kapat

04.08.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
EMİN ÖZTÜRK


Araba sevdası-2

Otomobil ithalatının sınırlandırılması ve tüketici kredilerinin kullanıcılara daha pahalı hale getirilmesi konularıyla ilgili olarak Çarşamba günü başladığımız yazımıza devam edelim. İlk yazıda işin ağırlıkla makro yönlerine değinmiştik. Bugünün konuları ise biraz daha mikro nitelikli:

* İlk olarak bankacılık sektörünü ele alalım: Geçen yılın sonundan beri Hazine'nin iç piyasalardan yaptığı borçlanmanın itfa miktarlarına göre azalmakta olması nedeniyle bankacılık sektörünün gelecekteki geçim kaynağının ne olacağı konuşuluyor. Hazine'nin borç stokunun düşmesi ile birlikte bankaların "gerçek bankacılık" yapmaları öneriliyor. Bu ise daha fazla kredi vermek demek. Bu çerçevede, benzer programların uygulandığı diğer ülkelerde olduğu gibi, tüketici kredilerinin hızla artmaya başlaması doğal. Tüketici kredileri ithalatı azdırıyor denilerek bunları çok daha pahalı hale getirecek önlemler alınırsa bankacılık sektörünün zaten zorlanmaya başladığı bir aşamada nefes almasını sağlayan bir kanal tıkanmış olur. Tüketici kredilerinin çok kısa sürede çok yüksek bir miktara ulaşması ve banka bilançolarında oluşan riskin ciddi boyutlara varması durumunda ileride önlemler gerekebilir ama bu ayrı bir konu.

* Uzmanı değiliz ama ikinci olarak otomotiv sektöründe görülen bir eğilime dikkat çekmekte yarar var: Bu eğilim, Türkiye'de kurulu otomobil fabrikalarında bir veya iki model üretilmesine ağırlık verilmesi ve bunların ağırlıkla dış piyasalara satılması şeklinde özetlenebilir. Bu durumda, aynı markanın ürün yelpazesindeki diğer modelleri ithal ediliyor. Dolayısıyla, iç pazarda kullanılacak gerek lüks gerekse ucuz otomobillerin önemli bir bölümünün ithal edilmesi ama aynı zamanda sektörün ciddi ölçüde ihracata yönelmesi sözkonusu. Ocak-Mayıs döneminde 1.7 milyar dolarlık kara taşıtları ithaline karşılık 700 milyon dolarlık ihracat yapılmış. Bu, Türk otomotiv sektörünün henüz tam olarak bu sisteme kayamadığını ama o yönde başlangıçlar olduğunu gösteriyor. Zaman içinde bir denge kurulur mu bilemeyiz ama bu uzun açıklamalardan sonra sözü bağlayacağımız nokta şu: Zamanla otomotiv sektöründe hem ithalatın hem de ihracatın artması şaşırtıcı olmamalı. İşin yalnızca ithalat tarafına bakmak gereksiz paniklere yol açabilir.

* Üçüncü gözlemimiz ise herhangi bir ekonomik önlem alınması söz konusu olduğu zaman ilk akla gelen alanlardan birinin hep otomotiv olmasıyla ilgili. Yakın yıllarda yapılan istikrar programı girişimlerinin, gelir artırma çabalarının ve deprem vs. nedeniyle bir defalık vergilemenin yöneldiği alanların başta gelen hedeflerinden birisi bu sektör olmuş. Şimdi ise amaç ithalatı kısmak ama araç olarak düşünülen yine aynı sektör. Hani neredeyse Türk halkının araba sevdasından çok arabayı vergileme ve cezalandırma sevdasından bahsetmek mümkün. Oysa biraz daha yaratıcı olmakta yarar var.

* Son olarak, vergi dışı engellerle ithalatın caydırılması konusu var ki, evlere şenlik. Otomotiv ithalinin tek ve biraz da uzak bir gümrük kapısından yapılması önerisi bunun bir örneği. Bu tür tarife dışı engellere başvurulması sık karşılaşılan bir durum ama bunun yetkili bir ağız tarafından önceden ilan edilmesi ender görülen bir olay. Bu, Türkiye'yi daha önce imzaladığı uluslararası anlaşmalar çerçevesinde güç duruma düşürebilir. Türkiye'nin otomobil ihracatı benzer engellerle karşılaşabilir. Ayrıca, araba ithalini bir ay sonra daha zor ve pahalı hale getirmeyi planladığınızı baştan söylediğinizde insanların gelecekteki taleplerini öne almalarına yol açarsınız ki, amacınızın tam tersi bir etki doğmuş olur.

Enflasyonda haberler karışık
Özellikle son günlerde piyasalarda merakla beklenir hale gelen Temmuz ayı enflasyon rakamlarını tek kalemde iyi veya kötü diye nitelemek oldukça zor. TÜFE'deki aylık yüzde 2.2'lik artış şüphesiz çok yüksek. Yüzde 1'lik TEFE enflasyonu görece daha makul ama bu rakam ekonomi yönetiminin yaz aylarında enflasyonun negatif olacağı yönünde aylardır vermekte olduğu demeçlerin gerçekleşemediğini gösteriyor.

Geçen hafta yapılan tahminlere göre TEFE beklentileri yüzde 0.5 ile 1 arasında, TÜFE beklentileri ise yüzde 1 ile 1.2 arasında yoğunlaşıyordu. Ancak son günlerde aşırı sıcak havalar nedeniyle tarım sektörü enflasyonunun pozitif çıkacağı ve bunun da TEFE ve TÜFE'yi daha önce beklenenlerden yüksek çıkaracağı yönünde görüşler oluşmaya başlamıştı. Buna ek olarak üst düzey bürokratların 2 gün önce verdiği demeçler de tahminlerin, bu hafta yukarı doğru revize edilmesine katkıda bulundu. Ancak tarım fiyatlarının yüzde 1.1 düşmüş olması korkulanın olmadığını gösteriyor. Dolayısıyla yüzde 1'lik TEFE rakamı ilk baştaki tahminlerin üst sınırı olduğu halde piyasaların son günlerde yüzde 1.5-2 civarına revize ettiği tahminlerine göre iyi haber olarak algılandı. Diğer taraftan yüzde 2.2'lik TÜFE enflasyonunun revize edilmiş tahminlerin de üzerinde olduğu söylenebilir. Özetle sonuçlar karışık.

Türkiye'de çekirdek enflasyonun göstergesi olarak kabul ettiğimiz özel imalat sanayii fiyat artışları da hem iyi hem de kötü olarak yorumlanacak bir düzeyde gerçekleşti. Yüzde 1.9'luk çekirdek enflasyon, Haziran'daki yüzde 2.2'lik seviyenin altına indi. Pazartesi günü de belirttiğimiz üzere, mevsimlik etkiler nedeniyle enflasyondaki genel eğilimi TEFE ve TÜFE gibi manşet enflasyon rakamlarından çok çekirdek enflasyon rakamına bakarak takip etmekte yarar var. Bu açıdan bakıldığında aylık özel imalat sanayi enflasyonunun düşmeye devam etmesi iyi haber. Ancak, çekirdek enflasyon Temmuz-Eylül dönemi için yüzde 1.3 düzeyinde sabitlenen aylık kur artış hızına göre hala yüksek kalıyor. Yani, çekirdek enflasyondaki düşüş yeterince hızlı değil. Bu da haberin olumsuz tarafı.

Yıllık bazda ise hem TEFE hem de TÜFE aşağı doğru inmeye devam etti çünkü bu yılın Temmuz ayındaki sonuçlar geçen yılın aynı ayındakilerden çok daha iyi. Dolayısıyla, yıllık enflasyon hesabından 1999 Temmuz'unda gerçekleşen yüksek rakamları çıktı ve daha düşük olan geçen ay rakamları girdi.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır