar..
Bu arada, unutmadan ekleyelim, Suriye'ye yeni atanan büyükelçimiz de fırtınalar yarattı. Hadi, kolu kırıp yenin içinde tutalım ve fırtınanın nedenini yazmayalım.. Bilen bildiği ile kalsın.. Ne de olsa, son tahlilde Dışişleri Bakanlığı'nın, Türkiye'nin gözbebeği bir bakanlık olması lazım. Diplomatlarımızla 25 yılı aşkın süre birlikte olunca, ister istemez yerleşiyor bu duygu..
Neyse dönelim Bağdat'a büyükelçi atanması girişimine.. Vallahi tebrik ederiz.. Hangi sersem kafanın ürünü ise, o kafayı ik kere tebrik etmek lazım.. Dahilik ile sersemlik arasında çok ince bir çizgi vardır..
Türkiye'nin başını belaya sokmak için gayet isabetli bir girişim bu.. Özellikle ABD Başkanlık seçimi aşamasında iken, Ermeni ve Rum lobisinin bütün ağırlığını bizim aleyhimize çalıştırdığı dönemde, yapılacak en akılsızca iş bu..
Sandy Burger'ın mesajı, Parris'in Ankara'daki girişimleri, şimdilik, Washington-Ankara krizini bir noktada tutmaya yaradı o kadar.. Şimdi büyükelçi Parris "Sedat yine nereden duydu bunu?" diyecek mutlaka.. Çünkü diplomatik girişimlerinin basına yansımasını hiç istemeyen bir yapısı var..
Hadi bakalım Brandeis'li olan ve önemli koltukta oturan diplomatımız.. Bazı platformlardaki özel konuşmalarınız bana anlatıldı.. Bunu durdurmanız, son zamanlarda Türkiye'ye yapılacak en büyük iyiliklerden biri olacaktır..
Siyasilere bunu iyi anlatırsanız, onlar da anlayacaklardır, buna inanıyoruz..