Kıbrıs'a parayı verdik.. Yakışır...Cumhuriyet muhabirinin bildirdiğine göre, Başbakan Eroğlu, parayı alınca, gece partili arkadaşlarına mükellef bir rakı sofrası kurdurmuş ve ziyafet çekmiş.. Yakışır..
Ankara'yı anlamak mümkün değil.. Daha geçen hafta bize "Bu iş böyle gitmez.. Yıllardır verdiğimiz paralar dipsiz kuyuya gitti" diyen Ankara, Maliye Bakanı Sümer Erol'un talimatı ile 15 trilyon lirayı daha dipsiz kuyuya atmış.. Yakışır..
Paralar gitti de sorun çözüldü mü?
Dünyada rakı sofrasında hangi sorun çözüldü ki bu çözülsün?
Bu para bununla da kalmayacak.. Batan bankaların paralarını da ödeyecek Ankara.. Çünkü bu gidiş onu gösteriyor..
2000 yıl sonu itibariyle, ortalama 100 trilyon lira bankalara gidecek, 100 trilyon lira da maaşlar.. Yılı böyle bitireceğiz.. Yakışır..
Bu arada memur ve emekli maaşlarına zam gelecek.. Onları da ödeyeceğiz.. Yakışır...
Biz paraları ödeyeceğiz, KKTC'yi yönetenler, şeftali kebaplı rakı sofralarında bunu kutlayacak.. "Sıkmadı değil mi? Bizim Başbakan bir konuştu işi bitirdi'' türü muhabbetler arasında kadehler tokuşturulacak.. Yakışır..
Böyle Ankara yönetimine, böyle KKTC yönetimi.. Böyle başa, böyle traş...
140 bin kişinin yaşadığı yerde turizm bitmiş.. Yatırım sıfırla çarpılıyor.. Sanayi yok.. İhracat felaket.. Üretim diye bir kelime telaffuz dahi edilmiyor.. Su ve elektrik, sadece, manası lügatlarda kalan iki kelime olmuş.. Ama varsın olsun.. Yakışır bize...
Sonra geleceğiz 2001 yılına.. Yine aynı bozuk düzen, aynı bozuk çark.. Ada'nın paylaşımı, yağması, Ankara'nın göndereceği paraların talanı sürecek.. Yakışmaz mı bize? Yakışır...
Sonra bizler yine uyarılara başlayacağız.. Yine "Bu sakatlığı durdurun" diyeceğiz.. Başbakan da "Bu iş böyle gitmez" diyecek..
Ama ardından, neredeyse "kör olası" deme noktasına geldiğimiz "sevgili istikrarımız" yüzünden, "Gönderin parayı" talimatı verilecek.. Paralar KKTC'ye gönderilecek.. Rakı kadehleri tokuşturulacak.. Yakışır...
Özetle, bizler yazdığımızla, Başbakan da söylediği ile kalacak.. Bozuk düzen aynen ve de artarak sürecek... Çünkü çıkarlar müthiş.. Yapılan müthiş servetler, yapılacak yeni müthiş servetlerin teminatı olmuş..
Hem, adama demezler mi, daha yağma bitmedi ki.. Daha çok mal, çok para, çok arazi var..
Bir başka çok önemli nokta daha var.. Ama ne KKTC yönetimi, ne Ankara buna bakmıyor.. "Yok farzediyorlar.. Ama var.. Orada duruyor.. Üstelik büyüyor da..." Var olduğunu bize KKTC Türkleri de, buradan gidenler de açık açık anlatıyorlar..
Türkiye'de işşiz güçsüz olup, cebindeki 1 milyon lira ile ve de sadece kimlikle adaya gitmeler devam ettiği sürece, Anavatan ile Yavru Vatan vatandaşları arasındaki sürtüşmeler artacak.. Birbirleri ile Türk kelimesi dışında, hemen hiçbir konuda ortak bir noktası olmayan iki toplumu birleştirmeye kalkmak, "zoraki nikah" kıyılmasına benziyor..
Ama olsun.. Ne dedik; bize bunların hepsi yakışır..
Ankara ses vermiyor.. Niye vermiyor? Niye susuyor? Niye korkuyor?
Bir cesur ses, bir cesur yürek yok mu koca Ankara bürokrasisinde veya siyaset adamları arasında?
Devekuşu gibi başını kuma gömmekle bu işlerin üstesinden gelinemeyecek ki...
KKTC yönetimi "Para gönderin" diyor, Ankara "Emrin olur" diyerek hesapsız kitapsız, vergilerden topladığı parayı gönderiyor..
Sümer Oral Maliye Bakanı.. Recep Önal ekonomiden sorumlu Bakan.. Bozuk düzen ve işin felaket boyutu her ikisinin önündeki raporlarda duruyor. Bir zahmet dosyayı açıp bakmıyorlar..
Peki biz niye üzülüyoruz?
Deli miyiz, neyiz?