kapat

18.08.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Arbeta
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
GÜNGÖR MENGİ(gmengi@sabah.com.tr )


Saatli bomba

Randevu sorunu aşıldı ve memurlarla ilgili kararname krizinde başa dönüldü. Yani asıl sorun duruyor.

Siyaset iki ihtimalli bir sonucun, meraklı, biraz da gergin bekleyişine yeniden girmiş bulunuyor.

Devlete sızmış bölücü ve irticacı memurların işten atılmasını öngören KHK, Çankaya'da bekleyen bir "saatli bomba" gibi. Patlaması önlenebilecek mi, patlarsa ne zaman patlayacak; bunlar belli değil.

Çözüm, Cumhurbaşkanı'nın onayını alıp yürürlüğe girmesidir.

İhtilafın kazandığı siyasi boyut, KHK'nin devlet güvenliği ile ilgili içeriği kadar, hatta ondan da fazla önem kazandı. En azından hükümet olaya böyle bakıyor. Ecevit yaptıkları son görüşmede Cumhurbaşkanı Sezer'e bu hassasiyetlerini aktardı.

Peki Cumhurbaşkanı'nın bir defa veto ettiği bu kararnameyi ikinci kez geri çevirmeyeceği ve imzalayacağı beklenebilir mi?

Tavırlar ve telgraf metnini andıran karşılıklı kısa cümleler, çok ümit verici değil.

Olacak şey değil

Cumhurbaşkanı Sezer, Başbakan Ecevit'e şöyle demiş:

"Kararnameyle birlikte gönderdiğiniz bilgi notunu henüz okumadım. Okuyup yeniden değerlendireceğim."

Ortada devlet güvenliğini korumaya yönelik ciddi bir tedbir var, bu olay Cumhurbaşkanlığı ile hükümet arasında tatsız bir bunalım yaratmış, toplum, siyaset ve bürokrasi soruna kilitlenmiş, ekonomi bu krizin doğurabileceği sonuçların karabasanı yüzünden etkileniyor..

.. Ve önüne gelir gelmez bir solukta okuması beklenen 3-5 sayfalık bilgi notunu Cumhurbaşkanı okumadığını söylüyor.

Bu, akla sığan bir şey değil!

Belli ki zamana oynayacak.

Bu şekilde ne elde edileceğini Sezer ciddi olarak düşünmek durumunda.

Sorunun uzaması, dinci kesime yatırım yaparak ucuz kahraman olmak isteyen siyasetçileri tahrik etmek, tehdidi ve bunalımı derinleştirmek dışında ne getirecek?

Hukukun üstünlüğü mü kanıtlanacak?

Yaman bir çelişki

Anayasa, Cumhurbaşkanı'na KHK'leri veto etme yetkisini tanımıyor ama Sezer kararnameyi, yasaya özgü işleme tabi tuttuğu için geri gönderdi.

Bu görüş kabul edilebilir.

Çünkü bu krizin ikiye böldüğü hukukçuların bir kanadına göre hükümet bu KHK'yi, meclisten çıkardığı yetki yasasına dayanarak hazırladı.

Yani bu bir anlamda, yetki yasasında belirtilen konulardaki yasama yetkisini meclisin hükümete devretmesidir.

Meseleye bu açıdan bakıldığında Cumhurbaşkanı'nın vetosu Anayasa'ya uygundur. Ama Anayasa aynı yasanın ikinci kez veto edilemiyeceğini de yazıyor.

Şimdi ne olacak?

Bu durumda ikinci veto veya uzatarak çürütme, onu Anayasa Mahkemesi'nin yetkilerini kullanmanın yanlışına düşürecektir. "Cumhurbaşkanı'nın yetkileri fazla, azaltılmalı" diyen Sezer için yaman bir çelişki doğacaktır.

"Acaba Sezer, söylediğinin aksine, devletin bölücü ve irticacı memurlardan ayıklanması gereğine mi karşı?" şüphelerini de davet edecektir.

Son itiraz gerekçesi "Hükümet, KHK'yi hazırlarken meclisten aldığı yetkiyi aşmış" iddiası olabilir.

O görev ve yetki de kendisinin değil, Anayasa Mahkemesi'nindir.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır