İstanbul'a döndük.. Döner dönmez, yazlık kulüplerin gürültüsünden şikayet eden vatandaşların yeni feryatları ile karşılaştık.. Üstelik eskisinden de beter hale gelmiş bazı yerlerde bu gürültü kirliliği..
"Sedat bey, bizler her gece sabahlara kadar .... isimli bet sesli şarkıcıyı dinlemek zorunda mıyız? Hastası olan var, küçük çocuğu olan var, yaşlısı var, işe gidecek olanı var.. Bırakın bunları bir yana, hukuk devletinde böyle şey olur mu? Birey hakkını savunacak kimse yok mu? Biz demiyoruz ki, müzik tamamen kapatılsın.. Ama, hiç olmazsa saat 01.00 oldu mu, kıssınlar sesi.. Makul bir seviyeye insin.. İçerdekiler dinlese yetmez mi?" diyorlar.
Bir başka şikayet ise, buralara hâlâ küçük yaşta çocukların alınması:
"Görüyoruz ki, bazı yerler yaş konusuna dikkat ediyor.. Ama bazılarında 14 yaşında çocuklar, ellerinde içkiler dolanıp duruyor.. Yaşı küçük olanların kulüplere girmesini, o kulüplerin sahipleri üç kuruş daha fazla kazanmak için engellemiyorsa, polis veya jandarma engellesin.."
Sayın okurlarımız; polisin görevi, gece kulübü kapısında sabahlara kadar kimlik kontrolü yapmak değildir.. Bunu halletmesi gereken kulüplerdir.. Ama, polis veya jandarma zaman zaman yapacağı kontrollerde, içerde yaşı küçük kimse bulursa, hemen zaptı tutup bunların kapatılmasını sağlamalıdır.. Sadece kapatma da yetmez, bunlara öyle bir para cezası verilmeli ki, herkese ibret olmalı.. Gürültü konusunda de mesele aynı.. Kontrolü yapmakla görevliler zaptı tutar, yasal gereği ne ise yapılır..
Gürültü kirliliği konusunda bir benzerimiz dünyada yok.. Çünkü dünyanın hiçbir yerinde, yerleşim yerlerinde böyle bir kirlilik, böyle bir kepazelik yok..
Sanki turizmi ilk keşfeden biziz.. Sanki sahil kasabaları veya kentleri sadece bizde var.. Başka ülkelerde böyle yerler bulunmuyor.. Diskotek de yok başka yerde.. Canlı müzik de yapılmıyor.. Turizmi, sabahlara kadar birbirinden iğrenç ve adına müzik denilen gürültüler içinde sunmak, dünyada sadece bize mahsus.. Zaten buralarda yabancılar parmakla gösterilecek kadar az.. Hepsi bizimkiler..
Merak ediyorum, başka ülkelere gidenler turist değil mi? Fransa, Amerika, İspanya sahillerine gidenler turizm için değil, laf olsun diye mi gidiyorlar oralara? Dünyanın dört bir yanında, bizden çok daha eski ve de bizden çok daha fazla turist alan hiçbir yerde, bizdeki gürültü kirliliği yaşanmamaktadır.. Çünkü YASAKTIR...
Anayasal vatandaşlık, birey hakkı diye mangalda kül bırakmayan aydınlar, yazarlar, çizerler, baskı grupları, neredesiniz? Niye sesiniz çıkmıyor? Hani birey hakkı? Nerede? Bir vatandaş olarak birey hakkımın korunması için kime başvuracağım? İçişleri Bakanı Sadettin Tantan'a mı? Hadi Tantan, benim gibi bir bireyin hakkını koru.. Bu benim Anayasal hakkım.. Sadece benim de değil, benim gibi bundan şikayetçi olan tüm bireylerin hakkı.. İster İstanbul, ister Bodrum, ister Antalya, ister Çeşme'de, nerede olurlarsa olsunlar, Sadettin Tantan, vatandaşın birey ve Anayasal hakkını korumak zorundadır.. Tantan'ı, bu işten bezmiş olan sessiz çoğunluk adına yeniden göreve davet ediyoruz...
Turizm Bakanı Erkan Mumcu, Ruhat Mengi'ye, "Şu 7 şeyi yaparsak turizm patlar" demişsiniz.. Bireye saygıyı, birey hakkını başa yazmanız gerekirdi, ama yok.. Hadi Mumcu, biraz cesaret.. Tantan'ı bu işte yalnız bırakmayın.. Madem bu işin bakanısınız, Türkiye'nin bu ilkel turizm mantığını değiştirip çağdaşlaştırmak da size düşüyor.. Yasayı çiğneyenin ruhsatlarını iptal ediverin, bitsin bu iş.. Sorunu kökünden çözersiniz..
Biraz medeni cesaret lütfen.. sessiz çoğunluk hep arkanızda olacak, bizler de onların sesiyiz...