kapat

09.08.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Arbeta
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
6 gerekçe gösterdi
Sezer, "Disiplin suç ve cezası öngören kuralların kanun hükmünde kararname ile değil yasa ile düzenlenmesi gerekmektedir" dedi

Cumhurbaşkanı Sezer 6 maddede açıkladığı geri gönderme gerekçesinde, disiplin suç ve cezalarının kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenmesinin olanaksız olduğunu bildirdi. Sezer, "Disiplin suç ve cezası öngören kuralların kanun hükmünde kararname ile değil, yasa ile düzenlenmesi gerekmektedir. Yasa ile düzenleme yapılıncaya değin yürürlükteki kimi kuralların özellikle memurlar yönünden uygulanması olanaklıdır" dedi. Cumhuriyetin temel niteliği ve rejimin temelinin "hukuk devleti ilkesi" olduğunu belirten Sezer şu gerekçeleri vurguladı:

HUKUKUN MUTLAK EGEMENLİĞİ
... Hukuk devleti hukukun üstünlüğü temeline dayanır. Hiçbir organ ya da kişi hukukun üstünde olamaz. Hukukun üstünlüğü devletin tüm organlarının hukuka bağlılığını anlatır. Devletin tüm organlarının üstünde hukukun mutlak egemenliği vardır. Hukukun üstünlüğü Anayasa'da iki biçimde yansımasını bulmuştur. Birincisi, Anayasal kuralların üstünlüğü ve bağlayıcılığı (m.11); ikincisi, Anayasa Mahkemesi (m.153) ve mahkeme (m.138) kararlarının bağlayıcılığıdır. Anayasa'nın 11. maddesinde, Anayasa kurallarının yasama, yürütme ve yargı organları ile yönetimi ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olduğu belirtilmiştir. Ayrıca, Anayasa'nın 2. maddesiyle gönderme yapılan ve 176. maddesiyle Anayasa metnine dahil edilen başlangıç bölümünde, egemenliği ulus adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, Anayasa'da gösterilen hukuk düzeni dışına çıkamayacağı açıkça vurgulanmıştır. Bu düzenlemeler, Anayasa'nın üstün kurallarına öncelikle devletin tüm organlarının uymasını zorunlu kılmaktadır."

KHK DÜZENLEMESİ
Cumhurbaşkanı, Anayasa'nın 103. maddesindeki ant içme metninde belirtildiği gibi, her şeyden önce devletin varlığını, yurdun ve ulusun bölünmez bütünlüğünü, laik cumhuriyet ilkesini gözetmekle yükümlüdür. Ancak, yine aynı metinde yer aldığı gibi, Cumhurbaşkanı, aynı zamanda Anayasa'ya ve hukukun üstünlüğüne bağlı kalacağı konusunda da ant içmiştir. Ayrıca, Anayasa'nın 104. maddesinde, Cumhurbaşkanı'nın belirtilen görevleri yaparken ve yetkileri kullanırken Anayasa'nın ilgili maddelerine uyması gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Bu kurallar, Cumhurbaşkanı'nın, devletin varlığını, yurdun ve ulusun bölünmez bütünlüğünü ve cumhuriyetin laik niteliğini koruyup gözetirken, anayasal kurallara uygun davranmak zorunda olduğunu gösterir. Anayasa'nın 91. maddesinde, TBMM'nin, Bakanlar Kurulu'na kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verebileceği belirtilmiştir. Buna göre, çıkarılan bir yetki yasasına dayanılarak kanun hükmünde kararnamelerle düzenleme yapılabileceği kuşkusuzdur. Ancak, yine aynı maddede, sıkıyönetim ve olağanüstü haller saklı kalmak üzere, Anayasa'nın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleri ile dördüncü bölümünde yer alan siyasi haklar ve ödevlerin kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemeyeceği belirtilerek bir yasak alan yaratılmıştır.

DİSİPLİN SUÇLARI OLANAKSIZ
Yalnızca Anayasa'nın ikinci kısmının üçüncü bölümünde yer verilen sosyal ve ekonomik haklar ve ödevler, kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenebilecektir. 29.06.2000 günlü, 4588 sayılı Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Teşkilat, Görev ve Yetkilerine İlişkin Konularla Kamu Personeli Arasındaki Ücret Dengesizliklerinin Giderilmesi ve Kamu Mali Yönetiminde Disiplin Sağlanması İçin Yapılacak Düzenlemeler Hakkında Yetki Yasası'na dayanılarak hazırlanan Kanun Hükmünde Kararname taslağında; 657 sayılı Devlet Memurları Yasası, 1700 sayılı Dahiliye Memurları Yasası, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Yasası ile 399 sayılı Kamu İktisadi Teşebbbüsleri Personel Rejiminin Düzenlenmesi ve 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin kimi hükümleri değiştirilerek disiplin suçu sayılan kimi eylemler için memuriyetten ya da meslekten çıkarma cezası öngörülmektedir. KHK taslağının Yetki Yasası kapsamında olup olmadığı tartışmasına girmeksizin belirtmek gerekir ki, disiplin suç ve cezaları, Anayasa'nın 'Suç ve cezalara ilişkin esaslar başlıklı' 38. maddesi kapsamındadır. Bu madde, Anayasa'nın ikinci kısmının 'Kişinin hakları ve ödevleri' başlıklı ikinci bölümünde yer alması nedeniyle 91. maddedeki yasak alan kapsamına girdiğinden disiplin suç ve cezalarının kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenmesi olanaksızdır.

EMSAL KARARLAR
Anayasa'nın 91. maddesine göre, KHK ile düzenlenemeyecek konular, ancak yasa ile düzenlenebilir ve Anayasa'nın 38. maddesi kapsamındaki disiplin suç ve cezaları da yasa ile düzenlenmesi gereken konulardandır. Nitekim, Anayasa Mahkemesi'nin, Sağlık Hizmetleri Temel Yasası'na ilişkin 19.04.1988 günlü, E.1987/16, K.1988/8 sayılı kararında, 07.05.1987 günlü, 3359 sayılı Yasa'nın, 'Katılmakla yükümlü olduğu hizmet içi eğitim programlarına uymayan sağlık personeline, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı'nca geçici veya daimi meslekten uzaklaştırma cezası verilmesini' öngören 3. maddesinin (h) bendini, Anayasa'nın 'Suç ve cezalara ilişkin esaslar' başlıklı 38. maddesi kapsamında görerek incelemiş ve maddeye aykırılığı nedeniyle iptal etmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin 399 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüslerinin Personel Rejimini düzenleyen Kanun Hükmünde Kararname'yle ilgili 04.04.1991 günlü, E.1990/12, K.1991/7 sayılı kararında ise, Kanun Hükmünde Kararname'nin disiplin suç ve cezalarına ilişkin maddeleri incelenirken, 'Burada öncelikle çözümlenmesi gereken konu disiplin suç ve cezalarının Anayasa'nın 38. maddesinde yer alan suç ve cezalar kapsamında olup olmadığıdır. Genel olarak disiplin cezaları kamu görevi ile ilgili bir ceza türü olarak benimsenmektedir. Anayasa'nın 38. maddesinde idari ve adli cezalar arasında bir ayrım yapılmamış, ayrıca ceza yerine geçen güvenlik önlemleri de madde kapsamına alınmıştır. Buna göre, disiplin cezaları Anayasa'nın 38. maddesi kapsamındadır. Anayasa'nın, 'Suç ve cezalara ilişkin esaslar' başlıklı 38. maddesi, İkinci Kısmı'nın İkinci Bölümü'nde yer almaktadır. Bu bölümde yer alan haklar ve ödevler Anayasa'nın 91. maddesi uyarınca KHK ile düzenlenemeyecek konular kapsamına girmektedir. Bu yüzden, KHK'nın disiplin cezaları ile ilgili hususları düzenleyen 44.,45.,46.,47.,48.,49. ve 50. maddeleri, Anayasa'nın 91. maddesine aykırıdır.' denilerek, disiplin suç ve cezalarının Anayasa'nın 38. maddesi kapsamında görüldüğü yargısı açıkça ve yeniden vurgulanmış; bu nedenle de, 399 sayılı KHK'nin disiplin suç ve cezalarını düzenleyen maddeleri iptal edilmiştir.

KARARNAME DEĞİL YASA
Anayasa Mahkemesi'nin bu iptal kararından sonra, 399 sayılı KHK'nin disiplin cezalarına ilişkin hükümleri 05.02.1992 günlü, 3771 sayılı yasayla yeniden düzenlenmiştir. Anayasa'nın 153. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi kararlarının yasama, yürütme ve yargı organlarını, yönetimi, gerçek ve tüzel kişileri bağlar. Anayasa Mahkemesi kararları, devletin tüm organlarını, bu bağlamda devletin başı olan Cumhurbaşkanı'nı da bağlar. Yapılan açıklamalar karşısında, disiplin suç ve cezası öngören kuralların KHK ile değil, yasa ile düzenlenmesi gerekmektedir. Yasa ile düzenleme yapılıncaya değin yürürlükteki kimi kuralların özellikle memurlar yönünden uygulanması olanaklıdır. Gerçekten, 657 sayılı Devlet Memurları Yasası'nın disiplin suç ve cezalarını düzenleyen 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (a) alt bendi ile dördüncü fıkrası ve aynı yasanın 6. maddesi kuralları birlikte düşünüldüğünde böyle bir olanağın bulunduğu görülecektir. Nitekim, maddenin anılan (a) alt bendinde 'ideolojik veya siyasi amaçlarla kurumların huzur, sükun ve çalışma düzenini bozmak' devlet memurluğundan çıkarmayı gerektiren bir eylem olarak öngörülmüştür.

MEMURLUKTAN ÇIKARMA
657 sayılı yasanın 6. maddesinde, devlet memurlarının göreve başlamadan önce imzalayacakları 'yemin belgesi' ve yemin menti verilmektedir. Bu metin incelendiğinde, KHK ile getirilmek istenen tüm hususların yemin metninde yer aldığı görülmektedir. Bu yemine aykırı davranışın 657 sayılı yasanın 125. maddesinin yukarıda açıklanan kuralları karşısında 'Memurluktan çıkarma' ile cezalandırılması olanaklıdır. Ayrıca, 399 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüslerinin Personel Rejimini Düzenleyen Kanun Hükmünde Kararnamenin, Anayasa Mahkemesi'nin iptalinden sonra 3771 sayılı yasayla yeniden düzenlenen disiplin cezalarına ilişkin 44. maddesinde, verilmesi gereken disiplin cezaları hakkında bu KHK'de hüküm bulunmayan durumlarda teşebbüs ya da ortaklık memurlarının bağlı olduğu hükümlerin uygulanacağı belirtilerek 657 sayılı yasaya gönderme yapılmıştır. KHK taslağı belirtilen bu gerekçelerle geri gönderilmiştir.


Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır