|
|
Uzlaşma arayışı
Köşk kaynakları: Hukuk tekniğinde doğru olan hayatta karşılığını bulmayabilir. Sezer, Ecevit'le görüştükten sonra ülke gerçeklerine en uygun kararı verecek
İçişleri Bakanı Sadettin Tantan, Pazartesi akşamı, tam Başbakan Bülent Ecevit'in "imzalanması Anayasal bir zorunluluktur" gibi katı bir yazıyla memur kararnamesini ikinci kez Köşk'e gönderdiği sıralarda, Cumhurbaşkanı Genel Sekreteri Kemal Nehrozoğlu ile bir görüşme yapıyor. Tantan ve Nehrozoğlu arasında konuşulan konulardan biri de, "krizin ülke için yararlı olmayacağı" oluyor. Tantan, Sezer'in Ecevit'le, "Perşembe dışında ve Sezer'in kararından önce görüşmelerinin" bir yolu olup olmadığını soruyor.
Sezer'in söylediği süreden önce Ankara'ya dönüşünün zaten bir görüşme niyeti taşıdığını bilen Nehrozoğlu konuyu Cumhurbaşkanı'na iletiyor. Bunu izleyen saatlerde, Cumhurbaşkanı Özel Kalem Müdürü Tacan İldem ve Başbakan Özel Kalem Müdürü Zeynel Yeşilay arasındaki görüşmeler sonucu Sezer ve Ecevit'in Çarşamba günü 11.30'da görüşmesi kararı çıkıyor.
Ecevit, bu haberi Salı sabahı, Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık basın bürolarına bırakmadan kendisi açıklıyor. Kararname krizini aşmak için ilk adım işte böyle atılıyor.
Ancak bu yumuşama görüntüsüne karşın, kararname krizi hala orta yerde duruyor. Şimdiye dek Ankara, Sezer'in memur kararnamesini ikinci kez geri gönderip göndermeyeceğini konuşuyordu? Dün bu soruya iki yenisi eklendi:
Birincisi, Cumhurbaşkanı Sezer kararnameyi geri çevirmez,elinde tutarsa ne olacak?
İkincisi, Cumhurbaşkanı Başbakan'a bir orta yol önerirse ne olacak?
İMZA TARTIŞMASI
Anayasa'nın 89'uncu Maddesi, Cumhurbaşkanı'na kanunları incelemek için 15 gün süre tanıyor. Cumhurbaşkanı bu süre sonunda kanunu Meclis'e "yeniden görüşülmek üzere" geri gönderebiliyor. Ama Meclis kanunu ikinci kez aynen Cumhurbaşkanı'na gönderirse, imzalamaktan başka yapacak bir şey kalmıyor.
Anayasa'da KHK'lere ilişkin bu tür bir düzenleme ise bulunmuyor.
Anayasa'nın 91'inci Maddesi'nde Cumhurbaşkanı'na KHK'ları veto hakkı verilmemiş. 104'üncü Madde'de de KHK'ları onaylamama gibi bir yetki yazılmamış.
Ancak, Cumhurbaşkanı'nın KHK'ları imzalamadan elinde tutması üzerine yazılı bir hüküm yok. İşin püf noktası da işte burada.
ZOR SORULAR
Sezer, Anayasa'ya göre, kararnameyi istediği kadar, hatta Meclis'in 29 Haziran'da hükümete verdiği 6 ay boyunca KHK çıkarma yetkisinin dolduğu Aralık sonuna dek bekletebiliyor. Peki tutacak mı?
Köşk kaynakları, "Teknik olarak isterse sonsuza kadar tutabilir" diyor. Ancak bu sürede yapılması beklenen en az 10 Cumhurbaşkanı-Başbakan görüşmesi, 10 Cumhurbaşkanı-Genelkurmay Başkanı, Meclis Başkanı görüşmesi, beş Milli Güvenlik Kurulu Toplantısı nasıl bir havada yapılacak? Sezer, Anayasa'nın 104'üncü Maddesi'nin kendisine yüklediği "devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetme" görevini bu koşullarda nasıl yerine getirebilecek?
ECEVİT'LE RANDEVU
Köşk kaynakları, şu saptamayı yapıyorlar: "Hukuk tekniğinde doğru olan her şey, hayatta karşılığını bulmayabilir. O yüzden Cumhurbaşkanı Başbakan'la görüştükten sonra ülke gerçeklerine en uygun kararı verecektir."
- Peki ülke gerçekleri ne?
- Ülke gerçeklerinden kasıt, uzlaşmadır.
- O zaman Cumhurbaşkanı kararnameyi imzalayacak mı?
- Ona kendisi karar verecek. Ancak uzlaşma mutlaka aynı fikirde olmak anlamına gelmez. Ama mutlaka bir noktada uzlaşma olacaktır.
UZLAŞMA NOKTASI
Bu sözler, Sezer'in KHK üzerinde "kararnamenin ruhunu değiştirmeden" yapılacak bazı değişikliklerle, onayını verebileceği şeklinde yorumlanıyor. Sezer yarın Ecevit'e böyle bir uzlaşma formülü önerebilir. Buna karşın Ecevit, Sezer'e, Hizbullah militanlarının devlet örgütlerine nasıl sızdığını gösteren yeni bulgularla Sezer'i ikna edebilir. Ya da Sezer'in önerilerini inceleyip kabul edebilir. Ecevit'in dünkü açıklamasında, "üç parti arasındaki uyumlu çalışmanın, Cumhurbaşkanı ile de yürütülebileceğine" inandığını söylemesi, Sezer'deki uzlaşma arayışının Ecevit'te de olduğunun işareti. Her iki durumda da son üç haftadır ülke siyasetini kilitleyen kararname krizi çözülmüş olur. Ya da her iki taraf da tutumunda ısrar eder ve Türkiye işte o zaman devlet krizinin ne olduğunu görür.
MURAT YETKİN
|
Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|