kapat

27.07.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Limasollu
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
İLKER SARIER(isarier@sabah.com.tr )


Evlilik kurumu

Klas FM'de sabahları güzel programlar yapan Kadir Çöpdemir, dün sabah, çok sayıda evli kadın ile evlilik kurumunu tartıştı, tartışma çok çekiciydi.

Başbakanlık'ta yapılan araştırma, Türkiye'deki evliliklerin büyük oranda "sorunlu" olduğunu ortaya koydu.

Bunu anlamak için çevreye biraz dikkatle bakmak yeter zaten...

İnsanların rızaları ile kurduğu evliliklerin, bir süre sonra "hastalık ve sorun" yumağı haline gelmesi niye?..

Sevgi yumağı olması beklenirken...

Tartışmayı sağlıklı yürütmek için herkes için "nesnel" olan toplumsal nedenleri ayrı tutmak gerekiyor.

O halde yüzümüzü öznel koşullara, bireysel yaklaşım, anlayış ve davranışlara çevirmek gerek...

Acaba insanlar, evlilik kurumunu doğru mu algılıyor?

Evliliği, her dem "gönüllü beraberlik" ve "adaletli duygu paylaşımı" olarak algılamadıkça, bu konuda her zaman titiz olmadıkça ve bu zemini korumak için "özel çaba" sarfetmedikçe, evliliğin lezzetini çıkarmanın mümkünatı herhalde yoktur.

Bırakın lezzeti, eşlerin birer pranga mahkumuna dönüşmesi işten bile değildir.

Gönül birliği anlayışını korumayıp, zorbalık ve baskıya yöneldiğimiz zaman nikâhın esarete dönüştüğünü görüyoruz.

O zaman evlilik, bilerek içinde oturduğumuz bir "nezarethane"ye dönüyor.

Sadece başında polis olmayan...

İnsanoğlu'nun, başka mahlukattan farklı olarak, hem kendi hayatını, hem de birlikte yaşadığı insanın hayatını zehir edip, evliliği zindana çevirmek gibi bir özelliği olabiliyor.

Tabii bunun tersi de mümkün...

Öyleyse, ölçü ne olabilir?

Zor ama arayalım:

"Eşim benim esirim değil, hayat ortağımdır" diyor ve bunu sahiden uyguluyorsak, belki vaziyeti kurtarabiliriz.

Biliyoruz ki, nikah defterini imzalamakla eşimizin ruhunu ve bedenini satın almış olmuyoruz.

Sadece birlikte yaşamayı istiyoruz.

Birlikte yaşamı "lezzetli" kılacak olan da kuşkusuz, sevgi, saygı, duygu paylaşımı ve açıklık değil mi?

Depremde nasıl bazı evler yıkılırken, bazılara ayakta kaldı ise, hayat zorluğu depremleri de, bazı evlilikleri bozup, yıkıyor, bazılarını hasarlı hale getiriyor, bazıları isi dimdik ayakta duruyor.

Bence eşlerin yaklaşımı tayin edici önemde:

Ne köle yap, ne köle ol!

Sadece bir soru sor kendine:

Eşim, eğer özgürce karar verebilseydi, benimle birlikte yaşamaya devam eder miydi?

Onu "evde" tutan şey, imkansızlıklar ve baskılar mıdır, yoksa sevgisi ve özgür tercihi midir?

"Özgürlüğün" olmadığı hiçbir yerde mutluluk olmaz.

Klas FM'deki tartışmaya katılan evli kadınlar, "özgürlük meselesine" o kadar az değindiler ki, yüreğim acıdı!..

Ateş Paşa
Ateş gibi konuşan Org. Ateş, Ağustos'ta emekli oluyormuş... Peki şimdi konuştuğu zaman kim korku salacak?..

Niyazi
Emeç'i öldürmekten idam yiyen sanık, "şehit olacağım" demiş... Ne şehittir ne gazi, psikopatalojiden oldu niyazi!..

Menderes
Aydın Menderes, "Hiçbir partiye girmeye niyetim yok" demiş... Ankara siyaseti, sonunda Menderes'e de illallah dedirtti...

Kısıntılar
Hükümet, enerji tasarrufunu yaygınlaştırıyor.

Biliyorum elektrik yetersiz ama yine biliyorum ki şehir yaşamı çirkinleşecek, tehlikeli hale gelecek...

Sokaklar caddeler kararıyor, vitrinler sönüyor.

Çarşıların çekiciliği ve aydınlığı kalmıyor. Şehir içi yollarda geceleri kaza ihtimâli artacak...

İnsanlar, şehir merkezlerinde geç vakitlerde özgürce dolaşıp gezmekten korkar hale gelecekler, eşkıyaya gün doğacak...

2000 yılında ışıksız kalacak şehirlerimizden utanıyorum!..

Gündüz farları
Bir süre, gündüzleri far yakma meselesini tartıştık. İkna olmuş değilim. Ama asıl anlatmak istediğimi, anlayan anladı:

Türkiye'de sürücü bilinci çok zayıf, kazaların asıl sebebi de bu! Bu bilinçsizlik devam ettikçe, farların gündüz yanıp yanmaması "detay"dır. Ben, "farları" bahane ederek, "bilinci" tartışmak istemiştim.

Bana kalsa, 100 km'yi geçmesin diye otomobillerin gaz ayarını bozmak gerekiyor.

Merkep'ten inip direkt BMW'ye binen biri için, farlar çare midir, hâlâ endişe içindeyim!..

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır