kapat

09.08.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Arbeta
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
İslam'la felsefe iç içe
İslamda reforma Başbakan'dan destek geldi. Türkiye'nin çağdaş anlayışı sınırları aşacak. Güncel koşullar değişince yeni yorumlara peygamberin ilkelerinden sapmaksızın yönelmeli. İslam durağan bir din değildir öyle olsaydı bunca yüzyıldır etkinliğini asla sürdüremezdi

Saraybosna'da 25-28 Temmuz'da toplanan 4. Avrasya İslam Şurası'nın ardından Diyanet İşleri Başkanlığı, Kuran'ı Kerim'in yorumunu yeniden yapmak, tefsir, hadis ve fıkıh kitaplarını bilimin ışığında yeniden yorumlamak için kolları sıvadı.

Başkanlık, hatalı, geçersiz yorumları düzeltiyor. Böylelikle Türkiye Cumhuriyeti bu konuda birçok İslam ülkesine de öncülük yapıyor. Türkiye hem laikliği benimsemiş hem de İslam dinine bağlı ve Rönesans hareketini başlatmak için en uygun modele sahip ülke olarak öne çıkıyor.

Bu arada Avrasya ülkeleri dinin, bilim ve çağın gerisindeymiş gibi yorumlanmasından rahatsızlığını dile getirmeye başladı bile.

Başbakan Ecevit, toplantının ardından laik ve Müslüman bir ülke olarak İslam dünyasında öncülüğü üstlenen Türkiye'nin bu yeni durumdan nasıl etkileneceğini değerlendirdi.

ORTA ASYA VE İSLAM
"Bosna Hersek'teki Şura Toplantısı'nda alınan kararlar, öncülüğün şimdiden gerçekleşmiş olduğunu gösteriyor. Özellikle Orta Asya'daki Türk Cumhuriyetleri veya dili Türkçe olan toplumlar doğal olarak laikliği benimsemişlerdir. Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ve Azerbaycan'ı 1991'de daha çok gazeteci kimliğim ile ziyaret etmiştim.

Laiklik konusunda çok duyarlı olduklarını saptamıştım. Ben bu konuyu açtığımda evvela "Laiklik nedir? Biz bu sözü duymamıştık" dediler. Ben anlatınca "Ha şimdi anladık. Dünyevi devlet demek istiyorsunuz.

Biz hepimiz dünyevi devletten yanayız" demişlerdi. Şimdi bu bölgelerle ilgili bir hareketlenme, değişme başlamış oluyor. Zaman içinde bu başka İslam ülkelerini de olumlu yönde etkileyecektir ".

FELSEFESİZ OLMAZ
Başbakan Ecevit, İslam felsefesiyle de yakından ilgileniyor. " Bilimin kaynağında felsefe vardır. Felsefeden soyutlanmış bir bilim anlayışı taklitçilikten ibarettir.

İslam aleminin felsefe ile yakından ilgilendiği dönemde Müslüman toplumlar dünyaya önderlik edebiliyorlardı. Felsefenin canlandırılmasına önem veriyoruz."

'Rahşan'la dua ederiz'
BaŞbakan Ecevit, din, korku ve sevgi konusundaki görüşlerini de aktardı. 'Din korkuttuğunda, bilimden uzak kaldığında, zamanla bilim de dinin karşısına korku olarak çıkmaz mı?'

"Tabii bizim Peygamberimizin bir özelliği de bu. Bildiğiniz gibi bilime verdiği değer. Bilime değer verince felsefeye de değer vermek gerekir.

Belli bir dönemden sonra İslam aleminde felsefe dışlanmıştır. Oysa islam aleminin felsefe ile yakından ilgilendiği dönemde Müslüman toplumlar dünyaya önderlik edebiliyorlardı. Onun için felsefenin yeniden canlandırılmasına önem veriyoruz."

Başbakan, eşi Rahşan Hanım'la sürekli dua ettiklerini de belirtiyor. "Akşamları yatmadan önce mi?" sorusunu "Zamanı yok" diye yanıtlıyor.


Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır