kapat

20.07.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Limasollu
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
AHMET VARDAR(avardar@sabah.com.tr )


Çok enteresan bir teklif...

Her zaman da şikayetler, dertler, problemler yazacak değiliz ya... Arada bir, bir takım formülleri ortaya atmak da fayda var. Nasreddin Hoca misali; "Göle belki maya tutar diye, yoğurt dökmesi" gibi... İşte ben de o kadar olmasa bile memur okuyucularımdan gelen ve enterasan bulduğum bu teklifi tartışmaya açmak istiyorum. İnsan zekası nelere kadir... Neler akıl ediyorlar hayret edersiniz. İşte isimlerinin gizli kalmasını isteyen memur arkadaşların ortaya attıkları teklif;

"Son yıllarda ülkemizin kalkınması ve daha da gelişmesi için elimizden gelen fedakarlığı yapıyoruz. Zorunlu tasarrufda devletin özellikle memur ve işçisine karşı güvenirliliğini sürdürebilmesi için enflasyonu azdırmadan, memuru kızdırmadan bir formülün uygulanabileceğini düşünüyorum. Bu formül ise şu; Yıllarca mafya yoluyla veya başka yollarla bir sürü tembel ve çulsuz insan, şimdilerde gecekondu sayesinde milyarlarla oynaşıyor. Bense 20 yıl okuyup, 20 yıldır hizmet eden bir vatandaş olarak bu çarpıklığı seyretmek zorunda kalıyorum. Sözün kısası, formülün özü, sorunlu tasarruf karşılığı ilgililere devlet hazine arazilerinden arsa tahsisi yapılması.. Bu yolla hiç değilse bir güvence sahibi oluruz. Yoksa biz de mi çarpıp çırpalım?..."

Lacoste bir ihtar!...
Zaman zaman bazı ticari kuruluşları bu köşede hem uyarıyorum, hem de azarlıyorum. Arada bir de onlara ticaret dersleri veriyorum. Önemli olan müşteriyi kazanmak, kaybetmek değil... Zaten daha Osmanlı zamanında büyük firmaların girişlerinde "Müşteri velinimetimizdir" panolarını görmek mümkünmüş. Ama ne yazık ki, çağ atladıkça, daha ileriye gittikçe bu söz unutuldu ve adeta müşteri ile tartışma, hesaplaşma ve haklı çıkma yarışı başladı. Biraz önce de dediğim gibi, zaman zaman bu konulara temas ettim, edeceğim de...

Şimdi gelelim ünlü Lacoste firmasına... Evet Türkiye'deki Lacoste firmasının baş yetkilisi, her kimsen sana sesleniyorum; Geçenlerde bir hanım müşteriniz, isminize ve firmanıza güvenerek, bir kol çantası aldı. Çantanın üst derisi zamanla kalkmaya başladı. Hemen Caddebostan'daki şubenize gitti. Bir hafta da yapılıp, iade edileceği söylendi. Bir hafta sonra teslim almaya gittiğinde ise, malın yapılmadığı, hatanın kullanıcıda olduğu söylenerek, red cevabı verildi.

Bayan müşteri diğer medeni ülkelerde olduğu gibi, telefonunu bıraktı ama arayan olmadı. Sonra kendisi aramaya başladı, bu sefer de ilgilenen bir sorumlu bulamadı. Yani sizden alınan ürün hem sağlam çıkmadı, hem de kurumunuz adına çalışanlar işi savsakladı. Bu, sizin gibi bir firmaya yakışıyor mu?... Bu bayan Fransa'da veya Amerika'daki mağazalarınızdan birinden bu ürünü alsaydı, böyle mi muamele görürdü?... Bu konu nasıl çözülecek bana bir söyleyin bakalım... Merakla bekliyorum.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır