İstanbul Altın Borsası (İAB) Başkanı Serdar Çıtak, kuruluşlarının 5. yılında toplam 1 milyon 718 bin 818 kg'lık işlem miktarına ulaştıklarını söyledi. Türkiye için bu rakamların henüz çok yeterli olmadığını belirten Çıtak, "Amacımız, sektörün önünü açmak, önümüz açıldıkça da mevcut rakamları 2'ye 3'e katlamak" dedi. İAB'yle kaçak kıymetli maden girişinin engellendiğini vurgulayan Çıtak, açık, şeffaf borsayla bu mekanizmanın sağlandığını ifade etti. Serdar Çıtak ile 5. kuruluş yıl dönümünü kutlanan İAB'yi ve bundan sonraki projelerini konuştuk:
* Kurulduğundan bu güne İAB'nin geldiği nokta nedir?
İAB'nın kurulmasıyla altın, örgütlü bir piyasada işlem görmeye başladı. İAB, altının finansal sisteme kazandırılmasında, altına dayalı yatırım araçlarının geliştirilmesinde ve uluslararası boyut kazanmasında önemli bir aşama oluşturdu. İAB ile birlikte altın fiyatları dünya fiyatlarına paralellik kazandı ve ithal edilen altınların genel kabul gören saflık ve standartta olması zorunluluğu getirilerek altın kayıt altına alındı. Bu yolla sistem şeffaf bir yapı kazandı.
İAB, altın sektörü ile finans sektörü arasında önemli bir köprü görevi üstlendi. Bu sayede altın sektörü de piyasa da gelişti. Örneğin, kurulduğu yıl toplam 79 bin 281 kg'lık işlem gerçekleşti. Bugüne bakınca beş yılda altının toplam işlem miktarı 1 milyon 718 bin 818 kg'a yükseldi. İşlem hacmi de dolar bazında beş yılda toplam 6 milyar 558 milyon 65 bin 559 dolara ulaştı. Yani rakamlara bakınca önemli ilerleme kaydettiğimiz görülüyor.
* İAB'de kullanılan ensturmanlar neler?
İAB'nin kuruluşuyla enstruman açısından da piyasa önemli aşamalar kaydetti. İAB içinde, Kıymetli Madenler Piyasası, Kıymetli Madenler Ödünç Piyasası ve Vadeli İşlemler Piyasası'nı kurduk. 1999'da başlanan gümüş işlemlerinde de ciddi ilerleme oldu. 69 bin 226 kg'lık gümüş işlemleri, bir yılda yüzde 60'lık artışla 110 bin 980 kg'a ulaştı. Öte yandan bu enstrumanlar yeterli değil. Türkiye'de ensturaman çeşitliliği, zenginliği olmalı. Çeşitlilik açısından fakiriz.
* Sektörün sorunları nelerdir?
Sıkıntıların tam anlamıyla ortadan kalması için sektörün kayıt altına alınması gerekiyor. Buna rağmen sektör her geçen gün daha da büyüyor. Uluslararası marka olmaya aday şirketler var. Ancak bu şirketlerin bunu başarabilmesi için uluslararası muhasebe standartları geçerli olmalı. Bunun için de mali düzenlemelere ihtiyaç var. Çünkü sektörün kayıt altına alınmasıyla devlete de önemli bir vergi kaynağı yaratılacak. Bu konuda Maliye bürokratlarıyla çalışmalar sürüyor. Sektör kayda girerse, İAB de daha çok kullanılacak.
Altın sektörünün gelişimindeki temel engellerden biri de finansman sorunu. Bu, sektörün hammadde maliyetlerini etkileyerek imalat ve satış miktarlarına yansıyor. Sektörün girdi maliyetlerinden kaynaklanan sorunlarını çözmek için sektöre uygun oranlarda kredi sağlanmalı. Sektörde hammadde arzından kaynaklanan sıkıntıların giderilmesinde gerek ülke içi altın stoklarının harekete geçirilmesi, gerekse sektörel kurumların ellerindeki kaynakları kuyumculuk sektörüne kredi olarak sunmasıyla çalışacak bir ödünç mekanizmasının kurulması önemli bir aşama olacak.
* Sektörün ekonomiye katkısı nedir?
Yaklaşık 1 milyar dolarlık altın ithal ediliyor. İhracatımız da 1.2 milyar dolarları buluyor. Yani, ihracat ithalatı finanse ediyor. Ayrıca altın, emek yoğun bir sektör. Bu sektörün gelişmesiyle birlikte Türkiye'nin en büyük sorunlarından biri olan işsizlik azalacaktır. İAB kurulduğundan bu yana, külçe altının tamamı borsadan geçti. Türkiye'ye kaçak girişler engellendi. Açık ve şeffaf bir mekanizma kuruldu. Bunun uluslararası yansımalarını da görüyoruz. Örneğin, Mart ayında, Hindistan Merkez Bankası Başkan Yardımcısı İAB'yi ziyaret etti. Sistemimizi anlattık. Onlar da benzer bir organizasyon kuracaklar ve bizden yardım aldılar.
* İAB'nin bundan sonraki hedefleri neler olacak?
Hedeflerimiz çok açık. Birincisi, başlatılan çalışmaları en iyi şekilde ileri götürmeyi amaçlıyoruz. İkinci olarak, Vadeli İşlemler Piyasası'nı geliştirmek, uluslararası borsalarla işbirliği yapmak istiyoruz. Amacımız, her birimi işleyip, satıp Türkiye'ye katma değer yaratmak. Asıl amaç da bu olmalı. 2000'in ilk altı ayında 101 ton altın ithal ettik. 1999'da bu 150 tondu. Bu rakamlar 300 tona da çıkabilir, ama önemli olan üretilen her birimin satılmasıdır.