Eski Milli Eğitim Bakanı DYP'li Köksal Toptan, başı polisle derde giren işadamı Niyazoğlu'dan seçim için para almış!
Mehmet Niyazoğlu "Balina Operasyonu" diye adlandırılan hayali ihracat soruşturması çerçevesinde hakkında tutuklama kararı verilen bir işadamı.
Köksal Toptan'ın kişiliği ve bilinen geçmişi, bu tür ahlâki zaaflarla sakatlanmış bir "şüpheliler listesi" yapılsa, adı o listeye girmeyecek siyasetçilerden olurdu.
Zaten o şöhreti ile DYP Genel Başkanlığı'na aday olma cesaretini bulmuştur.
Bir ülkede devlet soygunu, kara para, çete ve mafya varsa mutlaka rüşvet de vardır.
Bu işleri çeviren kirli eller, siyaseti finanse ederler. Siyasetçileri, kamu yöneticilerini elde etmeye çalışırlar.
Köksal Toptan'ın Niyazoğlu'dan 15 milyar lira aldığını kabul etmesi yalnız Toptan'la ilgili bir hayal kırıklığının üzüntüsünü yaratmıyor, daha derin şüpheleri davet ediyor.
Toptan'ı bile avlayan bu para tuzağı, kim bilir daha kaç siyasetçiyi ağına düşürmüştür?
Köksal Toptan "Kendi serveti olmayan milletvekilleri, seçim ve kongre masraflarını eş dost yardımları ile karşılıyorlar. Bu parayı ben istemedim, o gönderdi" diyor.
Sistemdeki çürümeyi, çürümeden hangi çevrelerin yararlandığını bundan daha açık ortaya koyacak itiraf bulunamaz!
Siyasette gücü, kaynağı sorulmayan para sağlıyor. O borç, yeni yolsuzlukların ve devlet soygunlarının kaynağı oluyor. Namuslu insanlar siyasetten dışlanıyor.
Siyaset böyle olunca, karın tokluğuna çalışan memur da rüşvet yiyor ve aynı kaynaktan beslenen siyasi yöneticiden anlayış görüyor.
Son aylarda polisin gerçekleştirdiği hayali ihracat ve kara para operasyonlarında rüşvet yedikleri saptanan validen, defterdara yığınla kamu personeli ve ona eklenen bir eski bakan, gözümüzü açmalıdır.
Tepeden tırnağa temizliğin gereğini dayatan tehlike çanları ciddiye alınmalı.
"Bir sel felâketinin gelip bu pislikleri temizlemesini bekleyemeyiz."
Toptan'ı temizlemek yeterli çare değil. Siyaseti toptan temizlemenin çaresini aramak ve mutlaka bulmak lâzım!
Görevdeyken, bir ev satın almak için Başkan Mitterrand'ın da arkadaşı olan bir dostuna 1 milyon frank borçlandığı ortaya çıktı.
O dönemdeki bazı yolsuzluk nedeniyle hükümet basında eleştirilere hedef oluyordu.
Beregovoy'un arkadaşından aldığı borcun faizini ödemeyemediğinin açığa çıkması, eleştiriler nedeniyle Mitterrand'ın desteğini kaybetmesi, hükümetin çekilmesi ile sonuçlandı.
Düştüğü utanç duygusu ve bunalım, Beregovoy'u 1 Mayıs 1993'te intihara götürdü.
Bu hatırlatma, kesin olarak Köksal Toptan'a bir yol gösterme değildir.
Bizce Toptan hayatını, siyasetimize musallat olan gayri meşru finansman yollarını tıkayacak mücadelenin neferliğine adamalı.
Türkiye bu hastalıkla Avrupa Birliği'ne giremez. Mevzuatını sahiplense bile giremez.
Avrupa'ya uyumu, yasalardan önce ruhlarda sağlamak, fazileti, namusu kanunların üstüne çıkarmak gerekiyor.