|
|
NURİYE AKMAN(nakman@sabah.com.tr
)
|
  
Demokrasiye iman tazelendi
Bu yıl üçüncüsü yapılan Abant Toplantıları, Türkiye'de "demokrosiyi" konuşmanın "dini" konuşmaktan daha zor olduğunu ortaya çıkardı. Geçtiğimiz iki yıl İslam-laiklik, akıl-vahiy, din-devlet ilişkilerini cesur tartışmalarla sorgulayan aydınlar, "Demokratik hukuk devletini" ele alırken çekingen davranmakla kalmadılar, yaşanmakta olan sorunların adlarını bile açık ve seçik bir biçimde koyamadılar.
GENEL İFADELER
Toplantıda bir temsil kabiliyeti açısından kadınlar yoktu, Kürtler yoktu, Aleviler yoktu, gayrimüslümler yoktu; ANAP, DSP ve MHP milletvekilleri yani iktidar yoktu ve yeterince ateist yoktu.
Abant'a gelen kimi katılımcılar bir izleyici olarak bana "Demokrasi isteyenler demokrat değil" diye düşündürttü. Bu kişiler "Daha fazla demokrasi" taleplerini dile getirirken karşı tarafın "Daha az demokrat" olma görüşlerine suçlayıcı bir ifade, bağırgan bir ses tonu ve teatral tavırlarla karşı çıktılar. Toplantının iki başkanı Prof. Mehmet Aydın ve Prof. Mete Tuncay'ın soğukkanlı ve sempatik tavırları "Kan çıkmasını" önledi.
Bazı katılımcıların "Kültürel kimlik" tanımlamasına bile tahammül edemedikleri görüldü. İlk gün komisyon metinlerine girmeyi başaran bu ifade ikinci günün sonunda gecenin geç saatlerinde metne son şekil verilirken çıkartıldı.
Özet olarak temel ilkelerde herkes söz birliği edermiş gibi yaptı ama herkesin kendine demokrat olduğu ortaya çıktı. Nihai metinde sorunların somut adları değil teorik olarak kaleme alınması toplantının "Kazasız belasız" bitirilmesini sağladıysa da demokratik hukuk devletinin istenip istenmediği cevapsız kaldı.
KİMSEYİ KIZDIRMADAN
Kapanış oturumunda bu toplantıdan yeterince demokrasi çıkmadığı ve demokrasi taleplerinin yüksek sesle ifade edilmediği eleştirilerine genel koordinatör Mehmet Aydın "Her metin onu okuyana göre farklı anlamlar kazanır" şeklinde yanıt verdi. Çizdikleri manzara Türkiye'nin röntgeni gibi Abant Gölü'nün üstüne düştü. Aydınların göle düşen yüzlerinde kimseleri kızdırmadan demokrasiye iman tazelemiş olmanın derin huzuru vardı.
Yine de bu toplantının hiç mi olumlu yönü yoktu? Vardı elbet. Önce Cemil Çiçek'in dile getirdiği ardından Hayrettin Karaman'ın tekrar ettiği "Demokratik tövbe" kavramını ortaya çıkardı. İslamcı aydınlar "Biz 27 Şubat'ta da demokrasiyi savunmalıydık, İslamcılar bal gibi takiyye yaptı" diyorlardı ve itiraf ediyorlardı. Anlaşılan "Demokrasi dışı" bir hareket olarak yorumladıkları 28 Şubat süreci İslamcılar'ı "Demokrasi içine" çekmişti. Bu Abant toplantılarının en hazin ve en mutlu çelişkisiydi.
|
 |
Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|