kapat

28.07.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Limasollu
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
HINCAL ULUÇ(uluch@sabah.com.tr )


Gevezeliğin "Haber" olduğu ülke..

Sevgili Ali Kırca, bu zorunlu yatak dinlenmesi sırasında belki de hayatında ilk defa uzun uzun televizyon haberleri izlemek zorunda kalıyor.. Önceleri hiç izleme şansı yoktu, çünkü ayni saatlerde kendisi de ekrandaydı zaten..

Şimdi dediklerimi daha iyi anlayacaktır..

Türkiye'nin "En haberci" habercisi olduğu tartışılmaz Ali de bu hatanın içinde çünkü..

Belli başlı televizyon ana haberlerinden konuk konuşmacıları çıkartın, bütün haberlerin süresi yüzde 50-60 düşer..

Yani bir gün için insanlar ülkemizde konuşmama kararı alırlarsa, şimdi yayın sürelerini durmadan aşan ve gecenin geri kalan programlarının yayın saatlerini allak bullak eden "Haberler" bir saatı doldurmak için büyük sıkıntıya düşerler..

Nasıl insanı bıktıran, usandıran, çoğu incir çekirdeğini doldurmaz bir kahvehane sohbetidir, Tanrım..

Hele iki konuk bulup bunları kapıştırdın mı, seyreyle sen, haberleri..

Dünya televizyonlarında böyle programlar var, var da adı "Haber" değil.. Hele ana haber hiç değil..

Konuk hele siyasetçi ise, soruya aldırmaz, ille kendi istediğini söylemeğe savaşır.. Çoğu zaman dersine hazırlanmamış haberci, soru bulma sıkıntısı içinde kıvranır.. Ama ekranda muhabbet uzar da uzar..

Bu niye böyledir?.

Konukla vakit doldurmak çok kolaydır da ondan.. Konuşacak adam bulamadın mı, bütün gün, görüntü bulmak, haber toplamak ve hazırlamak için ananın ağlaması gerekir çünkü..

Konuk, habercinin can kurtaranı, günün haberlerini bekleyen seyirci içinse, can sıkıntısının daniskasıdır.

Kaç defa önerdim.. Hem de iki tane..

Birinci çözüm:
Konukla konuşmayı canlı yayından önce yapın. Banda alın ve kurgulayın.. İncir çekirdeğini doldurmaz palavralarını çöpe atın, haber değeri taşıyan laflarını ekrana taşıyın yeter..

Kabul görmedi. Çünkü bir defa iki iş.. Bir de band montajı işine kim girecek. İkincisi, montajla konuşma özetlenirse, geri kalan vakit nasıl doldurulacak?..

İkinci çözüm:
Haberlerin, spor, iklim dahil hepsini verin. Bu arada anons ettiğiniz konuğu da, haberlerin en sonuna ekleyeceğiniz "Günün Haberi - Günün Konuğu" diye mesela ekrana getirin. Haber meraklısı haberini alsın. Haberini almak için ille de geyik muhabbetine tahammül zorunda kalmasın. Vaktini ekonomik kullansın. Vakti olan ya da varsa o konu ve konuğun meraklısı, sonu beklesin.

Yanaşmadılar. Çünkü böyle yaparlarsa son bölümde reytinglerin hızla düşeceğini biliyorlardı bir. İkincisi, bu uygulama bir saatlık sürenin sadece 15 dakikasının habere, geri kalanının geyik muhabbetine ayrıldığını belgelenmiş olacaktı. Bu da işlerine hiç gelmiyordu iki..

***

Şimdi hemen her evde, CNN başta yığınla yabancı televizyon var. Yabancı dil bilmeseniz de, rastgele birinin ana haber bültenini açın, bakın bakalım, Haberci masasına oturttuğu birisi ile oturup saatlerce konuşuyor mu?..

Böyle bir görüntü var mı?..

Arap televizyonlarını izliyorum, Vallahi, billahi onlarda da böyle birşey yok..

Konuk ne zaman var?..

Concorde düşmüş.. Görgü şahidi nefes nefese anlatıyor.. O!.. Bir havacılık uzmanı gazeteci, kaza ile ilgili herkesin merak ettiği, şimşek gibi sıralanan sorulara, kısa ve net, 3 dakika içinde yanıt veriyor.. Bir de o!..

Hepsi o kadar..

Bu Concorde maazallah bizde düşeydi, sabaha kadar kimbilir kaç konuk kaç saat ağırlanırdı düşünebiliyor musunuz?..

Rahmetli Şinasi Nahit "Bu memleket uzun laftan battı" derdi. Bizim kadar konuşan, bizim kadar konuşmayı "Haber" diye yutturan bir ülke daha var mı?..

Ferrari diye bir efsane..

Ferrari 360, Spider!.. Yani Ferrari 360, Örümcek!..

İşte Monaco'da olma sebebimiz bu.. Ferrari 360, efsanenin en yaygın modeli.. Spider da, onun üstü açık olanı..

Monaco'nun ünlü Grand Casinosu ile yan yana, ünlü Hotel de Paris'nin önünde, Monte Carlo'nun dünyaca ünlü meydanında, 6 tane Ferrari 360 Spider yan yana duruyor.. Her sabah, dünyanın dört bir yanından gelmiş gazeteciler bu altı arabayı alıp, Monte Carlo - Cannes arasında tura çıkıyorlar..

Olayın amacı, Ferrari 360'ın Spideri dünya medyasına sunmak.. En iyi sunuş da bu.. Monte Carlo gibi, dünyaca ünlü bir turizm merkezinin, her türlü sürücü cambazlığına izin veren o dümdüz otobanları, tunelleri, ya da baş döndüren virajlarla akıp giden daracık, ama dünya güzeli manzaralı şehirlerarası yollarında arabayı kullandırmak..

Ferrari'nin Türkiye temsilcisi Zeytinoğlu Holding.. Motorlu Taşıtlar Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Cemil Erman, Sabah'tan beni, Hürriyet'ten de Fatih Altaylı kardeşimi davet etmiş..

Ben, bacağımdan vurulduğum 4 mart 1994'ten beri direksiyona oturmadım.. Ferrari'ye otursam ne olacak, oturmasam ne?.. Arabanın hakkını vermedikten sonra..

Bu yüzden, büyük bir incelik.. Türkiye'nin artık dünyaca ünlü ralli pilotu, geçen yılın Çin Rallisi altıncısı Volkan Işık da kafilede.. Ben sürmek istemezsem, arabayı Volkan kullanacak..

İstemedim tabii.. Benim direksiyona oturmamla, Monte Carlo'daki kadınların gelip Ferrari yanında fotoğraf çektirmesinin farkı yok ki..

Volkan'la bindik, kırmızı örümceğe.. Ben fevkalade mutlu oldum, kendi şahsıma.. Ama Volkan ayni ölçüde keyiflenmedi galiba..

Pilotluğundan öte, harika bir insan Volkan.. Altında istediği herşeyi yapabileceği bir araba var..

290 kilometre hız yapabilen, 8 silindirli, altı ileri vitesli, 400 beygir gücünde bir araba bu.. 0 kilometreden 100 kilometre hıza 4.6 saniyede ulaşabiliyor.

0 dan 400 metreye 12.7, gene 0'dan bir kilometreye 23.1 saniyede varıyor.

Bir ralli pilotu için bunlar ne demek anlatmak zor, ama tahmin etmek zor değil.. Volkan ralli pilotu ama, ben ralli yardımcı pilotu değilim.. Hatta hızdan nefret etmesi ile tanınan bir gazeteciyim..

Volkan nasıl benim limitlerimde kullanıyor, ötesini zorlamıyor, o da anlatılmaz.. Hissedilir..

Otoyolda ataklar yapıyoruz.. Arabanın performansını bana göstermeye yeterli, ama tadımı kaçırmayacak kadar da ölçülü.. Monaco dağlarının o daracık virajlarında, tekerlek yolun kenarını sıyırarak dönüyoruz, ama, orda da ölçü kendisi değil, ben..

200'den bir milim yukarı çıkmadan..

Bütün bunlar olup biterken de, bana, bir yandan Ferrariler, bir yandan da dünya rallileri hakkında çok meraklı bilgiler veriyor, anlaşılmaz teknik terimler kullanmadan, herkesin kolayca takip edebileceği bir dille.. Mütevazi.. Şakadan anlıyan, şaka kaldıran, kendi mizah duyusu da fevkalade yüksek.. Harika bir sürücü, pırıl pırıl bir insan..

Geçen yılki dünya çapındaki başarısına rağmen bu yıl yarışmıyor.. Sponsor yok.. Geçen yıl İskender Atakan'ın takımında imiş. Bu yıl yolları ayrılmış.. Atakan kendi takımında kendisini geçecek birini istememiş olmalı.. Bu işler genelde böyledir de..

Dünya çapında bir sürücümüze sahiplenemeyişimiz ne kadar acı değil mi?..

Ercan 120'yi geçti mi öfkelenen ben, 200'le giderken hem de nasıl böyle rahat sohbet edebiliyorum, peki?..

Onu da yarın anlatalım..

..Ve haberler..

Beşiktaş - Levski Sofya maçına çıkıyor.. Hemen bütün televizyonların ana spor haberlerini dolaşıyorum.. Hemen hepsinde maç öncesi röportajlar..

Şifo Mehmet: "İyi hazırlandık. Rakibimiz güçlü.. Saha avantajını kullanıp turu burda geçmeye çalışacağız."

Ahmet Dursun: "İyi hazırlandık.. Rakibimiz güçlü. Saha avantajını kullanıp turu burda geçmeye çalışacağız.."

Nihat, Ayhan, Tayfur ve de aklınıza kim gelirse: "İyi hazırlandık.. rakibimiz güçlü.. Saha avantajını kullanıp turu burda geçmeye çalışacağız."

Geçin.. Geçen yılları düşünün Fenerli Rüştü, Galatasaraylı Hakan başka şey mi söylediler..

Adama mikrofonu uzatıp soru sormaz da suratına aptal aptal bakarsan, ne yanıt verir ki..

"Çok kötü hazırlandık. Bu maçı almak da istemiyoruz zaten" diyecek hali yok ya.. Dese o zaman "Haber" olur zaten..

Televizyonlar yıllardan beri bu aptalca tekrarlar için masraf ediyor, kamera gönderiyor, görüntü tedarik ediyor, montajlayıp yayına sokuyor..

Yahu her futbolcudan bir tane alıp arşivlesen, her maçtan önce kolayca yayına soksan olmaz mı?.

Spor ve futbol cahili adama kamera verir de röportaj diye yollarsan ve yıllanmış sakızları "Haber" diye yayınlarsan, ne beklersin ki?.

Amerikalılar "Aptalca sor, aptalca yanıt al" derler. Bizde aptalca sual bile yok. Sual yok.. Sual sormak için, bilmek, izlemek gerek çünkü..

Şifo'dan, Ahmet Dursun'dan, ötekilerden "Farklı" yanıt almak için, farklı soru sormak gerek çünkü..

Hani nerde o "Farklı" gazeteci.. Üç otuz paraya çalışan ucuz ve yeteneksiz adamları televizyoncu yapıyorlar. Sonra bu gerzeklikleri her maçın öncesi ve sonrasında tekrar ve tekrar yayınlamaya utanmıyorlar.

Utanmıyorlar çünkü, kendi programlarını seyretmiyorlar. Seyretmeye tahammülleri yok!..

Terzinin söküğü..
Adamın ev telefonu çalışmıyordu.. Arızayı aradı her zamanki gibi.. Gayrettepe'yi.. "Sizin telefon 300'lü numara oldu. Beyoğlu'na bağlandı" dediler..

Orayı aradı.. "Bakalım, arayalım arızayı" dediler.. Bir hafta baktılar.. Sonunda "Borcundan dolayı kapanmış, bizi öğleden sonra arayın" dediler.

Borcu konusunda hiç ihbar almamıştı oysa..

Beklemedi.. Hemen 163'ü aradı ve kapanma sebebi olan borcunu öğrendi:

2 milyon 850 bin lira.. Yani üç milyon lira bile değil..

Tamam.. Bu açma kapama işleri artık bilgisayarla yapılıyordu.. Peki bu bilgisayarı, böyle komik paralar yüzünden telefonu kapatmamak için programlamak mümkün değil miydi?.. Bugüne kadar borcunu hep zamanında ödeyenler için bir uyarı daha yapma programa yüklenez miydi?..

3 milyon lirayı tahsil etmek için kesilen telefonun bir boyu kullanılmaması yüzünden, şirketin kaybı bu üç milyonun kaç para üstündeydi acaba.. Bu numara bir hafta boyu arama yapmamış ve aranmamıştı.

Sahibi de çok arayan ve aranan kişiyken..

Kimdi peki?..

Şaşırmayın ve sıkı durun:

Ahmet Vardar!..

Hani her başınızın derde girdiğinde imdadınıza koşan ve özellikle bürokratların sık sık kulağını çeken Ahmet Vardar!..

Terzi söküğünü dikmez, diyen atalarımız ne kadar haklıymış meğer?..

BİZİM DUVAR
Fener'de yıllar sonra yine Yugoslav ekolü.. Mirkoviç, Rapajip, Lazetiç, Baliç.. Sene sonunda hepsinin üstüne bir bardak soğuk su iç..

Hakan &Utku

SEVDİĞİM LAFLAR
Gülün dibindeki toprak gül kokar.

Mevlana

TEBESSÜM
-ABD'de sarışın ve zeki kadına ne denir?

-Turist..

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır