kapat

28.07.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Limasollu
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
CAN ATAKLI(ataklic@sabah.com.tr )


Nükleer santrallerde bir başka tehlike...

Nükleer enerji santrallerinin kurulması artık yılan hikâyesine döndü.

Görünüşe bakılırsa santralların yapımından vazgeçildi. Ama Ecevit'in açıklaması, küçük bir aralık bırakıyor. Çünkü Ecevit "İhaleleri durduruyoruz, ama bu nükleer enerjiden tamamen vazgeçtiğimiz anlamına gelmez" dedi.

Demek ki, "şartlar oluşunca" nükleer enerji santralleri yeniden gündeme gelebilir.

Bu konuda kafam netleşmiş değil. Nükleer enerji gerekli mi gereksiz mi? Ya da nükleer enerji santralleri gerçekten çevreye zarar veriyor mu vermiyor mu?

Son yıllarda çok moda olan çevreci hareketlere çok sempati ile bakamıyorum. Çünkü "nereden para buldukları" belli olmayan çeşitli örgütler Türkiye için faydalı ne varsa karşı çıkıyorlar.

Üstelik öylesine etkili oluyorlar ki, aksi bir görüşü savunmak çok zorlaşıyor. Çünkü bir anda kendinizi çok sert ve sıkı bir eleştiriler çemberi içinde buluveriyorsunuz.

Nükleer enerji konusunda teknik bilgim yok. Ancak dünyanın her yerinde güvenli kullanıldığı da bir gerçek. Buna karşın deniyor ki "Amerika'da da Avrupa'da da bu kaynaktan vazgeçiliyor." Ondan çok emin değilim. İhtiyaç kalmaması başka, tehlikeli olması başka.

Bu arada, aklım bir de Türkiye'nin dış ülkelerdeki güvenirliliği ve itibarına takılıyor.

Nükleer santraller için yıllar önce duyurular yapılmış, dünyanın en önemli şirketleri davet edilmiş. Nükleer enerji santrali projelerini hazırlamak bile milyonlarca dolar tutuyor. Sonra bir gün geliyor "Biz vazgeçtik" diyorsunuz. Vazgeçmek tabii ki hakkımız ama bazı konuları enine boyuna düşünmek gerek. En azından Türkiye aleyhine oluşturulabilecek bir başka lobinin çalışmalarının önüne geçecek önlemler de alınmalı.

* Fuat Durmuş, Sağlık Bakanı Osman Durmuş'un kardeşi mi?

* Sağlık Bakanlığı'nda çalışan Fuat Durmuş, aynı Fuat Durmuş mu?

* Eğer öyleyse, Fuat Durmuş tayinlerin yapıldığı dairenin başkanı mı?

* Bütün tayinleri Fuat Durmuş'un yaptığı doğru mu?

* Sağlık Bakanı Osman Durmuş, Fuat Durmuş'un tasarruflarına kefil oluyor mu?

* Kefil oluyorsa, kıyım listeleri hazırlamak ayıp olmuyor mu?

Çevik Bir Londra'da olmadığını bir aydır Bodrum'da oturduğunu bildirdi. Çevik Bir'in adı, Londra'ya giden emekli generallerin arasına bir yanlış bilgilenme sonucu girdi. Düzeltmek ve özür dilemek istiyorum.

Özel okullardan hiç birinci çıkmıyor..
Dikkat ediyor musunuz, üniversite sınavlarında anlı şanlı okulların öğrencileri değil de hep Anadolu'daki okullardan mezun olanlar ilk sıraları paylaşıyorlar.

Gerçi ilk sırayı paylaşan öğrencilerin de büyük bölümü "özel eğitim" veren okullardan çıkıyor, ama bu genel kanıyı pek değiştirmiyor. Peki neden acaba? Özellikle İstanbul'da çok ünlü özel okullar var. Buralarda okuyan öğrenciler birer zekâ şahaseri gibi. Her şeyi biliyorlar, dünyayı tanıyorlar, internet kullanmayı günlük işlerinin hatta oyunlarının arasına sokmuşlar. Ama listelerde yoklar.

Bunu bir eğitimci dostumla konuştum. Bana "Çok basit, çünkü bu okullardan çıkanların birinci talebi üniversite sınavı değil" dedi.

"Nedir o zaman?"
Anlattı. Bu okullardan mezun olan öğrencilerin büyük bölümü yurtdışında eğitim olanaklarını araştırıyormuş. Zaten çoğu bu masrafı kaldırabilecek ailelerin çocukları.

Bu nedenle asıl güçlerini yıl içi derslerine, yabancı okulların istediği başarı kriterlerine veriyorlarmış. Buna karşın üniversite sınavları da önemli çünkü, bu sonuçlar da yabancı üniversiteler için bir referans kaynağı. Böyle olunca özel eğitim gören öğrenciler, üniversite sınavında sadece yeterli puan almaya çalışıyorlarmış.

'Bizde de motosiklet bisiklet yolu olsa...'

Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Celâl Doğan'la konuştum dün. Geçtiğimiz hafta Gaziantep'te konan bisiklet ve motosiklet yasağını sordum. Başkan içtenlikle cevaplar verdi.

* Motosikletleri yasakladınız

- Sadece ben değilim.

* Evet, valilik bir komisyon kurmuştu.

- Bu komisyon karar verdi.

* Neden kondu bu yasak?

- Çok kaza oluyordu.

* Ne kadar çok?

- Şehir içindeki kazaların yüzde 80'i diyebilirim.

* Önlem alınamaz mı?

- Kazayı önleyecek makine bulunmadı daha.

* Evet ama trafik önlemleri alınabilir?

- Almaya çalışıyorlar, olmuyor.

* Neden olmasın?

- Sayı çok fazla.

* Ne fark eder?

- Ediyor, çünkü kazanın dışında başka sorunlar da var.

* Ne gibi?

- Örneğin park sorunu var, yol sorunu var.

* Motosiklet parkından ne olacak?

- Olur mu, binlerce motorsiklet, kaldırımlarda yer kalmıyor.

* Yer gösterin..

- Söylemek kolay, bizim kentlerimiz öyle dizayn edilmemiş ki.

*Ama yine de çare bulunur?

- Her ülkenin kendine özgü şartları var, bu konuyu çok anlattık, ama dinletemiyoruz.

*Kime?

- Motosiklet sahiplerine.

* Ne dinlemiyorlar?

- Örneğin dükkânın önüne koymayın diyoruz, yine koyuyorlar, millet bezdi.

* Batıda bisiklet motosiklet için yollar var.

- Tabii var, ama 40 yıldır var, bizde hiç olmamış.

* Yapılamaz mı?

- Maliyeti bir düşünsenize.

* Yasak bütün kentte mi?

- Hayır sadece ana arterlerde, zaten hepsini nasıl kaldırırız.

* Hiçbiri kask da takmıyor?

- Takmıyorlar.

* Bu yasak sürecek mi?

- Çaresiz, ayrıca şikayetçi olan da yok.

* Motosiklet sahipleri de mi?

- Onlar da dahil, gürültü azaldı, kaldırımlar rahatladı.

* Yasak iyi bir çare mi?

- Yasak savunulamaz ama, biz ne yapalım?

40 derece sıcakta sınav
Piyasada mali müşavirlik yapanlar "yeminli mali müşavir" olmak için bir sınava girerler. Sınavda başarılı olanlar daha etkili ve yetkili olarak göreve başlarlar.

Dün bu sınava hazırlanan adaylardan biriyle konuştum. Dedi ki "Bize adeta işkence çektiriyorlar." Şaşırdım ve sordum "Ne işkencesi?" diye.

Mali müşavir yeminli mali müşavir olmak için paralı kursa katıldığını, eğitimden geçtiğini söyleyerek "Şimdi bizi sınava çağırıyorlar, üstelik havaların en sıcak olduğu 13-18 Ağustos arasında" dedi. Sonra da yakınmasına geçti, "Yeminli mali müşavir olmak için en az 10 yıl piyasada müşavirlik yapmak gerek, bizler genellikle 50'li yaşlarda oluruz. Bu yaşta böylesi sıcak altında sınava girilir mi?" Ben de sınavın neden daha sonra yapılmadığını sordum. Meğer daha sonra okullar açılıyormuş, sınavlar da okullarda yapıldığı için yer bulunamıyormuş.

Bana garip geldi, sonuçta bin kişinin bile katılmayacağı sınav, yaşları 40'ı geçmiş insanları Ağustos sonunda sıcaklar biraz azalınca sınava sokacak bir yer bulunur herhalde.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır