Kıbrıs'ta tehlikeli tezgâh
Ada'da vahim bir oyun oynanıyor. Amaç: Kıbrıslı Türkler ile Türkiyeli Türkler'i birbirine düşürmek. Eroğlu Hükümeti ise asker müdahale etsin diye neredeyse çanak tutuyor...
Kıbrıs'tayız... Pandora'nın kutusu bir açılmış, pir açılmış. Bugün ne siz sorun ne ben söyleyeyim, demeyeceğiz. Her şeyi bütün çıplaklığı ile yazacağız...
Son 48 saatin gerçeğini arıyoruz... Peki gerçek nerede? Gerçek halkta saklı. Biz de halka gittik ve onlarla konuştuk. Çünkü gerçekleri sadece halkın söyleyeceğine inanıyorduk...
Haklı çıktık! Durumun vehametini anlamanız için işte size halktan bir çözüm önerisi: "Gazeteci bey; bu işler nasıl düzelir bilir misin? Türkiye bir genel vali göndersin. Ancak o zaman KKTC düzelir..."
KKTC'de her şey dibe vurmuş durumda: Sanayi, turizm, ticaret... Aklınıza gelen her şey...
Lefkoşa yolu üzerinde bir esnaf diyor ki: "Eskiden bu anayoldan geçen TIR ve kamyonu sayamazdınız... Şimdi en fazla 10 tane geçiyor bütün gün.... Herkes, her şey yatıyor."
Zenginler hariç herkes çok büyük sıkıntılar içinde. Ve bunun sorumlusu olarak halkın parmağı dört yıldır iktidarda olan Derviş Eroğlu Hükümeti'ni gösteriyor.
Esnafla konuşuyorum: "Hükümet niye emlak vergilerini doğru dürüst toplamıyor?" Cevap korkunç:
"Başbakan kendinden mi vergi alacak?"
"Anlamadım" diyorum...
Yüzlerinde buruk bir gülümsemeyle anlatıyorlar:
"Burada Esenyalı diye bir yer var. Geçenlerde toplanıp oraya gittik... Baktık sahilde güzel bir yer var. Arazi yani. Aramızda, burayı satın alıp bir şeyler yapabilir miyiz, diye konuştuk. Ama öğrendik ki bizim Başbakan Eroğlu orayı da kapamış. Bu kadar çok malı ne yapacak? Bizim başbakan ve yandaşları çok zengindir. Bu zenginler kendilerinden vergi mi alırlar?"
BU DÜŞMANLIK NİYE?
KKTC'de bankalar batıyor... Bankalar batmadan önce Türkiye, hükümeti uyarıyor. Para ya Türkiye'ye, ya Londra'ya kaçıyor. Yetişmiş insan göçü var. Ama hükümet koltuğa yapışmış, bırakmıyor. Paraları var olmasına var da, bu hükümetle geleceğe güven yok.
Ve bütün bu ekonomik kaos arasında KKTC'de son moda Türkiye düşmanlığını körüklemek. Sayıları çok az ama... Gürültüleri çok! Peki niye?
Yine halka sorduk... Bir dokunduk bin ah sesi geldi. Okuyalım:
Buradaki güvenlik kuvvetleri komutanı Tuğgeneral Özeyranlı askerlerin yemin töreninde her ihanetin bir bedeli olduğunu ve bu bedeli devletin kurumlarına ödeteceğini söylüyor...
Çünkü Türkiye düşmanlığından son derece rahatsız oluyor. Ada'daki her şeyden Türkiye'yi sorumlu tutanlara sesleniyor.
Bu arada hükümet "polisin içişleri bakanlığına bağlanması" gibi Türkiye'de gayet masum görünen bir istekte bulunuyor. Acaba öyle mi? Masum bir istek mi bu? Halka sorup öğreniyoruz:
"Burada tek politize olmamış kurum polis teşkilatıdır. Siyasete hiç bulaşmamışlardır. Hükümet polisi eline alıp, tarafsızlığını sona erdirecek. Baskı unsuru olarak kullanacak. Kendi adamlarını tayin edecek. Zaten UBP artık parti değil, Eroğlu'nun babasının malı sanki. Partizanlığı polise de bulaştıracaklar..."
"Bakın size Avrupa gazetesinden söz edelim. Burada gazete çıkartanlara Hükümet 10 milyar lira yardım yapar. Ama bu parayı almak için teminat göstermek lazım... Gazeteyi çıkartacak olanların mal varlığı yok. Bunun üzerine Eroğlu Türkiye'ye feribot seferleri yapan Fehim Küçük'ü devreye sokup şimdi batmış olan Finansbank'tan parayı verdirdi."
"İş böyle başladı. Parayı Kalkınma Bankası'ndan almak istediler. Ama Türkiye'nin kontrolü altında olduğundan buradan alamadılar. Sonra kendi Merkez Bankaları kanalı ile işi hallettiler. Hükümet'in beceriksizlikleri üst üste gelince kalkıp, 'Yeter artık, Türkiye bize her şeyi empoze ediyor, istemiyoruz,' gibi yazılar yazdılar. Oyun o kadar açık ki. Eroğlu'nu 42 MİT ajanının işlediğine kadar saçma sapan her şeyi ortaya attılar. Yalnız size şunu söyleyelim ki, Meclis baskını 100-150 kadar provokatörün işi. Son tahlilde de Türkiye ne derse o olur. Ankara olup biten her şeyin farkında. Her şeyi biliyor. Kimin kim olduğunu, kimin kimle dans ettiğini, kimin elinin kimin cebinde olduğunu gayet iyi biliyor..."
NASIL İTİRAFLAR AMA...
Peki bütün bunlara karşı Türkiye'den Ada'ya gidip yerleşenler ne yaptı? Ülkü Ocakları bazı gazetelere ilan vererek "Türkiye düşmanlarını uyardı".
Bütün bu gelişmeler sanki işin nereye doğru götürülmek istendiğini gösteriyor. Türkiye düşmanları, ki sayıları gerçekten çok az, Türkiyeli Türkler ile Kıbrıslı Türkler'i karşı karşıya getirmek istiyor. Hükümet ise sanki "Türk askeri darbe yapsın, bu hükümeti düşürsün, bu sayede biz de Türkiye'yi gayrimeşru ilan edelim" planı yapıyor.
Vahametin boyutunu bu iki cümle sanırım özetliyor.
'Para çarçur oluyor'
KKTC Hükümeti'nin talep ettiği 18 trilyon lirayı Türkiye verecek mi? Ankara'nın nabzını tuttuk: Tek kuruş yok!
KKTC Hükümeti'nin bu aybaşı mudi taksitleri ile birlikte 18 trilyon lira ödemesi gerekiyor. Bunun 12 trilyonu maaş. 180 bin nüfus; 12 trilyon lira toplam aylık devlet memuru maaşı... Sakatlığa bakın.
Peki Ankara bu parayı verecek mi?
Ada'dan Ankara'yı arayıp sorduk. İşte cevap:
ANKARA KARARLI
"Hayır vermeyeceğiz. Biz aylardır bu hükümeti ikaz ediyoruz. Adam gibi istikrar paketi uygula, diyoruz. Türkiye eskiden altyapı için para verirdi. Artık bu yok. Çünkü paraları başka yerlere harcıyorlar. Yol mu yapılacak, Kara Yolları Türkiye'den gelip yapıp gidiyor. Sistem artık bu... KKTC'nin gerçek anlamda devlet olması, kendi ayakları üzerinde durabilmesi için bu tedbirler lazım.... Hükümet'e, istikrar pakati hazırlayın, dedik. Hazırladılar. Bizim uzmanlar baktılar ki tamamen sade suya trit bir şey. Bunun üzerine biz hazırlayıp gönderdik. Yapamayız, dediler. Ayak sürüdüler."
Bir lastikçi şöyle bir örnek verdi bize: "Beyim, Türkiye'den lastik alacağız diye bin dolar istiyorlar. Sonra gelen parayı bisiklete harcıyorlar. Ardından tekrar lastik parası istiyorlar. Kepazelik!.."
Eroğlu'na yakın olanlar ise şunu söylüyor: "Siz bakmayın bu duruma.... Ankara bu parayı vermeye mecburdur. Sonunda da verecek..."
Bakalım kim haklı çıkacak?
Kıbrıs küçücük bir yer. Lefkoşa'da bir cümle söyleyin, yarım saat sonra Magosa'da duyarsınız.
İşte örnek... Olay bir kahvede geçiyor: "Eroğlu istifa edecekmiş ama Ankara onu tuttuğu için duruyormuş."
Ankara hiç o görüşte değil... Bir an önce Eroğlu'nun dışında kalacağı Ulusal Birlik Partisi (UBP)- Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP) ve Demokrat Partili (DP) bir milli mutabakat hükümeti kurulmasını ve ekonomik istikrar paketinin çok ciddi biçimde uygulanmasını istiyor... Ama Kıbrıs küçük yer, sal adamlarını kahvelere, işlem tamam. Bu yılların hastalığı..."
Sivil toplum kuruluşları ve sendikalar ise sus pus... Hükümetten yardım alırsan böyle olur işler sonunda.
Kıbrıs'a devam edeceğiz...
'TÜRKİYE HER ŞEYİ BİLİYOR'
Geçen günkü olayların ardında ne var? Aklı başında Kıbrıslılar durumu şöyle yorumluyor: "Meclis baskını 100-150 kadar provokatörün işi. Ancak amaçlarına ulaşamazlar. Son tahlilde Türkiye ne derse o olur. Çünkü Ankara olup bitenin farkında. Kim kimdir, kim kimle dans eder, kimin elin kimin cebindedir... Türkiye hepsini biliyor."
EROĞLU SUÇLANIYOR
Kimle konuşsak Başbakan Derviş Eroğlu'nu eleştiriyor. Halk, "Hükümet emlak vergisini bile doğru dürüst toplamıyor çünkü her yeri Eroğlu ve yandaşları kapatmış durumda; hiç kendi kendilerinden vergi alırlar mı!" diyor.
SEDAT SERTOĞLU
|