


Tavrı ile konuşuyor
Cumhurbaşkanımız Sezer, suskun bir insan, car car konuşmuyor.
Ama "farklı" bir lisanla bize değerlerimizi hatırlatıyor.
Tavır ve davranış lisanı ile...
İlk günler, kırmızı ışıkta durmalar, tek başına çarşıya gitmeler, protokolü inceltmeler bana pek alımlı gelmemişti.
Ama giderek anlamaya ve kabul etmeye başladım:
Sezer, şirinlik ve politik yatırım yapmıyor.
Bize bir şeyler anlatıyor.
Olof Palme gibi davranarak, hepimizi uygarlığa davet ediyor.
Milletin "başı" olduğu için de bu tavrı anlamlı ve olumlu...
Fakat fankındaysanız, Olof Palme benzetmesini çift anlam yüklemek için bilerek yaptım:
Olof Palme, hem medeniyeti temsil ediyordu, hem de medeniyetten nasibini almamış canavarlığa kurban gitmişti...
Birinci kısmı tamam, ikinci kısmı için aman dikkat!..
Korumalara sesleniyorum!..
Çünkü Türkiye, siyasi psikopat kaynıyor!..
Armut
Suriye lideri Beşşar, PKK ile yakın temasta imiş... Armut dibine düşer!
Tercih
Hukuk ile Devlet hep çatışır. Hangisini seçersen onunla yaşarsın!
Çevreci
Yabancı firma-lar nükleer için 30 milyon dolar masraf etmiş.. Çevreciler ödesin!
Töreler ve ekonomi
Ekonomiyi kim bu hale getirdi?
Siyasi partilerin haline bakar da, ANAP ile DYP'nin toplam yüzde 25'lerde tırmaladığını; değişmez koalisyon ortağı CHP'nin ise Meclis'te bile yer bulamayıp, siyasi nüzül inmiş vaziyetine bir göz atarsanız, ekonominin sorumlularını görürsünüz.
Demek, seçmen cezayı kesti.
Peki ama şu anda daha programlı ve atkif bir siyasi oluşum mevcut mu?.. Hayır!..
Bugünkü hükümet, enflasyonu düşürme konusunda etkili ve kararlı görünüyor. Reformlara da sıcak bakıyor...
Ama yeterli değil...
Türkiye'nin bir "sıçrama" yapması gerek...
Milli mutabakata dayanan, ekonomik ve sosyal bir sıçrama!
Bir deney üzerinde konuşalım:
1970'lere kadar Japonya'nın sanayii ve teknolojisi ile alay ediliyordu ama bugünkü Japonya, dünyanın en müreffeh ve güçlü toplumlarından biri...
Nasıl başardı, çekik gözlüler?
"Töre"lerini kullandılar.
Geleneklerini, ekonomiye uyguladılar...
Çalışkanlık, namusluluk ve dürüstlüğü hayata geçirdiler...
Peki biz Türkler, ne ile övünüyoruz?
"Savaşçılığımız" ve "gururumuz" ile...
Öyleyse neden ekonomik bir "savaş" başlatmıyor, neden çok düşkün olduğumuz gururumuzu "ekonomik planda" kurtarmıyoruz?
Gelişmiş ülkeler, 20 bin dolar standardında bir yaşam sürdürürken, 3 bin dolar standardında kalmak, bizim gurumuzu neder incitmiyor?
Ve neden bir siyasi parti çıkıp, bu milli gururumuzu ekonomik dinamo olarak kullanmayı denemiyor?
Özverili ama gururlu bir ekonomik seferberlik ile 3 yılda, 10 bin dolar düzeyine ulaşmamızın önünde ne türlü bir engel var ki?
Bence, bir tek engel var...
Programsızlık ve gururu başka yerde aramak!..
Aslına bakarsanız yoksulluk gerçeği, milli açıdan en çok gurur kırıcı duygudur!..
Skandal
Bütün yazarlar Kıbrıs'ı yazıyor ama ben susuyorum. Çünkü konuşursam ağır konuşacağım...
Bizim için bir zamanlar "milli dava" olan Kıbrıs meselesi, 25 yıl sonunda, basiretsizlikler, ahlâksızlıklar, avantacılık ve dolandırıcılıklar yüzünden bir "milli skandal" haline dönüştü.
"Kıbrıslı" bir yana, koca Türkiye için utanç kaynağı haline geldi. Bir tek soru size:
Ekonomisi ve aklı olmayanlar nasıl ayakta kalır?
Kalamazlar, çünkü bilimadamları henüz bunun formülünü bulamadılar...
Badana
Gürbüz Çapan, Esenyurt'ta "badana kampanyası" başlatmış... Evine en güzel badanayı yaptıran "avanta" bir Renault kazanacak...
"Avanta otomobil" sayesinde, Esenyurt pırıl pırıl parıldayacak..."Gelmişim Adana'dan, anlamam badanadan" anlayışına son...
Yarın da, "karısını bir yıl dövmeyene", bedava bir çuval un kampanyası başlatırsa hiç şaşırmam!..