


'Kurtarma yolları'
İstanbul Havayolları mali açıdan çok zor durumdaymış, borçları yüzünden uçaklarına el konuyormuş ama bunun faturasını Türk turizmi ödüyormuş...
Efendim, işbu sebeple, hükümet, batağa sürüklenen özel havayollarını kurtarmalıymış...
Ben hayatımda bu kadar mantıksız bir düşünce biçimi duymuş değilim...
Adama sormazlar mı?
Hükümet, "kimin parasıyla" bir özel şirketi ve o şirketin sahibi olan işadamını kurtarıyor?
O şirketin sahibi, aslan gibi şirketi bu hallere sokarken hiç mi hesap yapmadı?
Yahut daha iki yıl önce 20 uçağa, yılda 1.5 milyon yolcu kapasitesine yükselen bu şirket, nasıl ve niçin bu hallere geldi?
Bunların cevabı verilmeli...
Yok öyle gariban milletin vergisiyle, ulufe dağıtır gibi, batırılmış şirketleri kurtarma ayakları...
Bu zihniyetlere karşı çıkmadıkça, bir gün gelir bu milletin ayağındaki pantolonu bile alırlar...
Ayıptır ve de günahtır!..
Şaka
TRT'ye el koyarken, "Ben çavuş değilim" diyen devlet bakanımıza "şaka" ile takılmak amacıyla "Tebrikler sayın başçavuşum" demiştim.
Ertesi gün astsubaylık yapan birkaç okuyucum aradı.. Birazcık alınmışlar, başçavuşluğu "küçümsediğimi" zannederek...
Böyle bir şey aklımın ucundan bile geçmez...
Düşündüm.
Acaba bu şakayı yaptıktan sonra bir dipnot düşüp, "Sevgili astsubaylar, bu bir şakadır" mı deseydim?..
Asıl o zaman astsubayları incitmiş olmaz mıydım, küçük bir şakayı bile "anlayamayacaklarını" ima etmiş olmakla?..
Türkiye'de şaka yapmak bu kadar zor olmamalı, öyle değil mi?
Farlar
"Gündüz farlarımı yakmıyorum" demem, çok sayıda okuyucumu memnun etmiş... Arayıp, mantıklı düşündüğümü söylediler. Mutlu oldum... Ben otomobil ve trafik uzmanı değilim... Sadece, Kuzey ülkeleri ile ülkemin iklimi ve güneşi arasındaki farkın ciddi bir fark olduğunu vurguladım. Birkaç okurumuz da, bazı ülkelerde otomobillerin "kontak açıldığı anda farların otomatik olarak yanacak biçimde" üretildiğini söylediler.
Olabilir.
Bu bile benim Türkiye'min güneşi ile ilgili düşüncemi değiştirmeye yetmez. Normal bir dikkat, bu aydınlık ülkede kazaları önlemeye yeter bence... Öte yandan, eğer bir sürücü normal bir dikkate ve sürüş yeteneğine sahip değilse, ekstra far yakmanın kazayı önlemeyeceği düşüncesindeyim, halâ...
Sigara
Türkiye, sigara tüketiminde dünya yedincisi olmuş... Bu kadar kederle, biz içmeyeceğiz de kim içecek bu mereti?..
Fransız
Erbakan'ı İnsan Hakları Mahkemesi'nde Fransız
avukat savunacakmış... Neden Libyalı değil!..
YÖK
YÖK, Sezer'in vetosuna direnmek istiyormuş... Galiba "akademik" içerikli bir "LÖK" durumu oluşuyor...
175 bin dolar aylık
Haberi, Cumhuriyet'te okudum. Siz de okuyasınız diye sütunuma aldım.
Amerikan Yüksek Mahkemesi bizim Anayasa Mahkemesi gibi... Ama "ciddi" bir farkla...
Bu mahkemenin 9 yargıcının altısının, 1 milyon doların üzerinde serveti varmış...
Yargıç bayan Ruth Bader, 33 milyon dolarlık serveti ile birinci sırada...
Yıllık maaşları ortalama 175 bin dolar, yani 15 bin dolar aylık...
Bizim yargıçlar için, biliyorum, hayâl bile edilemez ama bir ülkenin zenginliğinin, yargıçlara da nasıl yansıdığını göstermiyor mu?
Tıpkı bizim yargıçların durumunun, genel yoksulluğumuzu gösterdiği gibi...
Ne yapalım yani?
İngiliz diyet uzmanları, kafayı iyice üşütmüş anlaşılan...
Bakın, ne yiyince, "kaloriyi" yakmak için ne yapmak gerekiyormuş!..
1 tabak kıymalı makarna eşittir, 2 saat ev temizliği.
Küçük bir çikolata eşittir 2 saat dans.
1 porsiyon et eşittir 1 saat ip atlamak.
2 sandöviç eşittir 2.5 saat ev tamiratı.
1 peynirli burger eşittir 1 saat koşu.
Liste böyle uzayıp gidiyor...
Bir sorum var dostlar:
Biz bu dünyaya ot gibi yaşamaya mı geldik?
Oldu olacak "saman" yemeye başlayalım, kilo ve yağ olmasın diye...
Evet, ideal kiloda yaşamak müthiş keyif ama damak lezzetinden vazgeçmeyi şart kılıyorsa eğer, ben inat için bile "tatlı" bir göbekten yanayım...