Dar zamanda uzun paslaşmalar
Türk futbolunun bugüne kadar en vefalı dostu, zamanın bolluğu oldu... Aylarca yan gelip yatılıyor, nasıl olsa sonunda işler yürüyordu.
Şimdi bakıyorum; Beşiktaş'a zaman yetmiyor...
Oysa çok iş var yapılacak. En güzeli, çok iş için çok heves var. Planlanıp hayata geçirilmeyi bekleyen çok şey var.
İnönü Stadyumu bir tarihtir. Neresinden bakarsanız bakın, bizim en derli toplu stadlarımızdandır. Kötüye alışmış futbol seyircisini "ehven-i şer"le tatmin edebilmiştir.
Orada, İnönü Stadı'nın orta yerinde yeni bir dünyanın temellerini atmak yabana atılacak bir iş değildir. Serdar Bilgili'nin açılışta ettiği "Çok yakında günün 24 saati Beşiktaşlılar'ın hizmetinde olacak bir stad hazırlıyoruz" sözünün işaretlerini gördü çarşamba akşamı maça gelenler...
Şimdiden birçok taraftar umutla güzel bir İnönü hayalleri kuruyor.
Saha içinde zaman az
Ancak Levski maçında sahaya bakıldığında da zamanın darlığı göze çarpıyordu.
İnönü'ye plaja gider gibi, şortu ve terlikleriyle gelen Levski Teknik Direktörü'nün takımı (ne yalan söylemeli!) Scala'nın takımından hazırdı...
Beşiktaş'ın yaptığı transferlere bu çağda hâlâ "Bakacağız, göreceğiz" diyen zihniyeti anlayamıyorum. Bunlar tartışmasız iyi transferler. Ama takımın ciddi bir uyum sorunu var. Ve uyum zaman içinde kazanılan bir özellik!
Geri üçlünün korkunç kademe hataları yapmaması için, takım arkadaşlarının Nouma'nın özelliklerini kavrayabilmeleri için, Nihat ve Münch'ün geçen yılki futbol zekâ ve hırsına kavuşabilmeleri için zamana ihtiyaç var. Oysa Avrupa maçları takvimi Beşiktaş'ı sıkıştırdıkça sıkıştırıyor.
Fakaaaat!.. Orta sahadaki sorunları zaman bile çözemez. Bu geleneksel, topu oynatmaktan çok, topla oynama hastalığına bir neşter vurulması gerekiyor.