|
|
Suçlamaları reddediyorlar
Dün yoğun güvenlik önlemleri altında başlayan Umut Operasyonu davasında savunmalarını yapan sanıklar, emniyette çok ağır işkenceye maruz kaldıklarını söyleyerek, suçlamaları kabul etmedi. Ferhan Özmen ve Necdet Yüksel savunma için zaman istedi
Mumcu, Kışlalı, Üçok ve Aksoy suikastlerinin sanıklarının da aralarında yer aldığı "Umut Operasyonu" davası, Ankara 2 Nolu DGM'de dün başladı. Soruşturma safhası çelişkilerle dolu Umut Operasyonu'nun, ilk duruşması da kafalarda soru işaretleri bıraktı.
Polis ve savcılık ifadelerinde cinayetleri planlayıp gerçekleştirdiğini itiraf eden Ferhan Özmen ve Necdet Yüksel, emniyetteki ifadelerinin ağır işkence altında alındığını ileri sürdü. Savunmaları için süre isteyen Özmen ve Yüksel, "İşkencenin yol açtığı fiziki ve psikolojik tahribattan henüz kurtulamadık. İddianame de elimize geç ulaştı" dediler.
İSİMLERİ POLİS KOYDU
Tatbikata maskeli götürülen ve dün ilk kez yüzleri kamuoyuna yansıyan, Özmen ve Yüksel, "Anayasal düzeni yıkmaya teşebbüs" suçundan "idam" istemiyle yargılanan ve İranlı ajanlarla işbirliği yapmakla suçlanan sanık Hakkı Selçuk Şanlı ise savunmasında polis ve savcılık ifadelerini reddetti. İşkence gördüğünü söyleyen Şanlı, işkenceden kurtulmak için polisin hazırladığı ifadeyi imzalamak zorunda kaldığını ileri sürdü. "Kudüs Ordusu", "Tevhid" ve "Selam" adlı örgütlerin gerçekte var olmadığını savunan Şanlı, "Bu isimleri polis koydu. Beni de örgüt üyesi olarak gösterdiler" dedi.
İDDİANAMEYE ELEŞTİRİ
Mahkeme Başkanı Hüseyin Eken'in, "Hakimlik'teki ifadelerin de aynı. Ne diyeceksin?" sorusu üzerine Şanlı, "Polisler, Savcılık veya Hakimlik'te suçlamaları reddedersem beni yeniden işkenceye almakla tehdit etti. İddianame yanıltılmış bir savcı tarafından hazırlanmıştır" dedi.
AĞABEY MUMCU'DAN YORUM
Bir çeşit Ağca taktiği mi?
Mumcu'nun ağabeyi Avukat Ceyhan Mumcu, Ferhan Özmen ile Necdet Yüksel'in, ilk duruşmada savunma yapmamalarını "Ağca" taktiği olarak yorumladı ve " Ağca da çıkarıldığı ilk duruşmada, savunma hazırlayamadığını belirterek mahkemeden süre istemiş ve İpekçi cinayetiyle ilgili açıklama yapmamıştı. Ağca ikinci duruşmaya çıkmadan kaçırıldı. Ben Ağca'nın ilk duruşmadaki suskunluğunun, 'Beni kaçırın yoksa konuşurum' mesajı taşıdığına inanıyorum. Şimdi aynı taktiği Özmen ve Yüksel uyguluyor" dedi.
"Umut Operasyonu" davasının ilk duruşmasına 15'i tutuklu 17 sanıktan 16'sı katıldı. Tutuklu sanıklardan Adil Aydın ise hasta olduğu gerekçesiyle duruşmaya gelmedi.
'Emniyette baskı altında ifade verdik'
YoĞun güvenlik önlemleri altında duruşma salonuna getirilen sanıklardan Yusuf Karakuş ve Abdülhamit Çelik'in tatbikattaki ve duruşmadaki görüntülerinin bir hayli farklı olduğu dikkati çekti. Sanıklar, birer birer kendilerini savundu.
'ÖRGÜT ÜYESİ DEĞİLİM'
Duruşmanın öğleden sonraki oturumunda mahkeme Başkanı Hüseyin Eken, sanıkların 29 Ağustos'a kadar Pişmanlık Yasası'ndan yararlanmaları için başvuruda bulunabileceklerini belirtti. Sanıkların hepsi hakim karşısında ağızbirliği yapmışcasına, iddiaları emniyette baskı altında verdiklerini ifade ederek, suçlamaları kesin bir dille reddetti.
Örgüt üyeliği suçundan yargılanan sanık Mehmet Kasap, askere gitmek için karar aldırdığını belirterek "Yaşadışı bir örgüt üyesi askere gitmez" dedi. İran'a turistik gezi yapmak amacıyla gittiğini söyleyen Mehmet Kasap, Hasan Kılıç'la şahsen tanışmadığını, iddianamede adı geçen bazı kişilerle tanışmasının mümkün olmadığını, çünkü o yıllarda 9- 10 yaşlarında bir çocuk olduğunu belirtti.
Bir diğer ilginç savunma da sanık Mehmet Gürova'dan geldi. Gürova, İran'a 1994 yılında bir kez, tek başına gittiğini, fakat burada neler yaptığını tam olarak hatırlayamadığını ifade etti.
'KOMPLO KURBANIYIM'
Komplo kurbanı olduğunu iddia edenlerden birisi de Selam Gazetesi sahibi Hasan Kılıç idi. "Emniyette dayak, tehdit ve kötü muamele gördüm. İstanbul'daki ifademin yüzde 95'i doğrudur. Ankara'da ise sistematik olarak işkence gördüm" diyen Kılıç ekledi: "İran'a gazeteci olarak ve iki defa da ticari amaçla gittim. Silahım da ruhsatlıdır. Sanık Abdülhamit Çelik'i de gazetenin değıtıcısı olarak tanırım." 9.5 saat süren duruşma, 8 Eylül 2000 tarihine ertelendi.
Ersin BAL-Merdan KAÇAR
|
Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|