


Kol
20'nci yüzyılın vahşi ideolojiler savaşı en çok neye yaradı biliyor musunuz?
Her insanın doğal içgüdülerinin çizdiği merhamet sınırlarının aşılmasına ve zulmün hoş görülmesine.
Çeşitli ideoloji mensupları, vatan-parti-sınıf-din gibi kılıfların arkasına saklanarak, işlenen insanlık suçlarını görmezlikten gelme lüksüne kavuştular.
Hitler-Mussolini-Franco-Salazar dönemlerinin insanlık suçları "ana vatana sadakat" yutturmacasının şırınga edilmesiyle, vicdanları uyuşturan bir bahaneye dönüştü.
Stalin'in katlettiği, Sibirya'ya sürdüğü insanların çığlıkları "işçi sınıfına ve komünizme bağlılık" sloganları arasında boğuldu.
Tahran'daki Evin cezaevi zulmü, İslam dini kılıfı altında hoş görüldü.
Kamboçya'da milyonlarca kişinin öldürülmesiyle sonuçlanan korkunç Pol Pot rejimi, ölüm tarlalarına komünizm cenneti adını taktı.
İdeolojiler doğrudan doğruya, insan varlığımıza, doğal insan güdülerimize ve sağlıklı düşünme yeteneğimize saldırdılar.
Her suç mazur görüldü.
Her cinayete kılıf uyduruldu.
***
Bütün bunları, kimse cezaevlerinde yaşanmakta olan insan dramlarına kılıf uydurmaya kalkmasın diye hatırlatıyorum.
Burdur cezaevinde kolu koparılan bir tutuklunun feryadını, hiç bir gerekçe dört duvar içinde tutmaya yetmez.
Hele o kesik kol Isparta'da köpeklerin ağzında bulunuyorsa, bu zulmü tarife kalem yetişmez.
Diyarbakır, Ulucanlar, Burdur ve daha bir çok cezaevinde yaşanan katliam ve işkence, hiç bir ideolojik şartlanmayla mazur görülemez.
Cezaevinde yatan yurttaşın canı, devlete emanettir.
Dostoyevski "Bir ulusun uygarlık düzeyi, cezaevlerinden belli olur!" der.
Doğrudur.
Tutuklunun sağcı solcu oluşu, ideolojisi, etnik kökeni, kimliği önemli değildir.
Ulucanlar cezaevinde yaşananların meclis komisyon raporuyla saptandığı bir ülkede, F tipi cezaevi uygulamasına kim nasıl güvenebilir ki!
Hücrede yalnız kalan tutuklunun kolunun koparılmayacağının, öldürülmeyeceğinin garantisini kim verecek?
***
Yetkililere neyi hatırlatalım acaba?
Bu ayıpların hepimizi lekelediğini mi?
Avrupa Birliği kapısında beklediğimizi mi?
Çoktan unutulmuş merhamet duygusunu mu?
Adalet kavramını mı?
Bilemiyorum.
Ama Burdur'da koparılıp, Isparta'da köpeklere atılan kolu düşününce, korkulu bir rüya gördüğümü sanıp, bir an önce uyanmak istiyorum.
Türkiyemiz böyle bir ülke değildi.