Anayasa'nın açık hükmüne rağmen, Anayasa Mahkemesi'nin kararı Resmi Gazete'de yayınlanması beklenilmeden hemen açıklandı... Bununla kalınmadı; Danıştay, yine Anayasa'nın 153'üncü maddesini yok sayarak, yüce mahkeminin kararının geriye doğru çalıştırılması gerektiğine yönelik görüş açıkladı...
Evren Paşa geldi... "Dalan Boğaz'daki inşaatlar galiba büyük yapılıyor" dedi... "Mümkün değil. Sürekli incelettiriyorum" cevabını verdim, kendisini helikoptere bindirip gezdirdim... Bununla kalmadım, emir vermesini Yüksek Denetleme Kurulu'nun gelip bütün Boğaz'ı ve yapılan inşaatları denetlemesini istedim...
Sözen döneminde bir servet düşmanlığı estiriliyordu... Yasal evlerinde oturanlar dozerlerle tehdit ediliyordu.
BOĞAZ'da oturan binlerce İstanbullu kiremitlerini aktaramıyor... Yağmur üzerlerine yağıyor, onlar ses çıkaramıyor.. İşte bu sırada seçilen Dalan, Başbakan olan Özal'a giderek, "Boğaz ölüyor Turgut Bey.. Konducular üşüşüyor" diyor... Özal, güvenip inandığı Dalan'ı dinliyor ve İmar Yasası'na iki madde ekletiyor...
DALAN yönetimindeki Büyükşehir Belediyesi 1987 yılına kadar 1000 villaya yasalara ve yönetmeliklere uygun ruhsat veriyor... CHP ise, Boğaz'ı koruma amaçlı imara açan İmar Yönetmeliği'nin iki maddesinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne gidiyor... Anayasa Mahkemesi CHP'nin başvurusu doğrultusunda karar veriyor...
Anayasa Mahkemesinin kararı bir anda TV ekranlarından ve gazete manşetlerinden halka ilan ediliyor...
Dalan hemen hukuk müşavirlerini davet ediyor ve ne yapması gerektiğini soruyor:
"Ruhsat vermeyi durduralım mı?"
Hukukçular "Hayır" diyorlar... Bunun gerekçesini de yazılı mütalaalarında şöyle belirtiyorlar:
"Anayasa Mahkemesi'nin kararı Resmi Gazete'de yayınlandıktan sonra yürürlüğe girer... Bu karar yürürlüğe gireceği tarihe kadar belediye olarak yasal taleplere ruhsat vermelisiniz... Aksi halde İmar Kanununu çiğnemiş olursunuz..."
Büyükşehir Belediye Başkanı, Anayasa Mahkemesi kararı Resmi Gazete'de yayınlanıncaya kadar geçen 5.5 aylık süre içinde 340 villaya daha ruhsat veriyor...
Sohbetimizin bu aşamasında Dalan Anayasa'yı açıp 153'üncü maddeyi okuyor..
Anayasa'da belirtilen "İptal kararları gerekçesi yayınlanmadıkça açıklanamaz" emrinin yok sayıldığına dikkati çekerek "Anayasa çiğnenerek iptal kararı kamu oyuna açıklandı" diyor...
Boğaz kamuoyunda tartışılırken İstanbul'a gelen Kenan Evren, Dalan'ı "Boğaz'da ruhsat verdiğin yapılar, yüzde 6'lık imar hakkından taşıyor" diye uyarıyor..
Dalan, Boğaziçi İmar Müdürlüğü'ne ve Büyükşehir Belediyesi mütfettişlerine Boğaz'ı sürekli denetlettirdiğini, bunun mümkün olamayacağını, milimetrik ölçümler yaptırdığını belirterek, "Eğer isterseniz, helikopterle dolaşalım, kendiniz inceleyin" teklifini getiriyor...
Evren'in Boğaz'ı havadan inceledikten sonra da pek tatmin olmadığını gören Büyükşehir Belediye Başkanı, "Devlet Denetleme Kurulu'na emir veriniz... Onlar gelip incelesinler... Eğer bir yanlış veya yasadışılık varsa ben de öğrenirim, gereğini yerine getiririm" diyor...
Bunun üzerine Evren, Sedat Güneralp Paşa'ya emir veriyor... Güneralp Paşa da emekli bir Hava Generali başkanlığındaki heyeti gönderip tüm Boğaz'ı didik didik ettiriyor...
Dalan o günleri şöyle özetliyor:
"Bu denetleme heyetleri çok enteresan insanlardan oluşuyor... Geldiler mi mutlaka bir şey bulacaklar.. Yanlış anlama; yapılarda imara aykırı bir fazlalık bulamadılar... Sadece 'Anayasa Mahkemesi'nin karar verdiği tarihle, o kararla ilgili gerekçeli kararın Resmi Gazete'de yayınlandığı tarih arasında geçen 5.5 aylık süre içinde neden 340 villaya ruhsat verdiniz' diye sordular... Oysa biz kimseye ruhsat vermek için davetiye çıkarmadık... Haklı ruhsat taleplerini geri çevirseydik yasaları çiğnemiş olacaktık... Denetleme Kurulu gitti, bir rapor tuttu ve bu rapora istinaden de benden sonra gelen Nurettin Sözen 340 villa için yıkım kararı aldı..."
İşte; Sözen'in bu kararından sonra bina sahipleri kararın iptali için İdare Mahkemesi'ne davalar açıyor..
İstanbul'da yer yerinden oynuyor... Gazete manşetleri günlerce bu konuya ayrılıyor...
Bunun üzerine Cumhurbaşkanlığı, Danıştay'dan konuyla ilgili görüş istiyor...
Danıştay belki de dünya hukuk tarihinde ilk kez Anayasa'nın açık hükmüne rağmen Anayasa kararının geriye doğru işletilerek 340 villanın yıkılmasını "Kamuyu ilgilendiren" karar olarak nitelendirip uygun buluyor... Bedrettin Dalan, 1971'de yani askeri rejimde Sadi Koçaş'ın bile uygulayamadığı yasaların geriye çalıştırılmasına Danıştay gibi bir yüce mahkemenin izin vermesi karşısında şaşırıyor..
Dalan o günkü şaşkınlığını şöyle anlatıyor:
"Yüksek Mahkeme'nin aldığı bu karar Anayasa'ya da, tabii hukuk mantığına da aykırıydı.. Anayasa'da Anayasa Mahkemesi kararlarının Resmi Gazete'de yayınlandığı tarihte yürürlüğe gireceği açık açık yazarken, Danıştay, bu hükmü yok saydı.. Bir kararı 5.5 ay geriden başlattı..
Ben o tarihte Belediye Başkanı değildim... Devlete ve hukukun üstünlüğüne olan güvenin sarsıldığını gördüm.. Yasal 340 villanın Boğaz sırtlarında kalması kamu yararını zedelemedi ama bu karar kamu vicanını yaraladı... O tarihte herkese söyledim... 'O ruhsatların altında benim Bedrettin Dalan olarak değil, Büyükşehir Belediye Başkanı olarak imzam var' dedim... Ama o günkü Belediye yönetimi tarafından bir vandalizm, bir servet düşmanlığı estiriliyordu.. Halk sindirilmek isteniyordu.. Çünkü Danıştay'ın açıklamasından sonra halk mahkemelere gitmenin bile gereksiz olduğununu zannediyordu..."