Klas FM'de sabahları güzel programlar yapan Kadir Çöpdemir, dün sabah, çok sayıda evli kadın ile evlilik kurumunu tartıştı, tartışma çok çekiciydi.
Başbakanlık'ta yapılan araştırma, Türkiye'deki evliliklerin büyük oranda "sorunlu" olduğunu ortaya koydu.
Bunu anlamak için çevreye biraz dikkatle bakmak yeter zaten...
İnsanların rızaları ile kurduğu evliliklerin, bir süre sonra "hastalık ve sorun" yumağı haline gelmesi niye?..
Sevgi yumağı olması beklenirken...
Tartışmayı sağlıklı yürütmek için herkes için "nesnel" olan toplumsal nedenleri ayrı tutmak gerekiyor.
O halde yüzümüzü öznel koşullara, bireysel yaklaşım, anlayış ve davranışlara çevirmek gerek...
Acaba insanlar, evlilik kurumunu doğru mu algılıyor?
Evliliği, her dem "gönüllü beraberlik" ve "adaletli duygu paylaşımı" olarak algılamadıkça, bu konuda her zaman titiz olmadıkça ve bu zemini korumak için "özel çaba" sarfetmedikçe, evliliğin lezzetini çıkarmanın mümkünatı herhalde yoktur.
Bırakın lezzeti, eşlerin birer pranga mahkumuna dönüşmesi işten bile değildir.
Gönül birliği anlayışını korumayıp, zorbalık ve baskıya yöneldiğimiz zaman nikâhın esarete dönüştüğünü görüyoruz.
O zaman evlilik, bilerek içinde oturduğumuz bir "nezarethane"ye dönüyor.
Sadece başında polis olmayan...
İnsanoğlu'nun, başka mahlukattan farklı olarak, hem kendi hayatını, hem de birlikte yaşadığı insanın hayatını zehir edip, evliliği zindana çevirmek gibi bir özelliği olabiliyor.
Tabii bunun tersi de mümkün...
Öyleyse, ölçü ne olabilir?
Zor ama arayalım:
"Eşim benim esirim değil, hayat ortağımdır" diyor ve bunu sahiden uyguluyorsak, belki vaziyeti kurtarabiliriz.
Biliyoruz ki, nikah defterini imzalamakla eşimizin ruhunu ve bedenini satın almış olmuyoruz.
Sadece birlikte yaşamayı istiyoruz.
Birlikte yaşamı "lezzetli" kılacak olan da kuşkusuz, sevgi, saygı, duygu paylaşımı ve açıklık değil mi?
Depremde nasıl bazı evler yıkılırken, bazılara ayakta kaldı ise, hayat zorluğu depremleri de, bazı evlilikleri bozup, yıkıyor, bazılarını hasarlı hale getiriyor, bazıları isi dimdik ayakta duruyor.
Bence eşlerin yaklaşımı tayin edici önemde:
Ne köle yap, ne köle ol!
Sadece bir soru sor kendine:
Eşim, eğer özgürce karar verebilseydi, benimle birlikte yaşamaya devam eder miydi?
Onu "evde" tutan şey, imkansızlıklar ve baskılar mıdır, yoksa sevgisi ve özgür tercihi midir?
"Özgürlüğün" olmadığı hiçbir yerde mutluluk olmaz.
Klas FM'deki tartışmaya katılan evli kadınlar, "özgürlük meselesine" o kadar az değindiler ki, yüreğim acıdı!..