kapat

28.07.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Limasollu
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
GÜNGÖR MENGİ(gmengi@sabah.com.tr )


Yeni MGK

Avrupa Birliği üyeliği, Türkiye'nin 21. Yüzyıl devleti ve toplumu olabilmesinin olmazsa olmaz koşuludur.

Üyeliğin maliyetini abartarak halkı korkutmaya çalışanlar var. Ama bunların çoğu, tutuculuğun mum gibi eriyen bahaneleridir.

Türkler bin yıldır hep güneşin battığı yöne doğru ilerlemeye çalışıyor. Avrupa Birliği, kuşaklar boyu bilinç altımıza işlemiş olan hayalin ve iradenin nihai hedefidir.

Üyelik gerçekleştiği zaman, bugünün ırkçı ve dinci terör sorunu, ifade özgürlüğü engelleri, hatta Ege ve Kıbrıs sorunları, sorun olma niteliklerini kaybedecektir.

Milli Güvenlik Kurulu'nun kompozisyonu ile ilgili tartışma da aynı.. "MGK'daki sivil temsili arttırmak lâzım" deniyor.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kıvrıkoğlu "MGK'daki sivil üye sayısı isterse 100 olsun" deyince, bu defa herkes sözün altında ve ardında ne yattığına dair hayaller ve hayaletler üretmeye başlıyor.

Aslında sorun, 28 Şubat'ın kuyruk acısıdır.

MGK o tarihte hayali bir irtica tehlikesi icat ederek hükümet darbesi mi yapmıştır?

Hayır.. Sonraki olaylar MGK olmasaydı, devletin savunma refleksini harekete geçirecek öteki kurumların geç kalabileceğini, önleme maliyetinin de demokrasiyi tümüyle yitirme sonucu doğurabileceğini göstermiştir.

Devletin güvenlik politikalarını oluşturan bu kurumun benzerleri Batı'da da var. Sorun, askerin ağırlığını azaltmaksa bu, Türkiye'nin ihtiyaçlarına uyan yapılmalıdır.

Kuruldaki bakan sayısını arttırmak çözüm değildir. Demokratik çözüm, kurulun temsil yeteneğini arttırmaktır bizce.

Onun bir yolu da, ana muhalefet partisi liderini MGK üyesi yapmak olabilir.

Böyle bir değişiklik, kuruldaki tartışmalara demokratik boyut kazandırdığı gibi kararların "milli"lik niteliğini de arttırabilir.

Demokraside kalite, en az sayı kadar önemlidir.

Silah geri tepti
Çözümsüzlüğü, Kıbrıs'ta 25 yıl çözümün sihirli anahtarı gibi kullandık.

Ama oyun artık geri tepiyor.

Çünkü Kıbrıs'ta yağma, kayırma, yolsuzluk, siyasi itişme, bu hastalıkların ana vatanı Türkiye'ye bile parmak ısırtacak boyutlardadır.

KKTC'yi devlet olarak bir biz tanıyoruz.

Ama buranın devlet olamadığını da en iyi biz biliyoruz. Nüfusun üçte biri memur ve emekli olarak maaş alıyor. Parayı da bizim vergilerimizden Türkiye ödüyor.

Adeta bir "korucu" düzeni kurulmuş..

Buna rağmen Rumlar refah yarışında Kıbrıs'taki Türk'ü beşe katlamıştır.

Huzursuzluğun ulaştığı şu noktada gerçeği görmeliyiz: Çözümsüzlüğü artık bu toplumsal sermaye ile finanse edemeyiz.

Zaman, artık zararımıza işleyecektir.

Ankara, Kıbrıs'ta sorunu 12 Mart modeline benzer bir "teknokratlar hükümeti" ile çözmek hevesindedir. Bunun için de artık çok geç..

Mersin enerji terminali olacak.

Tam karşıdaki Kuzey Kıbrıs'ın dost ellerde olması, Türkiye'nin güvenlik mecburiyetidir.

Şartlar, KKTC'deki düzeni sağlayacak maddi özveriye bir süre daha katlanmaya Türkiye'yi mahkum ediyor.

Kıbrıs'ta siyasi çözüm artık Rumlardan çok bizim menfaatimizdir.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır