


Artık aklın yolu "cep"ten geçiyor
Hep Amerika'da güçlü bir Türk lobisi olsa ne güzel olur diyen bizler değil miydik? Aklın yolu cepten geçiyor derken, sadece cep telefonunun dünya çapında iyi bir yatırım olduğuna değinmiyorum. New York'ta işin çok başka boyutlara geldiğine şahit olduk.
Şu anda Amerika'da Turkcell'e para koyanlar, Türkiye'nin geleceğine de para koyuyor. Düşünün böyle on şirketimiz olduğunu...
New York Borsası'nda on tane Turkcell'imiz olsa Amerika'da inanılmaz bir lobimiz olmuş olacak. Amerikalı yatırımcı Türkiye'nin geleceğinin kötüye doğru gitmesi cebini etkilerse kendi hükümetine seçmen olarak, lobi olarak bambaşka bir baskı yapacak. Aklın yolu cepten geçiyor derken artık ülkelerarası ilişkilerde ekonomik beraberliklerin siyasete yön vermesini kastediyorum... Biraz da değerlerden bahsedelim...
***
Önce manevi değerler. New York Borsası'na girdiğimde yanımda Türk politikasına damgasını vurmuş üç tane politikacı vardı. Eski Ulaştırma Bakanları Necdet Menzir, Mehmet Köstepen ve "Enflasyon benim şahsi meselemdir" demesiyle ünlü Güneş Taner. Hepsinin dikkat çektiği bir ortak nokta vardı: New York Borsası en son teknolojiyle donatılmış ama toplantı odalarının mobilyaları ikiyüz yıllık. Gelenekleri koruyorlar.
Bunu görünce laf döndü dolaştı bizim Meclis'i yenilememize geldi. Belki yepyeni bir Meclis yaptık ama bir zamanlar İnönü'nün, bir zamanlar Menderes'in konuştuğu kürsüyü de odun yapıp yaktık. Tarihi, Amerikan tarihinden çok daha gerilere giden bizlerle; teknolojisi bizimkinden çok daha ileri giden Amerikalılar'ın arasındaki tezat üzerine epeyce konuşuldu...
***
New York Borsası'nın bayrak direğinde bayrağımız dalgalanırken ve borsa binası koskocaman bir Turkcell kıyafetini ön cephesine geçirmişken Güneş Taner'in yanına gittim dedim ki "Bana bu resmi yorumlayın." Şunları söyledi:
"Biz konvertibiliteye geçtiğimizde bize, 'Ne yani Türk parası yurtdışında geçecek mi?' diyenler olmuştu. Bu resim işte onun en güzel ıspatı. Şu anda burada Türkiye bütçesinin onda biri var. Belki bir gün gelecek, bizim de Türkiye büyüklüğünde, hatta daha büyük şirketlerimiz olacak. O zaman bizim dünyaya bakışımız ve dünyanın bize bakışı çok değişecek. Bunun gelmekte olduğunu buradan görüyor ve ona seviniyorum."
Sanıyorum, Güneş Taner'in bu yorumundan sonra ekonomik ilişkilerin siyaseti yönlendirdiği gerçeği daha bir berraklaştı.
***
New York'taki en enteresan figürlerden biri New York Borsası Başkanı Richard Grasso'ydu. Grasso cin gibi ve çok sempatik bir insan. İtalyan asıllı bu adamın ne kadar önemli olduğunu anlatabilmek için, bütün dünyadan toplam 15 trilyon doların kendisine emanet edildiğini söylemek yeterli olacaktır. Turkcell'in New York Borsası'nda kote olmasından sonra çektiği halayı görecek olsaydınız, "Bu adam bizden" derdiniz. İtalyan asıllı olduğu için kendisine "Ben de bir Akdeniz çocuğuyum" dedim ve Türkiye hakkındaki güzel konuşmasının bizi duygulandırdığına değindim.
O da cevaben "Ben kalbimi ifade ettim. Neticede ben de Akdenizliyim" dedi.
Yani insanları cepler, kültürler ve daha güzel bir dünya beklentisi birleştiriyor. New York izlenimleri gerçekten zihin açıcı ve çok keyifli geçti.
***
Turkcell'i, borsayı bir kenara bırakacak olup sırf New York'u düşünecek olursak, yine enteresan bir gözlem var. Elbette New York çok büyük, keyifli, güzel ve dünyanın kalbinin attığı bir şehir. Ancak bari eve birşey götüreyim diye sokakları arşınladığımda İstanbul'da olmayıp da burada olan özel birşeyi bulmak zor.
Sadece konvertibiliteye değil, serbest pazar ekonomisine geçtiğimizde dünya küçülüyor. Bizim gelişmiş dünyayı yakalamamız için istanbul'un yapacağı fazla birşey yok. Türkiye'nin doğusunu batısına denk hale getirdiğimizde biz mutlaka Avrupa'nın lokomotif ülkelerinden biri olacağız. New York'ta bunun işareti görüldü.
***
Yarı şaka yarı ciddi, USA Today'in bir sayfasında Bozkurtlar'ın (Grey Wolf) kuvvetlenip hayata döndüğü yazıyordu. 1974'te 400 tane kalan ve nesli tükenmekte olan doğal değerler kapsamına giren Bozkurtlar bugün 3 bini aşarak kendilerini kurtarmışlar. Bir Türk olarak bu haberi okuyunca insan anlam içinde anlam buluyor.
Gerek politikacıların, gerek basının kendi arasında yaptığı değerlendirmelerde bugün seçim olsa kim birinci parti çıkar konuşmalarında hemen herkes MHP'yi birinci parti olarak tahmin ediyor. Politikacılardan bahsederken merak edilen diğer bir konu da Cumhurbaşkanı'nın Başbakan'ın New York'a telefon edip bu başarıdan dolayı Turkcell'i kutlayıp kutlamadığıydı. Bunun cevabını New York'ta bulmak mümkün olmadı. Tebrik ettilerse ne ala. Etmedilerse New York Borsası'nda Türk olmanın gururunu biz anlatamamışız demek ki diye düşünmeyi tercih etmek gerekiyor.
Türkiye'den New York'a ulaşan haberler bunaltıcı sıcakların memlekette hakim olduğu şeklinde. Eksik kalmayalım diye sizler bu yazıyı okuduğunuzda biz de vatana dönmüş olacağız.