kapat

04.08.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
CAN ATAKLI(ataklic@sabah.com.tr )


Acı gerçek: Pilot hatası

Genelkurmay Genel Sekreterliği 5 yıl önce Üsteğmen Cenk Yeşilpınar'ın şehit olmasıyla sonuçlanan F5/A savaş uçağının düşmesi olayında teknik arıza olmadığını bildirdi.

Önünüze bir konu gelir. İlgilenir araştırırsınız. Amacınız gerçeğin ortaya çıkmasıdır. Sonra gerçek ortaya çıkar. Bu gerçek sizin için de başkaları için de üzücü olabilir. Ama çare yoktur. Bunu açıklamak zorundasınızdır.

Bu köşede 10 gün önce üstüste iki gün acı bir olayın ayrıntıları yayınlandı. Bundan 5 yıl önce Merzifon'da kullandığı uçağın düşmesi sonucu şehit olan Üsteğmen Cenk Yeşilpınar'ın annesi "Oğlumun uçağının bir teknik hata sonucu düştüğü açıklandı. Bu teknik hata neydi, sorumluları hakkında işlem yapıldı mı" diye soruyordu. Üzüntülü anne bu konuda yetkililerden doyurucu cevap alamadığını da söylüyor ve "Bana bir cevap verilene kadar 27 uçağımız daha düştü, bu kadar vatan evladının ölmesine razı mı geleceğiz" diyordu.

İşte tartışma bundan sonra çıktı. Özellikle hava kuvvetlerinden emekli olduktan sonra sivil havacılıkta görev alan pilotlarla halen pilot olan subaylardan pekçok mesaj aldım.

Pilotlar özellikle "Hava Kuvvetleri bazı kazalardan sonra pilot hatası olduğunu saklamayı, bunun yerine teknik hata açıklaması yapmayı tercih ediyor, çünkü kimsenin moralinin bozulması istenmiyor" şeklindeki yine eski bir pilotun ifadesine tepki duymuşlardı.

Genelkurmay açıklaması
Dün Genelkurmay Genel Sekreteri Tümgeneral Atilla Işık'tan konuyla ilgili bir açıklama aldım. Açıklamada Yeşilpınar ailesinin üzüntüsüne ve acısına ortak olunduğu belirtilerek "Değerli Yeşilpınar ailesinin olayın üzerinden uzun bir zaman geçmesine rağmen hala olayla ilgili bazı endişeleri taşıyor olmaları ve bu endişelerine bugüne kadar cevap alamadıklarını değerlendirmeleri bizleri üzmüştür" deniyor.

Açıklamanın ilerleyen bölümünde ise Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu'na yazılan mektup üzerine bizzat Başkan'ın direktifleri ile ailenin telefonla aranarak bilgilendirildiği belirtiliyor.

Çarpıcı açıklama

Genelkurmay Genel Sekreterliği açıklamasında en önemli bölüm 5 yıl önceki kazanın oluş biçiminin anlatıldığı bölüm. Bu bölümü aynen aktarıyorum:

... Kaza sonrası yapılan incelemede, görev esnasında kendi uçağının konfigürasyonunu lider uçağının konfigürasyonuna uydurmaya çalışırken, sürat düşürerek irtifa kaybettiği, liderinin ikazına göre uçağını yönlendiremediği ve alçak irtifada kontrolsüz olarak buluta girmesi sonucunda yere çarptığı ve atlama teşebbüsünde bulunmadığı tesbit edilmiştir.

Uçağın kayıtlarının incelenmesinde herhangi bir aksaklığa rastlanmadığı, uçak ve sistem bakımlarının ilgili ihtisas elemanları tarafından yürürlükteki kontrol listelerine göre yapıldığı tesbit edilmiştir...

Bu açıklamadan benim anladığım, düşen F5/A uçağında hiçbir teknik arıza yaşanmadığı ve hatanın pilot Cenk Yeşilpınar'da olduğu. Yanlışım varsa konunun uzmanları lütfen düzeltsinler.

Aileye ne söylenmişti?
Şimdi hiç yorumsuz olarak bir başka açıklamayı da sizlere sunmak istiyorum. Yeşilpınar ailesi tam 5 yıldır oğullarının hangi teknik arıza sonucu öldüğünü ve bunun sorumlularının hesap verip vermediğini soruyordu. Çünkü Yeşilpınar ailesinin elinde savcılıktan yapılmış bir açıklama vardı. Bu açıklamayı da aynen sunuyorum.

Tarih 5 Mayıs 1997. Hava Kuvvetleri Komutanlığı 2. Taktik Hava Kuvveti Komutanlığı Askeri Savcılığı/ Diyarbakır.

...Çorum ili Osmancık ilçesi üzerinde görev uçuşunu icra ederken uçağın iniş takımlarının açılıp kapanmasını sağlayan gear box sisteminin arızalandığı, uçağın iniş takımlarını açtıktan sonra arıza nedeniyle iniş takımlarını içeri alamadığı, bu nedenle uçağın çöküşe girdiği, Hava. Pilot Üsteğmen Cenk Yeşilpınar'ın uçağı kurtarmak için çalıştığı, paraşütle atlayıp uçağı terketmediği, uçağı kurtarmak için gayret sarfederken uçağın bir çam ağacına çarparak infilak ettiği, Hava Pilot Üsteğmen Cenk Yeşilpınar'ın şehit olduğu, askeri savcılığımızca tayin edilen Hava Pilot Binbaşı Saffet Topoğraf'ın verdiği bilirkişi raporunda; uçağır gear box arızası nedeniyle düşmüş olduğunu, uçağın düşmesinde Hava Pilot Üsteğmen Cenk Yeşilpınar'ın herhangi bir kusurunun bulunmadığının belirtildiği, Cenk Yeşilpınar'ın uçak düşmesi sonucu şehit olması olayında herhangği bir kişiye isnat edilebilecek herhangi bir suç bulunmadığı...

Bu konuda bu kadar yazmak istiyorum.

1999'da bir uçak düştü
Genelkurmay Genel Sekreterliği'nin gönderdiği açıklamada Türk Hava Kuvvetleri filolarının performansları ve pilotların eğitimleriyle ilgili bölümler de var. Hayli çarpıcı bilgiler olduğu için bunu sizlerde de paylaşmak istedim.

Aynen şöyle deniyor:

Personel eğitimleri yurtiçinde yurtdışında, Hava Kuvvetleri ve üretici firma eğitim tesislerinde NATO standartları esas alınarak yürütülmektedir.

Türk Hava Kuvvetleri harbe hazır pilotlarının yıllık uçuş saatleri 220-230 saat arasındadır. NATO ülkelerinde bu oran 180-200 saat, diğer ülkelerde 50-60 saat arasında değişmektedir.

Hava Kuvvetleri 1999 içinde 166.050 saat uçuş gerçekleştirmiş ve sadece bir uçak kaybetmiştir. Yunanistan yaklaşık 85.000-90.000 saat uçuş gerçekleştirmiş ve 3 uçak kaybetmiştir. Aynı dönemde ABD 12 uçak, İngiltere 4 uçak, Almanya 3 uçak, İsrail 2 uçak İtalya da 3 uçak kaybetmiştir.

Türk Hava Kuvvetleri pilotlarının uçuş eğitimi 4 yıl lisans eğitimi görecekleri Hava Harp Okulu'nun giriş sınavları ile başlamakta, Hava Harp Okulu süresince ve bilahare uçuş eğitim merkezlerinde dünya standartlarında devam etmektedir.

Türk pilotlarının eğitim düzeyleri NATO ve BİO (Barış için ortaklık) takbikatlarında Bosna-Hersek ve Kosova harekatında fiili olarak dünyaya ispat edilmiştir. ABD'de yapılan Red Flag-2000 tatbikatında kırmızı ekip içinde saldırgan rolde görev yapan Türk pilotları Amerikan Hava Kuvvetleri pilotları tarafından şimdiye kadar bu tatbikata katılanlar arasında en iyisi olarak gözlenmiş, ABD Savunma Bakanı pilotlarımızdan bahsederken "The Best" (En iyi) tabirini kullanmıştır.

Hocaların öfkesi
Rektör atamalarıyla ilgili tartışmalar giderek "Sezer aleyhtarı" kampanyaya dönüşüyor. Bu konuyu birkaç gün önce dile getirmiş ve "Türkiye bir bilek güreşi yaşayabilir. Sezer'in tasarruflarından rahatsız olanlar harekete geçecektir, birlikte izleyeceğiz" demiştim.

Bu aynen gerçekleşiyor. Devletin gücünü kendi güçleri gibi gören ve halkı buna göre formüle etmeye kalkanlar Sezer'i yıpratmak için harekete geçtiler.

Rektör atamalarını bahane edenler Sezer'in hukuk konusundaki görüşlerinde samimi olmadığını söylemeye çalışıyor.

Gerekçe de hazır: "Sezer 9 Eylül Üniversitesi'nde en çok oy alanın aday yapılmamasına tepki gösterdi, oysa 19 Mayıs ve Dicle Üniversiteleri'nde aynı işi kendisi yaptı."

Ne alaka? İkisi o kadar farklı ki.

Birinde YÖK dayatması vardı.

Diğerinde ise bir tercih konusu var.

Olay tamamen bahane yaratmaktır. Sezer'in üslubu aşırı devletçi kesimleri rahatsız ediyor.

Mesele bu kadar basit.

Ölü yerde 2 saat bekler mi?
İki gün önceydi. Abdi İpekçi Caddesinde, şimdi biz de Nişantaşı'na taşındık ya buralarda neler olup bittiğini anında görüyoruz, 25 yaşlarında bir genç yolda yürürken fenalaştı.

Kalp krizi geçiren genç olduğu yere yığıldı. Caddeye bakan apartmanlardan birinde muayenehanesi olan bir doktor hemen koştu, fenalaşan gence ilk müdahaleyi yaptı ama ne yazık ki kurtaramadı.

Çevre esnafı ölen gencin üzerini örttü. Bir işyeri sahibi ölen gencin cebinden çıkan hüviyetine ve telefon rehberine bakarak aileyi haberdar etti, bu arada polise de haber verildi.

Polis hemen gelip durum tesbiti yaptı, ayrıca görgü tanıklarının da ifadeleri alındı.

Ama gencin cesedi bir türlü kaldırılmadı. Çünkü savcı beklendi.

Bu tür ölümlerde ceset savcı gelmeden kaldırılamıyor. Nedeni şu: Savcı gelip karar verecek ki daha sora hukuki bir sorun çıkmasın. Örneğin aile diyebilir ki, bu yakınımıza araba çarptı kaçtı ya da birinin saldırısına uğradı.

Belki kanun böyle ama, o ceset iki saate yakın yerde kaldı. İstanbul'un en işlek caddelerinden birinde çoluk çocuk, yaşlı genç gelip geçerken yerde yatan bir adamın cesedini görmek zorunda kaldı. Peki İstanbul'un en kalabalık yerinde cesedin iki saat yerde kalmasına neden olan savcı kimdi, neden o kadar geç kaldı. Bu sorumsuzluk değil mi?

Kanal 6 hızla yükseliyor
Öğle Haberleri'nde sizinle birlikte olduğum için söylemiyorum, Kanal 6 yeni ve genç ekibiyle hergün biraz daha yükseliyor. Dün birkaç günlük izleme oranlarına baktım, hergün bir önceki günden daha yüksek çıkmış.Bu da kısa bir gelecekte Kanal 6 ilk sıralardaki yerini alacak anlamına geliyor bence. Bu arada öğle haberlerini izleyemiyorsanız çok şey kaçırıyorsunuz derim.. Galiba ben de alıştım ekrana. Sohbet havasında geçen yarım saatte çok mutlu oluyorum. Sizlerin desteği ile sürdüreceğiz inşaallah.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır