Sezer fark edilmedi
16 Kasım 1999. Clinton, İzmit'te sicim gibi yağan yağmur altında, tüm dünyanın kalbini fethediyor. Hava soğuk, ilişkiler sıcak...
17 AĞUSTOS 2000. Sezer, ilk kez deprem bölgesinde. Protokolü elden bırakmıyor. Hava 30 derece ama ilişkiler soğuk...
VE KÜÇÜK KUMSAL. Çadırı korumalarca sıkı kontrolden geçirilen Kumsal heyecanla bekliyor. İki çift tatlı söz için. Bulamıyor...
Tarih 16 Kasım 1999. Yer İzmit Doğukışla çadırkenti. Düzce'yi yerlebir eden 12 Kasım depreminin üzerinden henüz 4 gün geçmiş. Moraller sıfır. O gün çadırkentte ayrı bir heyecan var. Çünkü önemli bir konuğu ağırlamaya hazırlanıyor depremzedeler: ABD Başkanı Bill Clinton.
Hava yağmurlu ve serin. "Başkan ziyaretini iptal eder mi" sorusu meraklandırıyor depremzedeleri. Bir süre sonra Clinton, eşi Hillary ve kızı Chelsea ile geliyor Doğukışla'ya. Tur sürerken çocuklar "We love you-Seni seviyoruz" diye tezahüratlar yapıyor.
ÇADIRDA ÇAY
Programda Clintonlar'ın ziyaret edeceği bir çadır da var. Ziyaretten bir gün önce ABD Ulusal Güvenlik Dairesi ekiplerinin güvenlik önlemlerini sıkıca denetlediği Gençenler Ailesi'nin çadırına giriyor Clinton. Kendisine ikram edilen çayı büyük bir keyifle içiyor. Clintonlar ardından kendileri için hazırlanan kürsüye gelip, depremzedelere hitap ediyorlar. Yaptığı konuşmaya nutuk demek mümkün değil. Sanki sohbet ediyor acılı halkla.
YAĞMURA RAĞMEN
Konuşmadan sonraki manzara ise hala hafızalarda. Başkan ve ailesi çadırkentin meydanındaki kalabalığın arasına karışıyor. Kendilerine uzatılan elleri büyük bir sıcaklıkla sıkıyorlar. Sicim gibi yağan yağmur bile bu sıcak iletişimi engelleyemiyor.
O sırada Başkan'ın gözü bir depremzede kadın ve kucağındaki çocuğa takılıyor. Doğukışla'nın hemen yanında kendi imkanlarıyla bir çadır kurup barınmaya çalışan Şennur Işık ve kucağındaki minik Erkan'a. Polis barikatını aşamayan anne-çocuğun yanına getirilmesini istiyor Başkan. Eşine "It's a baby-Bu bir bebek" diyor ve 7 aylık minik Erkan'ı kucağına alıyor. Erkan önce şaşırıyor, sonra elini uzatarak Başkan'ın burnunu sıkıveriyor. İşte o kare dünyanın pek çok gazetesinde birinci sayfadan yayınlanıyor.
Doğukışla büyülenmiş gibi. Bu kısa ziyaret sırasında insanlar neredeyse acılarını unutuyor. Başkan "We love Clintion" yazılı pankartı görünce iyice keyifleniyor. Adını yanlış yazan bu sempatik miniklerin hatırını soruyor. Onlara "Size Amerikalı çocukların selamını getirdim. Kalpleri sizinle. Bir an önce evlerinize dönmenizi diliyoruz" mesajını veriyor.
O büyülü dakikalar sanki saniyeler gibi hızla akıp geçiyor depremzedeler için. Başkan Doğukışla'dan ayrılıyor. Ayrılıyor ama gönülleri de fethederek.
VE SEZER BÖLGEDE
Tarih 17 Ağustos 2000. Yer, depremden en ağır hasarı gören yerleşim birimlerinden Adapazarı. Yine heyecanlı bir gün. Kayserili hayırseverlerin yaptıracağı 294 kalıcı konutun temeli atılacak. Konuk yine çok önemli. 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer. İzmit'teki Mehmetçik çadırkentinde farklı bir heyecan yaşanıyor. Sezer babaannesiyle yaşayan 6 yaşındaki küçük Kumsal Köksal'ı ziyaret edecek. Kumsal'ın yaşadığı çadır sevimli mi sevimli. Verandasındaki çiçekleriyle sanki yazlık ev gibi.
Sezer saat 12.00'de Ata uçağıyla iniyor İzmit Cengiz Topel Havaalanına. Oradan bir helikopterle Karamanlı köyüne geçiyor. Küçük Kumsal ve babaannesi Mehmetçik çadırkentinde dakikaları sayıyor. Herkes yine Clinton'ın ziyaretine benzer bir görüntünün peşinde. O da ne? Çadıra birkaç güvenlik görevlisi gelip küçük Kumsal'ı alıp gidiyor. Adres, Sezer'i taşıyan helikopterin ineceği alan. Küçük Kumsal her şeyden habersiz protokole dahil oluyor.
Bir müddet sonra Sezer'in helikopteri iniyor. Yine aynı protokol. Kumsal arada kaynıyor. Beklenen buluşma gerçekleşemiyor. Duruma İzmit Valisi el koyuyor ve Kumsal'ın çadırına gönderilmesi talimatını veriyor. Kumsal "paketlenip" babaannesinin yanına gönderiliyor.
KURU SOHBET
Zorunlu protokol gerekleri tamamlandıktan sonra, Sezer Mehmetçik çadırkentini gezmeye başlıyor. Yolu Kumsal'ın yaşadığı çadıra da düşüyor. Kendisine dünkü SABAH'ın manşetindeki küçük kızın bu çadırda yaşadığı hatırlatılıyor. Cumhurbaşkanı çadıra doğru yöneliyor. Tabii korumaları, yerel yöneticiler ve medya da onu izliyor. Sezer, çadırda Kumsal ve babaannesinin hatırını sorarken, basın ve protokol güzelim verandayı sanki yeni bir deprem olmuş gibi harap ediyor.
Sezer kısa ve kuru sohbetin ardından babaanneye içinde 50 milyon lira olan bir zarf bırakıp çıkıyor.
Hava en az 30 derece. Ama ortam o kadar soğuk ki. Depremzedeler, iki çift tatlı söz, sıcak bakışlar ve iletişim arıyor. Clinton'ın ziyaretindeki gibi... Maalesef bulamıyorlar...
Bengüç ÖZERDEM
|