


Tekzip yazdım acele, al eline hecele..
Yazdıklarımı yalanlama fikri ekibin tümünden çıktı.. Topluca eyleme geçtiler sonunda iş Kadir İnanır'ın üzerine kaldı.. Demek ki koca ekipte eli kalem tutan bir tek Kadir İnanır varmış ki bu da başka bir gerçek..
Gazetenin taşınması sırasında İkitelli'den yükleyip getirdiğimiz mukavva sandıklar tek tek açılıyor.. Kızlarla birlikte ben de içinden çıkanlara hayretle bakıyorum..
"Açıldı sandık, döküldü fındık.." beklentisi içinde, kutulardan çıkanlara şaşıyorum.. O arada bir zarf geçti elime.. İçinde en son çekilmiş set fotoğrafları, bazı mektuplar var..
***
Bir tanesini görür görmez tanıdım.. Bizim Kadir İnanır'ın sette eliyle yazdığı mektuptu.. Daha doğrusu tekzipti.. Ben bunların hallerini dilime dolamış özellikle de Kadir'in rol gereği attığı dayakları anlatmıştım ya! Tekzip ona tepki..
Anlattığımız olaylarda tek kelime hilaf yoktu.. Zaten yazıya girizgah yaparken "Eeee! Köşende set muhabeti yapmayıp ne anlatacaksın? Kadir İnanır Bey tutup rol gereği arkadaşlarını pataklamış, bunu es mi geçeceksin?" diye başlamışız lafa.. Ardından;
- "Koskoca Okan Bayülgen'e bir tokat çakmış ki sesi nerede duyulsa manşetlik haber olur.." diye habercilik de yapmışız..
Bizde yalan yok..
Haber yetmez.. Bunun yorumu da lazım, deyip "Sağolsun bizim Okan arkadaşımız doğuştan muhaliftir.. Temsil sen Antalya Film Festivali'ni övecek ol, Okan o saat festival yerine deve güreşi yapılmasını teklif eder.." şeklinde değerlendirmesini de eklemişiz..
Kadir İnanır bu, tenhada yakalayıp rolünün provasını yapar, kolumuzu bacağımızı ayırır.. O yazıyı yazarken bunlar aklımıza geldiğinden lafın sonuna;
- "Kadir'i bu tokatlar sebebiyle kutluyor, eline koluna sağlık diyorum.." diye bir de tebrikat faslı eklemişiz ki en katı sanatkarın yürek yağını eritecek kıvamda bir methiye..
Bu yazdıklarımız çeyreğini kağıda döküp, saltanatı bitmeden Baba'ya gönderseydim "Devlete yaptığım üstün hizmetten" dolayı kırmızı kadife kutulu plaket verirdi.. Hızını alamaz Çankaya'ya çağırtıp bir de boy fotoğrafı çektirirdi..
Bizim Komser filminin sanatçı ekibi bu olgunluğu benden esirgedi.. Zaten son gün sete geldiğimde havalarındaki garabeti sezmiştim.. Hepsi bir masanın etrafına toplanmıştı..
Ben yanlarından geçtikçe sesleri kesiliyor, Sinan Çetin'in baş meyvadarının taşıdığı tepsideki eriklere hamle ediyorlardı.. Ben uzaklaşınca da ortaya bir kağıt çıkarıp üzerine eğiliyorlardı..
Sözüm ona tekzip yazıyorlarmış.. Bir ciddiyet, bir ciddiyet.. Hani "Tenekede gazım var, yazılacak yazım var.." odasına kapanan, rehavet çöktüğü için de eski yazılardan birini ters yüz edip gazeteye kakalayan tembel köşe yazarları gibiler..
Olayı Berna ispiyonladı..
***
Berna bizim Sinan'ın asistanı.. Magazin haberlerinden hatırlarsınız.. Ayakkabı numaraları ile IQ'ları paralellik gösteren bazı paparaziler kızcağızın Mustafa Altıoklar ile fotoğrafını çekmişler.. O saat Mustafa'nın sevgilisi ilan etmişlerdi..
İşte o Berna yetiştirdi vaziyetleri.. "Selahattin Bey yazınız için tekzip hazırlıyorlar.. Hepsi birer cümle ile katılacakmış.." dedi.. Haberi alınca ben de yazı yazmak için kullandığım ikinci kattaki odaya çıkmış, yukarıdan onların seyrine durmuştum..
Kağıt Kadir'in önündeydi.. Sinan sözde fikir verecek ama ağzı sürekli erik ve kayısı ile dolu olduğundan, çekirdekten başka şey çıkaramıyor.. Onu da fikir sayamazsın..
Özkan Uğur kraliçe kıyafeti içinde tesbih çekiyor.. Halini uzaktan gören, içindeki değişim rüzgarına uyup travesti şekline giren eski bir Tophane kabadayısı sanır..
Günahını almayayım Müjde suskun.. Pelin'de ise bir melankoli hali.. Gazanfer Özcan ağabeyimizi sorarsanız o da seyyar vantilatörü ile kendini serinletme derdindeydi.. Vantilatörü bir o yanına tutuyordu bir bu yanına..
Bunları niye dillendiriyorum? Topluca tekzip yazma kararı ile yola çıkan ekibin, daha ilk adımda dağıldığını, işin tek başına Kadir İnanır'a kaldığını anlatmak için..
Taşınırken bulduğum kağıt buydu.. Verdiğim söz gereği noktasına virgülüne dokunmadan yayınlıyorum:
İşte tarihi tekzip..
Sayın Duman..
Birkaç gündür beni neredeyse bu ülkenin en büyük dayakçısı il¥n ettiniz.
Evet, ben rol arkadaşlarımı "Komser" filminin birkaç sahnesi gereği gerçekten dövdüm..
Onlar bu sahneler için tecrübesiz oyunculardı.. Çok önem verdiğim bu projede herşey çok gerçekçi olmalıydı, hepsi bu..
Ben hayatımda karıncayı bile incitmeyen bir insan olarak yaşarken, toplum gözünde beni yanlış tanıtıyorsunuz.. Aslında bu filmde esas dayağı sen yiyecektin..
Kaçtın! Unutma ki başka filmlerde de birlikte oynayacağız..
Filmdeki rol arkadaşlarımı ve sizi çok seviyorum.
Sayın Duman, bu ülkenin yetiştirdiği önemli bir gazetecisiniz. Bu tekzibi mutlaka yayınlayın..
Ben bu filmde sadece dayak atmıyorum çok da ağlıyorum.. Evet, bu tekzibi mutlaka yayınlayın diye ısrar etmemin sebebi bu. Yayınlayın yoksa akıttığım gözyaşlarında boğulursunuz..
Sevgiler, saygılar..
Kadir İnanır..
***
Böylece sözümüzü tutmuş olduk.. Bodrum'a yaptığım son resmi ziyaret sırasında Quinnada Oteli'ne öğle yemeğine gitmiştik.. Masamızı ararken bizim eski futbolculardan Beşiktaş'lı Sinan'ı gördüm..
Onunla selamlaşırken birden ağaçların arasından Kadir İnanır çıktı.. Yanında da ses sanatçısı Faruk Tınaz..
Hal hatır sorup biraz sohbet ettik.. Kadir o sırada çekeceği dizi için bana rol teklif etti.. Ekim ayında, belki de Eylül'de Kuşadası yakınlarında bir yerde motor diyecekmiş..
O anda anladım ki "beni pataklama fikrinden" vazgeçmemiş..
Biz filmdeki dayak sahnelerimizi setten kaytarıp Avrupa Kupası'na giderek atlatmıştık.. O sebepten izimizi sürüyor.. İlla ki rol gereği de olsa dövüp rahatlayacak..
- "Sen istersin de oynamaz mıyım?" dedim..
İçimden de "Bir dayak değil mi anasını satayım! Okan dayandıktan sonra ben de dayanırım.. Efendice yer, rahatlarım.." diye geçirip kendimi teselli ettim..