kapat

27.07.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Limasollu
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
GÜLAY GÖKTÜRK(gokturk@turk.net )


Eşitsizlik tartışması

Dünyada ve Türkiye'de gelir dağılımı tabloları üzerinde yürüyen hararetli tartışmada en fazla kullanılan kavramlardan bir tanesi de eşitlik.

Sık sık "eşitsiz gelir dağılımının düzeltilmesinden" ya da "gelir dağılımında eşitliğin sağlanmasından" sözediliyor. Hatta bazı yazarlar daha da ileri giderek "eşitsizlik kavramını en geniş anlamda ele almaktan ve tüm eşitsizlikleri ortadan kaldırmayı amaçlamaktan" bahsediyorlar.

Yoksulluk karşısında duyulan insani kaygıların temel kavramları bulandırmasına ve geçmişte yapılmış vahim hataların tekrarına yol açmaması için tıpkı "hak" kavramı gibi "eşitlik" kavramının da enine boyuna tartışılması ve eşitliği nerede aramamız gerektiğinin açıklığa kavuşturulması lazım galiba.

Bu hatırlatma özellikle bu dönemde, yani serbest piyasa ekonomisinin dünyadaki yoksulluğun baş suçlusu olarak gösterilmeye çalışıldığı, komuta ekonomisi taraftarlarının 20 yıllık yenilginin rövanşı için "zamanın geldiğini" düşündükleri bir dönemde özel önem kazanıyor. Kısacası, liberal ekonomi taraftarlarının asıl bugün "sıkı" durması ve düşünce sistemlerinin ardında yatan temel kavramları kararlılıkla savunması gerekiyor.

***

Gelir dağılımındaki "eşitsizlikten" ya da "bozukluktan" söz ederken neye "eşitsizlik" ya da "bozukluk" dediğimiz konusunda anlaşmak zorundayız.

Eğer bozukluk denen şey sonuçta ortaya çıkan gelir farklılıkları ise, bunu düzeltmek yani toplumun bireylerini gelirde eşitlemeye çalışmak hem hayaldir, hem de adaletli değildir. Çünkü insanlar bilgileri, yetenekleri ve verimlilikleriyle eşit değildir. "Tüm eşitsizlikleri ortadan kaldırmayı" hedef olarak koyanlar, "Bütün insanlar eşittir" sözünü maksadını aşan bir biçimde ciddiye alanlardır. Bilindiği gibi bu sözün maksadı, bütün insanların gerçekte eşit olduklarını değil yasalar karşısında eşit sayılmaları gerektiğini vurgulamaktır.

Bütün eşitsizlikleri ortadan kaldırmak ancak eşitlik fikrinin de tedavülden kalktığı, yani insanların eşit olduğu varsayımına artık ihtiyacımız olmadığı zaman mümkün olabilir. İnsanlığın kıt kaynakların bölüşümü için kurallar koymaya; birlikte yaşamayı mümkün kılmak için yasalar yapmaya ihtiyacının kalmadığı o ütopyada belki...

Bugün eşitlikten söz ediyorsak hedeflememiz gereken şey, sonuçtaki değil başlangıçtaki eşitlik olmalıdır. Bütün insanların eğitim görmek, kendini geliştirmek ve girişimde bulunmak haklarının zor yoluyla kısıtlanmaması anlamında bir eşitlik peşinde koşmalıyız. Gelir dağılımındaki bozukluk derken kasdımız yanlış politikalar sonucu, büyük kamu açıkları ve enflasyon yüzünden, makro istikrarın bir türlü sağlanamaması, mali disiplin ve denetimin sağlanamaması ve benzeri nedenlerden bozulan dağılımdır.

Düzeltilmesi gereken bunlardır.

Bundan ötesi hem adaletsizdir, hem de hayal...

Üstelik gelecekte bugünkünden de daha imkansız bir hayal olacak gibi görülüyor. Çünkü beğenelim ya da beğenmeyelim, şu gerçeği görmek zorundayız ki bilgi çağı dediğimiz çağ, insanlar arasındaki verimlilik farklarını olağanüstü boyutlarda arttırırken gelirler arasındaki uçurumu da derinleştiriyor. Bu trend devam ettiği sürece dünya nüfusunun küçük bir kısmı mal ve hizmetlerin daha büyük bir bölümünü üretir ve gelirin daha büyük bir yüzdesini alırken bilgi çağı dışında kalan büyük bir kesimin üretkenliği, verimliliği ve toplam gelir içindeki payı düşebilir.

Ama bu dünyanın yoksulları için daha karanlık bir tablo anlamına gelmez. Çünkü uçurum büyüse de mutlak yoksulluk azalabilir. Verimliliği olağanüstü artan nitelikli emeğin yarattığı üretim patlamasından yoksulların payına düşen miktar da reel olarak yükselebilir.

Yeterli ekonomik büyüme gerçekleşsin. Üreticiye, yaratıcıya, girişimciye gölge edilmesin.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır