Bu Türk düşmanlığı niye?
Kıbrıs'ta Türkiyeli Türkler ve Kıbrıslı Türkler diye tehlikeli bir bölünme baş gösteriyor. "Ben Kıbrıs Türküyüm" diyenlerin sayısı artarken yerel medya Ankara ve Genelkurmay'a hakaret yağdırıyor
Kıbrıs'ta ne oluyor sorusuna cevap ararken, birden ve de son derece tehlikeli bir gelişme ile burun buruna geldik.. Bu tehlike, Türkiyeli Türk ile Kıbrıslı Türk ayrımı.. Bu konu ayrımın da ötesine geçmiş. Kışkırtmalar sonucu adeta düşmanlık tohumları ekilmiş..
Bu olay, burada en çok konuşulan konu... Konuştuğumuz insanları biraz deştiğiniz zaman tartışma hemen bu noktaya geliyor.. Karşınızdaki adam "Ben milliyetçiyim. Ama Kıbrıs Türk milliyetçisiyim" diyor.. "Peki, nasıl bir şey bu?" diye soruyorum..
NEFRET KOKAN MANŞETLER!
Uzun uzun anlatıyor.. Hatta bir ara yosunlardan örnek veriyor birisi.. Yosunlar nasıl denizden karaya vurup, sonra bir başka büyük dalgada tekrar denize giderse, Türkiye'nin de öyle denizden gideceğini söylüyor..
Dinliyoruz.. Okuyoruz.. Nedir bu Türkiye ve Türk askeri düşmanlığı? Bunun kaynağını ve amacını bulmaya çalışıyoruz.. Uzun süredir, yani birkaç yıldır usul usul ekilen tohumlar, şimdi toprağın üzerine çıkmaya başlamış..
Bir Kıbrıs gazetesi var önümüzde. Türkiye'nin işgalci olduğunu yazıyor.. İnsanlara hakaret ediyor.. Ve bu görüşlerini şu başlıkla sunuyor:
"Nihayet Kıbrıs Türk halkı özgür iradesine sahip çıkmaya başladı.. Güvenlik Kuvvetleri Komutanı sakın bizi abur cuburla karıştırmasın.. Sonra gaz yapar.."
Bir başka başlık:
"Mezarında rahat uyu Yorgacis.. Senin yarım bıraktığın Akridas Planı'nı general tamamlıyor.."
Hadi bir tane daha yazalım:
"Ey Kıbrıs'ta kalan son Kıbrıslı Türkler.. Eğer büsbütün yok olmak istemezseniz, TC Genel Kurmaylığı ve Ecevit Faşizmine karşı sesinizi yükseltin.."
Bir tane daha.. Buyrun buradan yakın:
"26 yıl önce Kıbrıslı Türkler'i kurtarmak için adaya çıkan Ankara, şimdi 20 Temmuz'un yıldönümünde kurtarılanları yok etmeye mi çalışıyor.."
"ÖĞRENCİLER SESSİZ KALMAZDI"
KKTC Başbakanı Eroğlu, TV'ye çıkıyor.. Aynı programa katılan bir başka kişi "Türkiye sömürgecidir" cümlesini kullanıyor.. Ama Eroğlu bu suçlamaya ses çıkarmıyor..
Bakın olay nereden nereye geliyor böylece.. Acı ama gerçek aynen bu.. Bazıları "İyi ki üniversiteler kapalı. Burada okuyan 20 bine yakın Türk öğrenci, Türkiye'ye yapılan hakaretlere karşı sessiz kalmazlardı" diyor..
Öğrenciler gitmesine gitti ama, burada yaşayan 70 bin civarında Türkiye'den gelmiş insan var.. Onlarla da konuşuyoruz.. Neredeyse kalkıp "Yürüyün" desek, Türk bayrakları ile sokaklara dökülecekler..
Türkiye düşmanlığı yapanların sayıları az.. Ama sesleri çok çıkıyor.. Eroğlu hükümetinin ekonomiyi kepaze edip, KKTC'yi dibe vurdurması ve Ankara'nın "ekonominizi adam edin" sözleri üzerine, birden bütün dikkatleri Türkiye düşmanlığı üzerine çevirtiyorlar..
ÇUVALDIZI KENDİMİZE
Ankara'nın 26 yıllık bu süreç içinde hatası olmadı mı? Tabii ki oldu.. Verdiği paraların nerelere gittiğini sorup, buradaki siyasilerden hesap sormuş olsaydı bugün KKTC ekonomisi bambaşka yerlere ulaşmıştı..
Yine bu düşmanlık işine dönelim.. Şimdi Türkiye aleyhtarlarının gazına gelenlerin burada Türkiye Türkleri'ne yaptıkları hakaretlere. Etki tepki olayı olarak bakarsanız. Her tartışma bölünmeyi daha da etkiliyor..
İşte en büyük tehlike, bu iki grubun yarın Lefkoşe sokaklarında ellerinde sopalar karşı karşıya gelmeleri..
Sağduyu sahibi herkes bu büyük tehlikenin farkında.. Türkiye'den gelenlerin de hataları var tabii. Kıbrıs Türkleri'nin yaşam biçimlerinin, bizim Anadolu insanından farklı olduğunu göremiyorlar bir türlü..
Ondan sonra da gazetelerde "Bu topraklar kimin? Türkiyeliler'in mi, yoksa KKTC Türkleri'nin mi?' tartışmalarını görüyor, verilen ilanları okuyoruz.
Biz Kıbrıslıyız...
Arıyoruz dedik ve aramaya devam ediyoruz.. Bu sefer projektörleri Amerikan Büyükelçiliği'ne çeviriyoruz. Kıbrıs'ın röntgenini doğru çekmek için.
AMERİKALILAR NE DİYOR?
Amerikalılar'a bakmak da lazım.. Onlar ne yapıyor? Meseleye nasıl yaklaşıyor? Siyasetleri ne? Lefkoşa'daki Amerikan Büyükelçiliği'nin eline, her yıl KKTC için kullanılmak amacıyla 15 milyon dolar geliyor.. Amerikalılar bu parayı kendilerine yakın buldukları kişi veya kurumlar için harcıyorlar..
Amerikalılar, KKTC'deki temaslarında sürekli 'Kıbrıslılık' tezini işliyorlar.. Hedefleri, gerek KKTC gerekse Rum tarafında yumuşak zeminleri bulup, iki taraftan insanları bir araya getirmek.. Bu yolla da adanın iki tarafında da lobi oluşturmak..
Yani Kıbrıslı Türkler'in Türklükleri'ni bırakıp sadece Kıbrıslı olmalarını istemek, burada yaşayan Türkiye Türkleri'ni tamamen devre dışı bırakmak anlamına da geliyor..
Bir şeyi hemen vurgulayalım: Amerikalılar kendi tezlerine yakın duranlara, örneğin çocuklarının ABD'de okuması için, burs veriyorlar.. Yani elden para verdiklerini gören yok.. Yardımlar bu benzeri şekillerde oluyor..
Ankara ile konuştuk.. Bu bilgimizi doğruladılar ve bu konunun üzerinde hassasiyetle durduklarını ve kaygılarını Amerikan Dışişleri Bakanlığı'na ilettiklerini söylediler..
Lefkoşa'dan bakınca, Yeşil Hat'tın öte tarafındaki ABD Büyükelçiliği'nin röntgeni işte böyle gözüküyor..
ADA'YA GELİN, GÖRÜN
Hele bir Eylül ayı gelsin. Denktaş-Klerides görüşmeleri New York'a taşınsın, Amerikalılar daha da hareketlenecekler.. Burada dertler o kadar çok ki.. Kumarhaneler bile şikayetçi.. Ya turizm? Yürekler acısı.. Bu konular da bir başka yazıya.. Bir küçük notum da, Kıbrıs üzerine yorum yazan meslekdaşlara.. Lütfen Ada'ya gelin.. Bırakın siyasetçileri, filanca partinin profesyonel adamlarını.. Ve halkla konuşun.. Bu sayede çekeceğiniz resim çok daha net olacaktır.. Türkiye'de bir adet var.. Kıbrıs'ta ne olsa Denktaş'tan biliniyor.. Ama öyle değil işler.. Burada 4 yıldır işbaşında olan Eroğlu hükümeti var... İcranın başı onlar. Kararları onlar alıyor, onlar uyguluyor..
Onun için buradaki olumsuzlukları Denktaş'a yüklemek, en azından haksızlık gibi geliyor.. Denktaş ise sadece dış politika ile ilgileniyor.. Hepsi bu..
SEDAT SERTOĞLU
|