


Kıbrıs'ta akıl tatile çıkmış!
Geriliyor... Geriliyor... Kopacak... Ok yaydan çıktı... Kıbrıs'ta yay, bugün değil son 20 yıldır hep geriliyordu... Kıbrıs'ı yönetenler gerilmeyi ciddiye almadılar, Ankara'daki yönetimler de geleceği göremediler.
Gerilme sınıra geldi...
Ha koptu...
Ha kopacak...
Bugün ya da yarın...
Yönetimde ittirmeler...
Yer değişiklikleri...
Kadife eldiven içinde demir vuruşlar-çene kırışlar- kemik çatırdamaları olabilir...
Altüst oluşlar uç verebilir.
Bekleyelim, beklemeliyiz...
Cinnetin de bir sınırı var...
Kıbrıs'ta cinnet sınırsız:
Cumhurbaşkanı...
Başbakanı suçluyor:
"Pısırıktır... Yalancıdır...
Sözünde durmaz...
İngilizce bile bilmez...
Kiralık kalem bulur, benim aleyhime yazı yazdırır" diye damgalıyor.
***
Başbakan ise Cumhurbaşkanı'nı;
"Faşist kafalıdır...
Demokrasiyi içine sindiremez...
Hükümeti yıpratıyor...
Bana iftira atıyor...
Başkanlık sistemini getirmeye çalışıyor, Türkiye'yi de bana karşı kışkırtıyor" diye karalıyor.
Kıbrıs'ta cinnetin cinneti:
Kıbrıslı Kıbrıslı'ya saldırıyor.
Kıbrıslı Kıbrıslı'ya...
Rum yanlısı diyor...
Kıbrıslı Kıbrıslı'ya...
Türkiye'ye satılmış diyor...
***
Ve bu küfürleşmeyi de kendini ifade etme, düşünce özgürlüğü, ileri demokrasi anlayışı sanıyorlar. Cinnete düşmüşler, küfürü ifade özgürlüğü sayıyorlar.
Yüzde 100 Kıbrıslı...
Yüzde 100 Kıbrıslı Türk oğlu Türkler'den sayıları çok az olsa da bazıları; Türkiye'ye emperyalist diyorlar.
Ankara bizi sömürüyor...
Diye suçluyorlar...
Cinnetin sınırı var...
Kıbrıs'ta ise cinnetin sınırını da kaldırmışlar: Kıbrıslı Türkler'i, kafatasçı, kan ırkçı bazı Rumlar'ın asimilasyonu ve vahşetinden kurtarmak için 26 yıl önce Ada'ya Barış Harekâtı yapan Türk Ordusu'nun oradaki komutanını da sömürge valisi diye suçluyor.
Baştan aşağı zırva!
Türkiye'nin emperyalist, oradaki komutanın da emperyalizmin valisi damgasını yiyebilmesi için bizim Kıbrıs halkını gizli ve açık sömürmemiz gerekir. Kıbrıs'ın yeraltı, yerüstü zenginliklerini, deniz, kara, insan kaynaklarından katma değer yaratıp Anadolu'ya aktarmamız gerekir.
Oysa tam tersi oluyor...
26 yıldan beri...
Türkiye Kıbrıs'a...
Oluk oluk para akıtıyor...
Her yıl Kıbrıs bütçesinin yüzde 60-70'i Ankara'dan pompalanan paralardan oluşuyor.
Buna emperyalizm diyorlar!
Bunlar akıllarını yemişler.
Emperyalizm tarihinde işgal ettiği ülkeyi parayla destekleyen hiç bir istilacı olmamıştır. Emperyalizmin tarihinde böyle bir kavram da yoktur.
Eskiden Kıbrıs'a...
Tatil için gidilirdi...
Şimdi Kıbrıs'ta...
Akıl tatile çıkmış!
***
Türkiye Yunanistan'la aradaki sorunları çözmeye çalışırken Ankara ile Atina düşmanlığı bırakıp dost olmaya uğraşırken ve Avrupa Birliği içinde yeralma kararı almış Türkiye, Kıbrıs'ta da akılcı ve hakkaniyetçi bir çözüme hazır olduğunu açıklarken Kıbrıs'ta bazı sapsilikler birbirlerini Rumlukla, Türkiye'yi de işgalcilikle suçluyorlar.
Kıbrıs ekonomisi ise felç...
Bankalar batıyor...
Batmıyor içi oyuluyor...
Ve içi oyulmuş bankalar cami önüne bırakılan çocuklar gibi Hükümet'in kucağına atılıyor. Bankaların içini oyanlar plajlarda vücut bronzlaştırırken, yüksek faizle sarhoş edilip, aptalllaştırılmış Kıbrıs halkından bir kısmı da parlamentoyu basıyor.
Polis de halkı jopluyor.
Fakat Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hükümeti, Maliye Bakanı, Merkez Bankası, Hazine'si, Parlamentosu bankaların içini hortumlayanların üstüne gitmiyorlar.
6 bankacının...
Mallarına, mülklerine...
Servetlerine, gelirlerine...
Yurt dışındaki hesaplarına...
El koymuyorlar...
***
Kim bu 6 Kıbrıs bankası?
Kurucuları kim?
Ne kadar mal varlıkları var?
Niçin dünyada hiç bir bankacının altından kalkamayacağı kadar yüksek faizlerle para toplamalarına izin verildi?
Göz yumuldu...
Kim göz yumdu?
Araştırılmıyor.
Kıbrıs'ta akıl tatile çıkmış: Bankları leş halinde terk edip giden ve içlerinde Cumhurbaşkanı Denktaş'ın dünürünün, Asil Nadir'in, kumarhane işletenlerin de bulunduğu bankacıların mal varlıklarına el konulmuyor. Fakat Ankara bize para göndersin parası batmışlara ödeme yapalım diyorlar. Saçmalıyorlar!
Geriliyor... Geriliyor...
Koptu, kopacak...