


Anadolu'dan...
AFYON- Ankara, içine fazlaca kapanınca... "Yönümüzü" Ankara'nın dışına çevirdik... İlk durağımız Afyon.
Gözümüze ilk çarpan "Türkiye'de ilk defa" afişi oldu.
Türkiye'de ilk defa "sucuk döner" Afyon'da.
"Özlem Turistik Tesisleri'nde."
Tabakta, kızarmış köy ekmeğinin üzerinde, yoğurtlu sucuk döner, "birbuçuk milyon."
"Ekmek içi" bir milyon.
Halis usta (Özpınar) dedi ki:
- Sucuk döner çok iyi gidiyor... Ankara'dan patent almaya çalışıyoruz... Fakat, patent almak amma da zormuş.
***
"İki ayrı Afyon" var.
Biri "Afyon'un içi."
Diğeri de "karayolunun üzeri."
Yolun üstündeki Afyon "çok, çok iyi."
Şekerciler... Sucukçular... Lokantalar... İyi iş yapıyorlar.
"Şehrin içinde" ise...
İşler "kesat."
Ayakkabıcı "üç günde 185 milyonluk ayakkabı sattım" diyor.
Ve ekliyor:
- Yanımda iki kişi çalışıyor... Bu ciro ile ne yapacağız?
***
"Besicilikle" uğraşanların durumu da iç açıcı değil.
Ömer Kocaşaban (Cumhuriyet Kasabı) anlatıyor:
- Hayvancılık öldü... Kimsenin ağzını bıçak açmıyor... Şişe suyu, sütten daha pahalı... Ziraat Bankası, faizi indirdi ama... Buna rağmen üretici kendine gelemiyor.
***
Yusuf Özer bir "Anadolu kaplanı."
Yanında "üç bin kişi" çalışıyor.
Afyon'dan Amerika'ya... Çin'e mermer ihraç ediyor.
Yusuf ağa "aman istikrar bozulmasın... Aman faizler yükselmesin... Aman enflasyon düşmeye devam etsin" diyor.
Ve bu arada "küçük esnafı" topluyor:
- Arkadaşlar, akıllı olun... Bakın Afyon'a Özdilek geldi, Yimpaş geldi, Tansaş geldi... Yakında Migros da geliyor... Bu durumda ayakta durabilmeniz için "örgütlenmemiz" lazım... Bir araya gelin... Paranızı, gücünüzü birleştirin.
Esnafın cevabı:
- Doğru deyon Yusuf ağa... Emme, bize kim yol gösteriverecek?
***
Afyon denince akla, tabii ki "İkbal" gelir.
"Anayol üzerindeki" İkbal tesisleri.
"Asıl ikbal... Atatürk'ün yemek yediği İkbal" ise şehrin içinde.
Çetin Usta (İkbal lokantasının kurucusu olan ve 95 yaşında ölen Ahmet Salim Pancar'ın oğlu Çetin Pancar) hâlâ ilk İkbal'i terk edememiş.
72 yaşındaki Çetin Usta'nın "hayatı roman."
Anlatıyor:
* Rahmetli Adnan Bey (Adnan Menderes) yemek seçmezdi... Ne verirsek, onu yerdi.
* Vehbi Bey (Koç) Ispanak, döner, pilav, tatlı yedi... Hesabı öderken dedi ki... "Bir de Vehbi Koç yemez derler... Gelsinler de görsünler."
* Turgut Bey (Özal) iştahlıydı... Kuzu fırın... Pilav... Bol kaymaklı ekmek kadayıf... Giderken de derdi ki... "Çetin Usta, arabanın bagajına kaymaklı ekmek kadayıf koydun, değil mi?"
* Ahmet Bey (Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer) sessizce gelir, oturur... Mahkeme başkanıyken gelirdi... Geldiğini sonradan fark ederdik.
***
Ayrılacağımız sırada Afyonlular etrafımızı sardılar:
- Yavuz Bey, Afyon'da 1954 yılında havaalanı vardı... 1954'te Afyon'a uçak iner, kalkardı... Afyon şimdi yine havaalanı istiyor... Ne olur bunu yazın... Çok dua alırsınız.
"Yazmak" bizden, "dua" Afyon'dan.