Yılın ilk altı ayına ilişkin bütçe sonuçları genellikle son derece olumlu. Burada, vergi gelirlerinin hızlı artmış olmasının büyük önemi var
Geçen hafta hem ekonomik veri akışı hem de diğer olaylar açısından yüklüydü. Nisan'a ilişkin ödemeler dengesi verilerine ek olarak Haziran ayı bütçe ve kapasite kullanımı rakamları da açıklandı. Hepsinden daha dikkat çekici olanı ise POAŞ satışının ihale tarihinden yaklaşık 4.5 ay sonra tamamlanması ve satış fiyatının peşin olarak ödenmesiydi. Peşin ödemeyle bu yıl elde edilen özelleştirme geliri 2.5 milyar doların biraz üzerine çıktı. Bu yıl için belirlenen 7.6 milyar dolarlık özelleştirme hedefine ulaşılması için üçüncü GSM lisansı ve Türk Telekom satışlarının zamanında sonuçlandırılması gerekiyor.
Şimdi, ekonomide görülen canlanmanın olumlu ve olumsuz etkilerine değinmek ve böylece yazının başlığına açıklık kazandırmak yerinde olacak:
İlk altı aya ilişkin bütçe sonuçları çoğunlukla son derece olumlu. Burada bütçe harcamalarının sınırlı tutulmasının yanısıra vergi gelirlerinin hızlı artışının da önemli bir payı var. Vergi gelirlerindeki artış ise sadece deprem vergilerinden kaynaklanmıyor. Normal vergi gelirlerinde de reel artışlar olmuş. Ayrıca KDV ve ithalat vergileri gibi kalemlerde de yüksek oranlı artışlar var. Bu durum büyük ölçüde ekonomideki canlanmadan kaynaklanıyor. Örneğin yurtiçi satışların canlanması doğal olarak KDV gelirlerinin artmasına ve bütçe performansının düzelmesine yardımcı oluyor.
Buraya kadar iyi. Ancak ekonomik canlanmanın diğer yüzü ise ithalatın artması ve buna bağlı olarak cari işlemler açığının genişlemesidir. Nitekim yine geçen hafta açıklanan Nisan ayı cari işlemler verileri açığın Nisan'da da büyümeyi sürdürdüğünü gösterdi. Ayrıca, Mayıs ve Haziran bütçe rakamları ve diğer veriler bu durumun Nisan sonrasında da devamını işaret ediyor. Ekonomik konularda karar alma konumunda olanların bu ikili etkiyi birlikte değerlendirmelerinde yarar var.
Beklenenden hızlı büyümenin ikinci bir olumsuz etkisi ise tabii fiyatlar üzerinde. İmalat sanayindeki fiyat artışları sektörler itibariyle incelendiğinde satışların ve kapasite kullanımının yüksek olduğu sektörlerde enflasyon baskısının daha yüksek olduğu görülüyor. Üstelik pek çok sektörde yerli üreticiler ithalatın terbiyevi etkisi nedeniyle istedikleri ölçüde fırsat artışı yapamadıkları halde. Aslında bu son nokta da çok önemli çünkü ithalat genişlemesinin büyüme ve enflasyonu düşürme hedeflerinin aynı anda gerçekleşmesine yardımcı olduğu genellikle gözden kaçıyor.
Diğer taraftan, Ocak-Nisan'da ulaşılan 3.5 milyar dolarlık cari işlemler açığı kendi başına yılın kalan bölümü için çok önemli olmamakla birlikte, aynı eğilimin sürüyor olduğu yönündeki sinyallere bakarak açık tahminimizi 6.4 milyar dolardan daha yukarıya revize etmekte olduğumuzu da belirtelim. Önceki tahmin milli gelirin yaklaşık yüzde 3'ü iken yeni rakamın yüzde 4 civarında olması muhtemel. (Bu arada, 20 Temmuz tarihli Sabah gazetesinde yer alan demecimizdeki 5.5-6 milyar dolarlık cari açık tahmin rakamının bir maddi hata sonucu yanlış geçtiğini de belirtelim.) Çeşitli kanallardan sermaye girişlerinin yoğun olması nedeniyle, büyümekte olan cari işlemler açığına rağmen, Merkez Bankası rezervleri artıyor. Burada unutulmaması gereken husus, cari işlemler açığının borçla finanse edilmekte oluşu. Açığa rağmen rezervlerde düşüş yaşanmaması bu yıl için rahatlatıcı ama bu eğilimin üstüste birkaç yıl sürdürülmesi zor ve riskli.
* Normal imalat sanayinde Mayıs'tan Haziran'a geçerken yaz tatili dönemi nedeniyle kapasite kullanımında bir düşüş olurken, bu yıl küçük de olsa bir artış olması ilginç.
* Özel sektörün kapasite kullanım oranında geçen yılın aynı ayına göre çok belirgin artış var. Başta petrol sektörü olmak üzere çeşitli nedenlerle kamu sektöründe kapasite kullanımı düşmüş.
* Alt sektörlere bakıldığında, tekstil, giyim ve kağıt gibi alanlarda kapasite kullanımının yüksek iken petrol ürünleri ve kimya gibi sektörlerde ise bunun tersi gözleniyor. Bu durumun aynısı aylık sanayi üretim verilerinde de görülüyor. Diğer bir deyişle, ekonomik canlanmadan pay alma açısından sektörler arası dengesizlikler hamen sürmekte. Dolayısıyla, anekdotlara dayanarak ekonominin durumu hakkında ahkam kesmek bu aralar biraz daha zor. Yaprak kımıldamayan sektöre mi kulak vereceksiniz yoksa talebe mal yetiştiremeyen sektöre mi?