kapat

15.08.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Arbeta
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
RUHAT MENGİ(rmengi@sabah.com.tr )


Battal Köyü'nün feministleri

Son günlerde dayak olayı en az Cumhurbaşkanı Sezer'in Başbakan Bülent Ecevit'le saklanbaç oynaması, Ecevit'in bir yandan irticacı memurlarla ilgili KHK'nın çıkması için uğraşırken diğer yandan irticayı teşvik eden, belgelenmiş konuşmasıyla DGM'nin tutuklattığı Gülen'e üzülmesi kadar gündemde. Diyanet'in dayak konusunda yaptığı açıklamalardan, dansöz Asena'nın İbrahim Tatlıses tarafından dövülmesine kadar muhtelif fırsatlarla taşınıyor haberlerin "Top 10" listesine dayak.

Bunlar arasında bence en önemlisi Gaziantep'in Battal Köyü'nde kadınların toplu olarak yaptığı dayak protestosu. Türkiye tarihinde ilk kez bir köyün kadınları ellerinde "Kahrolsun dayak", "Dayağa hayır" pankartlarıyla, bağıra çağıra dayağa karşı çıktılar. Türk kadınının bunca zaman sonra, nihayet 2000 yılında, bir köşede oturmuş sessiz sedasız kendilerini izleyen erkeklerinin gözleri önünde böyle bir yürüyüşü gerçekleştirmesi çok önemli bir olaydır.

Yıllardır kadının eşi tarafından dövülmesini engellemek, bu çağdışı olaya köklü bir çözüm sağlayabilmek için yazdık. Bakanlarla, Adalet Komisyonu başkanlarıyla defalarca konuştuk. Sonunda ilgili yasanın çıkartılmasını sağladık. Ama bizde yasalar uygulanmadığı, karakollarda, adliyelerde kadına hep ikinci sınıf vatandaş muamalesi yapıldığı için, erkeğin, nikah kıyılır kıyılmaz kendi malı saydığı eşini dövmesini yine de engelleyemedik.

Dayak Kur'an'da var
Türkiye Arap ülkeleriyle kıyaslandığında her ne kadar Kuran'ı ve dini içinde bulunduğu çağa göre yorumlayan bir ülke durumunda ise de kutsal kitabımızda kadının hep erkekten sonra gelen, erkeğe boyun eğen cins olarak belirtilmiş olmasının ve dayakla ilgili surelerin etkisi ile geçmişten gelen alışkanlığı sosyal yaşamda kendini göstermeyi sürdürüyor. Gerçekten de Kur'anın birçok suresinde erkek imtiyazlı sınıf, kadın ise erkeğin hizmetine ve emrine verilmiş konumda. "Ey İnananlar" hitabıyla başlayan ayetlerin neredeyse yüzde 90'ında bu hitap erkekleri kapsıyor. "Kadınlar" veya "eşler" olarak karşı cins arkadan geliyor. "İnanmış Kadınlar" deyimi bile erkeklere hitabedilen ayetlerde, üçüncü şahıslar olarak kullanılmış.

Dayağa gelince, "Kemikleri kırmadan, surata vurmadan, nazikçe(!)" yapıldığı takdirde caiz. Kur'anda durum böyle olduğu için Müslümanlığın, kitabına tam uygun olarak uygulandığı ülkelerde gerçek erkek karısına dayak atabilecek kadar sert erkek olarak algılanmış ve böyle algılanmaya devam ediyor. Dayağı yiyen kadınlar ise din de izin vermiş olduğu için buna karşı çıkma hakkını kendinde görmüyor, kaderine razı oluyor.

Türkiye nasıl model olacak?
Biliyorsunuz, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz "Müslümanlıkta reform gereklidir. Bütün dünyada geçerli olacak yepyeni bir İslam anlayışıyla ortaya çıkacağız" dedi ve 81 il müftüsünün 10 maddelik sonuç bildirgesi açıklandı. Buna göre "Farklı yorumlardan dolayı çekişmelere yol açan kavramlar düzeltilecek, uydurma hadisler ayıklanacak ve Kur'an bilimsel gelişmelerin ışığında yeniden yorumlanacak.

Umarız bu çalışma yapılırken önce Diyanet İşleri kendi içindeki çelişkileri düzeltir. Hatırlayacaksınız, Diyanet Vakfı İkinci Başkanı Kemal Güran "Kadın dövülür" sözüyle tartışma yaratmış, bunun üzerine "Ben uydurmadım, Diyanet'in resmi yazılarında yer alıyor, ayrıca 'İnsan eşini nasıl döver' diye hadis var" demişti. Dayağın Başkan Yılmaz'ın yazdığı Kur'an mealinde ve kendi yazdığı kitapta da yer aldığını söylemiş "Yazdıklarınızı siz de yapıyor musunuz?" sorusuna ise "Olabilir mi, Müslüman ve benim gibi bir hocanın yapması mümkün mü" cevabını vermişti.

Peki, madem ki aydın bir Müslümanın böyle bir şey yapamayacağını düşünüyor "Kadını dövebilirsiniz" dediği kesim kim?

Cahil Müslümanlar mı?

Müslümanlığın en son ve en gelişmiş din olduğuna inanmakla birlikte Kur'anda kadının erkeğin gölgesi, kölesi, dayak atılabilecek cins olduğuyla ilgili bölümlere ben inanamıyorum. Diğer Müslüman kadınların buna inanabileceğine de inanmıyorum.

Televizyon Battal Köyü kadınlarının dayak protestosunu "Antepli Feministler" sözüyle verdi. "Dayak yemek" gibi onur kırıcı bir olaya karşı çıkmanın feminizmle ne ilgisi var?

İnsan olmak yeterli değil mi?

Çeşme.. Bodrum!
Neredeyse iki yıldır gidemediğim Çeşme'ye üç günlük bir kaçamak yaptım. İyi ki gitmişim ve iyi ki yine Altın Yunus'ta kalmışım. Manzara güzel, plajı harika, servis çok iyi. En iyisi ise Baküs'teki yemek ve müzik. Pazar akşamları İstanbul Moda Klübü'nü gitarı ve şarkılarıyla büyüleyen Atilla Demircioğlu hafta içinde de Altın Yunus Baküs'te söylüyor.

Atilla her gün basında ve TV'lerde boy gösteren müzisyenlerin çoğuyla kıyaslanmayacak bir yeteneğe sahip.

Saatlerce durup dinlenmeden, en ufak bir yorgunluk belirtisi göstermeden, kusursuz çaldığı gitarı ve güzel sesi dışında çok önemli bir özelliği var; Fransızca ve Türkçe, en güzel şarkıları hissederek, duyarak yorumluyor.. Aynı duyguları dinleyenlere de hissettirebiliyor. Eh bu, mehtaplı muhteşem bir yaz gecesinde, olağanüstü bir manzaraya karşı gerçekleşince tadına da doyum olmuyor tabii..

Timur Selçuk'un, Kayahan'ın en güzel şarkıları.. Yaşar'ın "Sebepsiz fırtına"sı..

O atmosferde bunları dinlemeden inanın ki yaz sizin için eksik kalacak. Hepiniz Bodrum'a koşmayın, Çeşme bir harika!

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır