kapat

18.08.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Arbeta
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
ÇETİN ALTAN(caltan@sabah.com.tr )


Bir İstanbul depreminde kaç bin kişi ölecek acaba?

Kara ağızlı olmak istemeyiz ama ergeç İstanbul'a da 7 şiddetinde bir deprem vuracak... Sadece bunun zamanı bilinmiyor; belki 10 yıl içinde, belki 20 yıl içinde...

Böyle bir deprem İstanbul'a vurduğunda, kaç bin yapı yıkılacak, kaç bin kişi ölecek?

Ola ki, bunların hesabı da, şimdiden gizli gizli yapılıyor bir yerlerde...

Bir İstanbul depreminde neden o kadar çok insan ölecek ve neden o kadar çok yapı yıkılacak?

Sorun burada...

Sorun burada, çünkü biz 20. Yüzyılı da "Önce vatan" nutuklarının arkasına saklanarak tam bir fiyaskoyla ıskaladık...

Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte Padişah'ın şahsına ait vatan topraklarının mülkiyeti, "Hazine arazisi" etiketi altında, iktidar siyasetçilerinin tasarrufu altına girdi... Son 70 yılda Hazine arazilerinin kullanımı ve mülkiyeti kimlere ihsan edildi?

Padişah'ın şahsına ait "Hazine-i hassa" da, "Devlet bankaları" etiketi altında, yine iktidar siyasetçilerinin Ğbüyük ölçüde- tasarrufu altına girdi...

Ve "karma ekonomi" adı altında, iktidar siyasetçisi eliyle kişi zengin etme yöntemi, bir kalkınma yöntemi sayıldı.

20. Yüzyıl boyunca böylesi bir talan düzenini eleştirenler hiç olmadı mı?

Olmaz olur mu; oldu tabii...

Peki, bu talan düzenini eleştirenler ne oldu?

Onlar, ağır ceza mahkemelerinde, cezaevlerinde süründürülüp durdu ve birer çilekeş oldu..

Nadir Nadi ile Türkiye siyasetinin tam bir "otofaji", "kendi kendini yiyererek bitirme" olduğundan yakınırdık.

Bir gün de, eski Meclis'deki CHP grup odasında İsmet Paşa'ya:

- Ankara'nın başkent olmasıyla hemen artan arazi fiyatlarından acaba kimler yararlandı, diye sormuştum...

Paşa şu yanıtı vermişti:

- Senden yana olanlara hiç bir olanak sağlamıyorsan, neden senden yana olsunlar ki?

20. Yüzyıl boyunca bu tür konuları kurcalayanlardan kimler tıkılmadı ki içeri?.. Ozanlar, yazarlar, ressamlar, aktörler, düşünürler, bilimciler v.s.

Karpiç akşamlarında da Akagündüz'le Ankara oligarşisinden söz ederdik..

Çok az konuşan Akagündüz, Ankara oligarşisini simgeleyen bazı fıkralar anlatırdı.

Bunlardan biri şuydu:

Büyük bir konağa aşçı çırağı olarak giren bir köy delikanlısı, bahçedeki çeşitli tavuklar arasında "tepeli" olanları göstererek, aşçıbaşına sormuş:

- Bunlar nedir?

Aşçıbaşı:

- Bunlar onlardır, demiş.

- Ya tepelerindeki?

Aşçıbaşı:

- Onlar, demiş, onlarsız olamazlar...

- Peki adları yok mu bu tepeli tavukların?

Aşçıbaşı:

- Ben de bilmiyorum, demiş, Paşa'ya sormak lazım...

- Paşa bilir mi?

- Paşa da bilmez, ama ne diyorsa doğru sayılır...

Ne Bizans ozanları salt İstanbul üstüne şiir yazmışlardır, ne Osmanlı ozanları... İstanbul üstüne şiirler yazmış ilk neoklasik ozan Yahya Kemal'dir.

Yahya Kemal, Ankara'yı öven şiirler yazmadığı için, neye mahkum edildi biliyor musunuz?

Geçinebilmek için Kavaklıdere şaraplarının reklamını yapan dizeler yazmaya:

"Biz veda etmek üzereyiz kedere

Getir ahbaba bir Kavaklıdere"

Bir İstanbul depreminde neden o kadar çok insan ölecek ve neden o kadar çok yapı yıkılacak?

Yanıtını kendiniz bulabiliyor musunuz şimdi?

Ankara oligarşisi asla "Hukuk"a inanmadığı ve asla çağdaş bir saydamlığa yanaşmadığı için...

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır