


Mesut Bey'e açık mektup
HAMBURG- Mesut Yılmaz... Parti Başkanı... Eski Başbakan... Eski Dışişleri Bakanı... Almanca biliyor... Ve şimdi "Avrupa'dan Sorumlu" Başbakan Yardımcısı.
Yılmaz'ın "özgül ağırlığı", partisinin "oy ağırlığının" üstünde.
Ve "uygun bir zamanda... Kendisi ve Türkiye için en uygun işin" başına getirildi.
Şimdi yapması gereken "kolları sıvaması..."
***
Sayın Mesut Yılmaz!..
Halkının yüzde yedisi, yurtdışında yaşadığı halde...
Bir "göç merkezi..."
Veya "göç enstitüsü..."
Ya da "göç kürsüsü" olmayan, bizden başka ülke var mı?
Lütfen bu konuda bir "yapılanmayı" gerçekleştirin.
***
AB Adalet Divanı Türkiye lehine... Türkler lehine ondokuz karar verdi.
"Son karar" Abdülnasır Savaş kararı.
Bu karar "yaşama geçirilirse..."
Serbest meslek mensupları ile işadamları, "Avrupa'da vizesiz dolaşacaklar."
Biz bu kararı yazınca...
"Yetkililerin" ilk tepkisi şu olmuştu:
- Bu karar bağlayıcı mı?
Sayın Yılmaz!..
İşe önce "yetkilileri eğitmekle" başlamalısınız.
***
Almanya, göçmenlerle ilgili yeni bir "uygulama yönetmeliği" çıkarıyor.
303 sayfalık yönetmelik, Eyalet Temsilcileri Meclisi'nce (Bundesrat) kabul edildi.
İçişleri Bakanı Schily'nin imzasında.
Yönetmeliğin altıncı sayfasında deniliyor ki:
* Türkiye'nin Avrupa ile yaptığı anlaşmalar, Avrupa hukukunun bir parçasıdır.
* Doğrudan geçerlidir.
* AB Adalet Divanı'nın Türkler'le ilgili kararları bağlayıcıdır... Uymak zorundayız.
Yani "haklılığımızı... AB Adalet Divanı kararının bağlayıcılığını" Almanya bile kabul ediyor da...
Bunu "kendi yetkilimize" anlatmakta zorlanıyoruz.
***
Avrupa "yeni bir konuyu" tartışmaya başladı.
Tartışmanın "özü" şu:
- Avrupa'da "gümrük birliği" var... "Para birliği" var... "Ekonomik birlik" var... "Hukuk birliği" için çalışılıyor... Öyleyse sıra "eğitim birliğinde."
Avrupa "Amerika ile mücadele edebilmek için..."
"Eğitim birliğini" şart görüyor.
Mesut Bey!..
Biz bu işin "gerisinde kalmayalım."
Avrupa'da bir "Türk Üniversitesi" kurmakta daha fazla gecikmeyelim.
***
Avrupa'ya Türk göçü 1961'de başladı.
Bizden sonra göç veren ülkeler "oy sorununu" çözdüler.
Almanya'daki İtalyan "İtalya seçimlerinde, İtalya'ya gitmeden" oy kullanabiliyor.
Yunanlı kullanabiliyor.
Bulgarlar... Hırvatlar kullanabiliyor.
Ama "Türk kullanamıyor."
Sayın Yılmaz!..
Bu "insanlık ayıbıdır."
"Demokrasi ayıbıdır."
Bu ayıbı daha ne kadar taşıyacağız?
***
Mesut Bey'in tek şanssızlığı "elinin altında, uzmanlık alanı Avrupa olan bir kadronun bulunmayışı."
Ama Avrupa'da "bu kadro" var.
Onlardan yararlanılmalı.
Tabii "dışardaki insan kaynağımıza" yönelince, "içerden" bir direniş gelecektir.
Yılmaz'ın "özgül ağırlığı" bu direnci kıracak güçte.
***
Sayın Yılmaz!..
Aslında "mektup çok daha uzun."
Ama bugünlük, bu kadar.