kapat

09.08.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Arbeta
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
ZÜLFÜ LİVANELİ(livaneli@sabah.com.tr )


Hakim bey doğrusunu yaptı!

Cumhurbaşkanlığı seçiminde Ahmet Necdet Sezer'in adı öne çıkınca Türkiye büyük bir tartışma dönemi yaşamıştı.

Bu satırların yazarının da aralarında olduğu grup, bir hukuk adamının Çankaya'ya oturmasını bütün gücüyle desteklemişti.

27 Nisan tarihli "Hakim bey" başlıklı yazıda şöyle deniyordu:

"Yasalarımızı Avrupa Birliği ölçülerine uyarlamak için bir hukuk reformuna ihtiyaç var. Hakim bey bunu en iyi yapacak cumhurbaşkanıdır.

Kimileri için en büyük güç politikadır, kimileri için para.

Hakim bey için en büyük güç hukuktur.

Hakim bey yabancı dil bilmiyor diyenler var.

Oysa o Türkiye'ye en yabancı olan dili konuşuyor:

Hukuk dilini.

Ve biz bu dili çok özlemiştik."

***

Sezer Çankaya'ya oturduktan sonra kendisine güvenenlerin umutlarını boşa çıkarmadı.

Hukuk adamı kimliğini, her türlü siyasi hesabın önünde tuttu.

YÖK karşısındaki tavrı bu kararlılığını iyice gözler önüne serdi.

Şimdi KHK'yı geri çevirerek, bu kimliği perçinliyor.

Artık Çankaya'da hukukun üstünlüğüne inanan bir Cumhurbaşkanı oturmakta.

***

Türkiye gibi, partizanlık hastalığına yakalanmış ülkelerde hükümetlerin eline KHK örneği yetkiler vermenin akılla mantıkla bağdaşır tarafı yok.

Hele insafla hiç yok.

Eğer iki müfettiş raporuna dayanarak, siyasi yetkiyle memurların işine son verme yolunu açarsanız, bu yolun nerede sonuçlanacağını kimse kestiremez.

Her hükümet, her parti, hoşlanmadığı ve karşıt olduğu kesimleri tasfiye hareketi başlatır.

İş "Amcası namaz kılıyormuş. Dedesi hacca gitmiş." diye başlar, Alevilere, solculara, Kürt kökenlilere kadar uzanır.

Yarın da tam tersi bir hükümet gelip öteki kesimleri tasfiye eder.

***

Ayrıca KHK'larla yönetim tarzı, daha en baştan meclise güvensizliği ortaya koyuyor.

Madem iktidarın bu kadar güçlü bir desteği var niye meclisten çıkarmıyor böyle bir yasayı?

Niye kamuoyunda tartışılmasını istemiyor?

***

Türkiye ne yazık ki kamplaşmış bir ülke.

Ve siyasetin genel mantığı, bu kamplardan birinin iktidara gelerek devlet olanaklarını yandaşlarına dağıtması prensibine dayanıyor.

Yolsuzluğa, hırsızlığa karşı çıkan memurları korumanın tek yolu, onları hukuk şemsiyesi altına almak.

Cumhurbaşkanı KHK'yı geri göndererek bu şemsiyeyi ve altındaki kişileri korudu.

Avrupa Birliği uyum sürecinde, ondan beklenen de buydu zaten.

***

İşin bir başka ilgi çekici yanı da Cumhurbaşkanı'nın kimseye borç ödememe kararlılığı.

Zaten iş adamlarına, müteahhitlere diyet borcu olmadığı, bu köşe dahil pek çok yerde vurgulanmıştı.

Ama şimdi görülüyor ki kendisini cumhurbaşkanı yapanlara karşı da bir eziklik ve borç ödeme gayreti içinde değil.

Bütün bunlar baştaki tahminimizi doğruluyor:

Türkiye siyaseti sert bir hukuk kayasına çarptı.

Bu gerçek, önümüzdeki yıllarda daha da belirginleşecek.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır