kapat

16.08.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Arbeta
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
İLKER SARIER(isarier@sabah.com.tr )


Yapılanma felaketi

Geçen yıl bu gece yarısı, büyük bir sarsıntı ile uyandık.Kısa sürede, ulusal bir felaket yaşadığımızı anlayıp, kahrolduk...

Binlerce insanımızı kaybettik.

Yüzbinlerce insanımız da, acılar, korkular ve maddi imkansızlıklar içine sürüklendi.

Bu kadar büyük bir felaketten sonra önümüze dört aşamalı bir eylem planı çıkıyordu.

Birinci aşama...

Açılan acil yaraları kapatabilmek için, ulusal ve uluslararası bir refleksle büyük bir yardım kampanyası başlatmaktı... Bu aşama başarıyla geçildi.

Daha ertesi gün sayısız hesaba para akmaya başladı, binlerce kamyon, deprem bölgelerine yardım malzemesi taşımaya başladı.

60'tan fazla ülkeden de Türkiye'ye 4 milyar dolara yakın maddi yardım yapıldı.

"İnsanlık ruhu" yüzde yüzdü, Türkiye çok ağır bir ulusal sınavı başarıyla geçmişti.

İkinci aşama ise..

Devletin ve sivil toplum kuruluşlarının önderliğinde, yeniden yapılanma seferberliğinin başlatılması ve depremden büyük zarar gören ailelerin "eski hayatına çok yakın" şartlara bir an önce kavuşturulmasıydı.

Lakin bu noktada devletin, yüzde 100 başarı gösterdiği söylenemez.

Gönderilen 4 milyar dolar para ile, tanesi 20 bin dolardan, üstelik de ahşap değil betonarme olmak üzere, 200 bin kalıcı konut yapmak mümkün olduğu halde, ancak 20 bin civarında ahşap kalıcı konut yapılabildi.

Sorun, maddi imkansızlıktan ziyade, devletin çok büyük organizasyonlara karşı hazır ve koordine olmayışında yatıyordu.

O kadar ki, çok sayıda hesaba yayılan maddi yardımları bir çatı altında toplamak bile, aylarca zaman aldı.

Üçüncü aşamaya geçmeden önce, dördüncü aşamada varılan fiyaskoya değinip, sonra üçüncü ve en önemli aşamaya geçelim.

Depremde, diktikleri binalar kişisel hataları ve kusurları yüzünden yıkılan ve insanların ölümüne neden olan müteahhitlerin yargılanması aşamasında tam bir skandal yaşandı.

Yargılama, gerektiği hızda ve yaygınlıkta yapılamadı.

Adalet iyi ve hızlı işlemedi ve toplum vicdanını rahatlatacak bir sonuç doğuramadı...

Yani topluma, "Bundan sonra hiçbir müteahhit hırsızlık yapamayacak" duygusu verilemedi..

Geldik en önemli aşamaya...

Depremden sonra bütün bölgeleri adım adım gezdim ve gördüklerimi Sabah'ta kaleme aldım.

Çıkardığım en büyük sonuç şuydu:

Bu felaketi yaratan faktör, "deprem" değil, "yanlış yapılanma ve kontrolsüz konut üretimi" idi...

İskan için seçilen yerler doğru olsa idi, bu konuda devletin temel bir planı bulunsa idi ve imal edilen konutlar, mühendis ve mimarların kesin kontrolü altında olsaydı, bu büyük depremde bile bir tek kişinin burnu kanamayabilirdi.

Deprem incelemesi yapılmadan imara açılan semtler, sorumsuz ve plansız apartmanlar, alıcıların deprem bilincinden yoksun oluşu ve hırsız müteahhitlerin varlığı, elele vermiş ve büyük bir felaket yaratmıştı.

Ne yazık ki, bir yıl sonra bugün de, deprem kuşağında bulunan Türkiye'nin, yapılmış ve yapılacak binaları gerçekten bir "deprem sügecinden" geçireceğine benim inancım yok...

İnsanın yüreğini acıtan da işte bu!

Korkarım, bir yıl sonra da, aynı konuları konuşup duracağız...

Çünkü hala, ne ayaktaki binaların, ne de yapılacak binaların "depreme dayanıklı" yapılacağından eminiz...

Bundan emin olamadığım için, kampanyaya rağmen bu gece evimde ışık yakmayı düşünmüyorum. İnadına, vurup kafayı yatacağım...

Türkiye'de hala "kaderci" zihniyetlerin hakim olmasına başka nasıl isyan edebilirim?..

Unutma
Talihliler, piyan-go ve lotoda 2 trilyon lira unut-muşlar... Paraya ihtiyacı olmayan-lar oynamasın şu mereti!

İstikrar
SEKA, geçen yılki 4.5 trilyonluk zararında kalabilirse başarı ödülü alacakmış... "Zarar'da

istikrar" ödülü...

Davulcu
Zeynep Özal'ın son sevgilisi bir gazeteciyi pataklamış... Halbuki davulcu Asım ne kadar medeni

insandı!

İçimize fenalık geldi
NTV istasyonu başarılı haber organlarından biri...

Günün geniş saatlerinde zaman zaman tekrara düşüyorsa da, profesyoneller için vazgeçilmez bir beyaz cam olabildiği için, bu "haber tekrarlarını" ister istemez sineye çekiyoruz.

Çünkü biliyoruz ki, yarım saatte bir ekrana gelen haber gündemini her defasında yepyeni haberlerden oluşturmak kolay değil...

Fakat NTV'yi yöneten arkadaşlara güncel bir eleştirim var...

17 Ağustos felaketinin yıldönümü dolayısıyla, deprem konusuna girdiler...

Ama öyle bir girdiler ki, üç gündür içimiz dışımız deprem oldu.

Fenalıklar geçirecek hallere düştük..

Çünkü, bir olayı "felaket" bile olsa, üç günlük yayınlara yaymanın mantığı yoktu.

Söylenecek sözler, verilecek rakamlar ve ortaya konulacak öneriler bir yıldır aşağı yukarı zaten tükenmişti.

Mesele hatırlatmak ise, bu kadarı fazla...

Diyelim, 14-15 ve 16 Ağustos'ta durmadan depremi hatırlattın, saatlerce yayın yaptın, 17 Ağustos'ta ne yapacaksın?..

Herhalde depreme devam etmeyeceksin...

Öyleyse bu yıldönümünü bu kadar uzatmamın alemi ne?.

Önemli bir hatırlatmayı, "korku ve endişeye" dönüştürmenin hiç gereği yoktu. Vur dediler mi bazen öldürüyoruz!

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır