kapat

27.07.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Limasollu
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
ÇETİN ALTAN(caltan@sabah.com.tr )


Concorde- Titanic-T.C.

Paris'teki De Gaulle Havalimanı'ndan kalktıktan 2 dakika sonra patlayarak küçük bir otelin üstüne düşen Concorde faciası, tüm yerli ve yabancı TV kanallarından aynı anda izlendi..

Aynı anda öğrendik kaç kişinin ölmüş olduğunu, aynı anda öğrendik İngiltere'nin Concorde'ları seferden kaldırdığını...

1912'nin ilk baharında da, o dönemin en ileri teknolojisiyle yapılmış olan Dünya'nın en büyük ve en lüks transatlantiği Titanic, New-York'dan İngiltere'ye doğru daha ilk seferini yaparken, bir buz dağına çarparak batmıştı.

Ansiklopedilerin yazdığına göre kazada 1.513 kişi ölmüştü.

Ne var ki, Titanic faciasını; Concorde faciası gibi, kimse yarım saat içinde izlemeye başlayamamıştı evindeki televizyonlarından...

20. Yüzyıl'ın özellikle ikinci yarısından sonra, evindeki koltukta otururken; Dünya'nın her yanını, değişik kıtalarda yaşayanlarla birlikte izleyebilme olanağı doğdu..

Ankara'daki siyasetçiler, hiç mi hiç algılayamadılar, teknolojideki böylesi hışımlı bir değişimin, kendi hamasi demagojilerini de çok hızlı saydamlaştıracağını...

Neden algılayamadılar acaba?

Politikayı, şatafatlı bir hayat sürmek için, -Eski Maarif Vekillerinden Necati'nin deyimiyle- bir "katakulli" olarak gördükleri için mi?

Bendeniz, boşuna demiyorum, "enseyi karartmayın" diye.. Saydamlık, Türkiye'de de "katakulli"yi getirip duvara dayadı...

Hasan Cemal, dünkü Milliyet'de, İngiliz The Economist dergisinin 24 Haziran sayısında, "Bilim ve teknoloji yeteneği bakımından" Dünya'yı şu üç bölüme ayıran bir harita yayınladığını yazıyordu:

1- Teknoloji üretenler..

2- Teknoloji kullananlar..

3- İkisinin de dışında kalanlar..

Güney Kore birinci katagorideydi Türkiye ise üçüncü katagoride..

Hasan Cemal, The Economist'in 10 Haziran tarihli Türkiye ekinde de -IMF kaynaklarına dayanarak- kişi başına düşen milli gelir açısından, "Türkiye, Yunanistan, İspanya, Portekiz"i kıyasladığı bir grafik yayınladığını yazıyordu.

1950'den 1965'e kadar 4 ülke aynı düzeydeymiş.

Ondan sonra Türkiye iyice gerilerde kalmış.

Portekiz'le Yunanistan 12 bin dolara çıkmış, İspanya 16 bin doları geçmiş.. Türkiye ise 3 bin doların bile altına düşmüş..

Sivillerle militerlerin ortaklaşa söyledikleri onca hamaset nutkuna karşın tam bir fiyasko...

Saydamlık, Türkiye'deki egemenlerin de, "katakulli"lerini getirip duvara dayıyor işte..

Yakında, 1965'den sonra şatafatlı yaşamak için, "Türk'e Türk propagandası" yapma kolaycılığına yapışmışların da listeleri yayınlanmaya başlar herhalde..

Bakalım kimler "önce vatan.." edebiyatıyla beleş bir hayat sürmüşler?

Hiç kuşkunuz olmasın Türkiye de, saydamlaşıyor. Benim gençliğimde, Türkiye'nin nal topladığını gösteren ekonomik grafiklerin yayınlanması şöyle dursun, "Köylümüz fakir" diyenlerin bile ağzını kuruturlardı. Şatafatlı bir üçkağıtçı olarak afur tafurlu yaşamanın temel kuralı, kitlelerin nasıl kazıklandığı üstüne projektör tutanları "vatan haini" ilan etmekti..

Şimdi ise Can Dündar'ın dünkü Sabah'daki yazısından öğreniyoruz ki, Faruk Bildirici'nin yeni yayınladığı "Siluetini Sevdiğiminin Türkiyesi" adlı kitapta, Em. Org. Çevik Bir'in keskin bir işkenceci olduğu anlatılıyormuş..

Allah Allah... Cumhurbaşkanlığı'na aday adaylığını da koymuş emekli bir Orgeneral'in, eski bir işkenceci olabileceği hiç aklınıza gelir miydi?

Can Dündar, "Bakalım, Çevik Paşa bu ciddi iddialara cevap verecek mi" diye de soruyor yazısının sonunda...

Bana kalırsa da mutlaka yanıt vermeli... İddialar çok ağır iddialar çünkü..

Görüyorsunuz nasıl geliyor saydamlık... Bekir Coşkun'un Hürriyet'deki dünkü yazısından da, ültra-lüks düğünlerin 10-50 milyar lira arasında olduğunu öğrendik.

5 dakikalık havayi fişek gösterisi ne kadarmış biliyor musunuz?

1 milyar 400 milyon lira..

İnsanın aklı "Yazı emekçileri"yle "Havai fişek göstericileri" arasındaki farka takılıyor. Tevekkeli Süleyman Bey tipi politikacılar, kendi alanlarında ikinci türü yeğlemiyorlar...

Eveeet, Türkiye 20. Yüzyıl'ı da tam bir fiyaskoyla ıskaladı... Hem de onca "düşünce suçlusu" yaratarak...

Ve durum şimdi artık git gide daha saydamlaştığı için "enseyi karartmamak" gerekiyor. Çünkü bundan böyle hamaset maskeli üçkağıtçılık da kuyruğunu titretecek gibi...

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır