


İki deprem
Dünkü gazetelerde "mişli geçmiş" kullanılarak yazılmış iki tüyler ürpertici haber vardı.
Biri şuydu:
"Almanlar 17 Ağustos depremini önceden tespit etmiş ve bunu bize haber vermemişler."
İkincisi ise şöyleydi:
"Yeşil, Susurluk'tan bir yıl önce resmi makamlara, devlet-çete ilişkisini bir bir anlatmış."
İki bomba haber.
Biri toprağı, öteki ülkeyi sarsan iki ayrı deprem.
İkisinin de sonu ölümlerle bitti.
Ve iki olayda da elde edilen bilgiler saklandı.
***
Jeofizik mühendisi Uğur Kuran, Afet İşleri Genel Müdürlüğü Deprem Araştırma Merkezi'nde görevli.
Dehşet verici iddialar öne sürüyor.
Diyor ki: "Almanlar'la birlikte kurulan ölçüm istasyonlarından biri de Mudurnu Vadisi'nde Akyazı'nın hemen yanında yer alan Taşburun Tilt İstasyonu idi. Burada 30 metre derine yerleştirilen tiltmetre, 11 Ağustos 1999 günü gerçekleşen güneş tutulmasından bir gün önce yüzde 18'lik bir yük artışı olacağının tüm uyarılarını vermiş. Ama maalesef Almanlar bundan bizi haberdar etmediler."
Bunun üstüne Almanlar'a "Ölümlerden siz sorumlusunuz. Vicdan azabı duymanız gerekiyor." denilmiş..
Bu iddiayı Dokuz Eylül Üniversitesi Jeoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Aydın Uluğ da destekliyor ve şöyle diyor:
"O istasyonlardaki aletler, depremle ilgili her tür ön ikazı kaydediyor. Eğer alınan tüm veriler, tek bir merkezde on-line toplansaydı ve 24 saat izlenseydi, depremin gelişi gözlenebilirdi...(Almanlar) bir açıklama yapmazlarsa 45 bin cenazenin şaibesini taşırlar."
Korkunç değil mi?
Herhalde Almanların bu açıklamayı vakit geçirmeden yapması gerekiyor.
***
Bu olaydaki ikinci soru ise Almanlar'la ortak kurulan istasyonlardan alınan verilerin neden doğrudan doğruya ve tek taraf olarak Almanya'ya gittiği.
Bilim adamları, Almanlar'ın elde ettikleri bu verileri, bize depremden 1.5 ay sonra verdiklerini söylüyorlar.
***
İkinci deprem ise devletin ve ülkenin temelini sarsmış.
Yeşil, devlet-çete ilişkilerini Susurluk kazasından bir yıl önce devlete anlatmış. Yayınlanan ifadesinde bir çok ayrıntılı bilgi var.
Kısacası devlet, bu ilişkilerin varlığını Susurluk'taki çarpışmadan bir yıl önce biliyormuş.
***
İki durumda da bu bilgileri alanlar kendilerine saklamışlar.
Şimdi bize bunları okuyup, depremde can verenlere ve Türkiye'nin son yıllarda belini büken karanlık olaylara hayıflanmak kalıyor.