


Sıcak'a dair
Tatil'i derhal seyahat'e çevirdi bizim millet.
Çarşamba'dan yola çıktı... ta pazartesiye kadar.
Bana kalırsa, daha çok telefat vereceğiz... Sıcaktan korkarken, bu def'a trafik canavarına yakalanacağız... Allah korusun.
*
Kimbilir ne mühim randevular vardı... aylar evvelden plânlanmış toplantılar vardı... Kimbilir.
Adamlar belki de uzak yollardan geldi.
Devlet'in kapısını çaldı. Bir baktı ki kapalı.
- Neden?
- Sıcak tatili... Bugün git, pazartesi gel.
- Gelemem... Pazartesi Almanya'da randevum var.
*
İşte hükümet, bütün bunları göze aldı. İki iş günü'nü feda etti, hayatı büyük ölçüde durdurdu.
Çünkü sıcak'ın getireceği ölüm vak'aları'nı düşündü.
Gerçi karda-soğukta donup ölenlerden hiç bir hükümet sorumlu tutulmadığı gibi sıcakta ölenlerden de hükümet sorumlu tutulamaz.
Ama Ecevit, ihtiyatlı davrandı.
İşi valilerin takdirine bile bırakmadan, doğrudan anons yaptı ve tatili ilan etti.
*
Ne var ki beyler, bu tatil, siz plajlara gidesiniz diye değil. Kum'da yatasınız diye değil...
Tehlikeli şey bunlar.
Bu tatil, arabaya atlayıp yollara düşesiniz diye hiç değil.
İki gün katlanın.
Uzmanlar ne diyorsa öyle yapın.
Çünkü bu def'a sahiden pusuya düştük galiba.
Eve kapansanız, deprem korkusu... sokağa çıksanız güneş çarpması...
İstediğinizi yeyip içemezsiniz.
Televizyonları dinleyin. Sık sık anonslar yapılıyor. Doktorların tavsiyelerine kulak verin.
Haa... bir şey daha:
Depremzedelerin bu sıcakta neler çektiğini düşünüp, halinize şükredin.
*
Ne yapalım?
Dünyada sıcakla mücadele diye bir şey yok. Bunun kitabı da yok.
Terörle mücadeleyi becerdik.
Depremle birlikte yaşamayı öğrendik.
Enflasyona karşı bağışıklık sağladık. Trafik kazalarını kanıksadık.
Ama karşınıza geçip -alay eder gibi- şimdi de sıcakla mücadeleyi öğreneceksiniz diyemeyiz.
Fazla sürmez.
Gelir geçer.
İki gün sonra bir şey kalmaz.
Dayanacaksınız.
*
Damda yatanlardan tutun, ağaç tepesinde uyuyanlara kadar, bir miktar telefat vereceğimizi biliyoruz.
İntihar'dan farkı olmayan cahilce ölüm türlerini tahmin ediyoruz.
Belki cinnet geçirenler bile olabilir.
Ne yapalım? Elimizde değil: Hepsini sineye çekeceğiz.
Ah, unutuyordum:
Perşembe/Cuma tatilinden ne kadar enerji tasarrufu sağladığımızı düşünüp, bâri teselli bulacağız... Anlaşıldı mı?.. Hani şu 10 yıldır davul zurna'yla ilân ettiğimiz hâlde, bir türlü çözemediğimiz enerji...
İşte o enerji'nin tasarrufu...
Hiç de fena sayılmaz.