kapat

20.07.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Limasollu
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
ÇETİN ALTAN(caltan@sabah.com.tr )


Çağa karşı nasıl çuvalladığımız iyice netleşirken...

Sabahları gazeteleri tek tek gözden geçirir ve öncelikle de çağ bilinciyle bütünleşmiş kalemleri okurken, yüreğimi bir ferahlık kaplıyor..

"Tek Parti" ile "Soğuk savaş" dönemlerinin de büsbütün pompaladığı ve nerdeyse megalomanyaklık düzeyine çıkardığı, "Süngümü demir gibi ellerimle kavradım" edebiyatının; güngünden daha çok arındığını görüyorum çünkü..

Artık usul usul çakılıyor ki, "Bir Türk cihana bedel" şovenliğinin kolaycılığına yapışmakla, hiç bir yere varılamıyor.

Türkiye, 20 Yüzyılı da tam bir fiyaskoyla ıskaladı...

"Hayat kalitesi" açısından Yunanistan'ın bile 65 basamak altında kaldı...

Dünkü Radikal'de İktisadi Kalkınma Vakfı Başkanı Meral Gezgin Eriş'in bir sözü, büyük puntolarla başlığa çıkartılmıştı:

"3 bin dolarla AB'ye girilmez"

Milliyet'de de Güngör Uras, 20. Yüzyıl'daki T.C. fiyaskosunun, bir bakıma dökümünü yapan yazısına şu başlığı koymuştu:

"Santral yapıyoruz gaz yok, su yok, kömür yok"

Geçtiğimiz cuma gecesi NTV kanalında Fatih Türkmenoğlu, Yolcu programında ilk kez Güney Kıbrıs Rum Devleti'ndeki yaşamdan görüntüler getirdi ekrana... Adam başına düşen ulusal gelir ortalaması 15 bin dolar olunca; insanların hayat oksijeni de, Dünya'daki açlık sınırının bile altında yaşayanlarınkinden bir başka oluyor...

Gerçek bu.. Her ne kadar "Köylü efendimiz" de olsa..

Eski bir İslimye göçmeni olan rahmetli Babaannemin bir sözü vardı:

- Ağızda pilav pişse, benden Tuna kadar yağ, derdi..

Ne yazık ki, benim kuşağımın siyaset azgını militerleri, babaannemin bu sözünü bilmiyorlardı.

Okay Gönensin de, Yeni Binyıl'daki dünkü yazısına "Kandırmaca" başlığını koymuştu. Yazısı şöyle bitiyordu:

"Kıbrıs gerçeği de artık bütün kandırmacaların ve boş lafların ötesine geçirilerek değişmesi gereken gerçeklerden biridir."

Şimdi gelelim Gazi'nin 17 Şubat 1923'de İzmir İktisat Kongresi'ndeki konuşmasına...

Gazi şöyle diyordu:

"Siyasi, askeri muzafferiyetler ne kadar büyük olurlarsa olsunlar, iktisadi muzafferiyetlerle sağlamlaştırılmazlarsa, husule gelen zaferler payidar olmaz, az zamanda söner"

Atatürk'ü yere göğe koyamayan militerlerimizden önemli bir bölümü, şayet onun İzmir İktisat Kongresi'ndeki konuşmasını incelemiş olsalar; Kıbrıs Rum Devleti'nin ekonomik zaferi önünde, yüzlerini avuçlarıyla kapatıp, ekonomik alandaki yenilginin nedenlerini bir kez daha düşünmek zorunda kalmazlar mıydı?

Bu yenilgi Emin Bülent'in:

"Garbın cebin-i zalimi affetmedim seni

Türküm ve düşmanım sana kalsam da tek kişi"

Şiiriyle rafa kaldırılacak türden bir yenilgi değildir.

Bu yenilginin nedenleri arasında, Adalet Bakanlığı'nın Bütçe'den sadece binde 7'lik bir pay alması da vardır; Em. Büyükelçi Elekdağ'ın verdiği rakamlara göre, 15 yılda Gabar Dağı operasyonlarında 400 milyar dolar harcanmış olmasının da...

Ve tabii Susurluk rezaletinin de, eroin mafyacılığının da, "asmayalım da besleyelim mi" zihniyetinin de..

Sabahları gazeteleri tek tek gözden geçirmek, Türkiye'de de yeni pencerelerin açılmaya başladığını gösteriyor..

Ya o yeni pencereler neyi gösteriyor?

Türkiye'nin asıl kazığı "garbın cebin-i zalimi"nden mi yediğini, yoksa astığı astık kestiği kestik, işkenceci ve hukuk dışı olan kendi egemenlerinden mi yediğini?

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır