- Alo Verheugen?
- Buyrun efendim.
- Kardeşim neredesin iki gündür?
- Ankara'da Türklerle görüştüm.
- Verdin mi bizim listeyi?
- Verdim.
- Ne yaptılar?
- Biraz ürperdiler. Yunanistan, Kıbrıs, Kürtçe televizyon, eğitim deyince Türkler buz kesiyor.
- "Uydudan zaten Kürtçe televizyon yayını yapıyorsunuz, daha ne" demediler mi?
- Yok demediler, bizim neyi kastettiğimizi gayet iyi anlıyorlar da ne kendilerine anlatabiliyorlar ne de vatandaşlarına.
- Nasıl anlatamıyorlar yani?
- Mesela bizim listeyi verdim, hani "Madem tam üyelik istiyorsunuz buyrun buradan yakın" listesini...
- Eeee
- Onu gizli belge yaptılar, basına açıklamıyorlar.
- Yok artık!
- Kutsal ruh canımı alsın çok gizli tutuyorlar.
- O zaman bizim işimiz kolay, biz bunlara "Bir ülke vatandaşından gizli Avrupalı olur mu kardeşim, siz önce halkınıza anlatın bakalım" deriz. Zaten malların serbest girişi çıkışı var, gerisinden bize ne? Bir asır daha girmesinler...
- İsa efendimiz hepimizi korusun, almayalım zaten!
- Sana vize konusunda bir şey söylediler mi?
- Hayır!
- "Biz yol aldık, sizin bahsettiğiniz paralar nerede" dediler mi?
- Yoo!
- Bu Türkler gerçekten garip insanlar, sen ne yapmak istediklerini anlıyabiliyor musun?
- Tam değil ama bazen aklıma garip şeyler geliyor.
- Ne gibi?
- Türkler aslında Avrupa'ya tam üye olmak istemiyor. Hani biz "Dokuları tutmaz" diyoruz ya, onlar da öyle hissediyor. Bazı dediklerimiz onlara küfür gibi geliyor.
Vizeyi zaten kendilerine hakaret olarak görüyorlar. Ama Avrupa'yı yakalamak hedefli bir reformu mutlaka sürdürmeleri gerektiği bunların yüzyıllık rüyası. O hedefin kısa tanımını "Tam üyelik" diye koymuşlar, aslında kendileri için koydukları bir hedef. Kendi kendilerine reform yapmak için partilerüstü bir iç politika... Yoksa Avrupa'nın bir parçası olacakları yok... Türk geldiler, Türk gidecekler!
- Peki ne istiyorlar?
- Aslında bu adamlar tehlikeli, bunlar 21. yüzyıl Japonları olacak. Bunlar Avrupa milliyetçisi değil, ülke milliyetçisi. Büyük bir imparatorluğu kaybetmenin ezikliğini üzerinden atmış toparlanmaya başlıyor ve çok önemli bir ekonomik güç oluyorlar. Japonya nasıl Amerikan ekonomisinde etkiliyse bunlar dibimizde aynı role soyunuyorlar. Bu gidişle yüzyılın sonunda Paris'te parasıyla mahalle alırlar.
- Sen bu düşüncelerini rapor ettin mi?
- Evet!
- Kimlere?
- AB üyesi bütün devlet başkanlarına!
- Nasıl oluyor da kimse bilmiyor?
- Gizli tutuyorlar!