


Pis bir yazı..
Pisliğin mevsimi olur mu?
Olur, olur.
Bizde gerçi kışın da pislik vardır ama yaz geldi mi, bir başkadır.
Çevre yollarından geçin, sağınıza solunuza bakın... piknikçiler göreceksiniz...
Ağaçların altında.
Ormanların ortasında... Bazen parklarda.
Kıyı şeritlerinde.
- Piknikçiler.
Afiyet olsun...
Yesinler içsinler, serinlesinler, ne yaparlarsa yapsınlar.
Ama pisliği öylece bırakıp gidiyorlar...
*
Biz bu kadar pis insanlar mı olduk?
Eskiden temizdik de şimdi mi olduk, yoksa ezeldenberi mi böyleydik.
Bir maç dağıldıktan sonra tribünlere bakın... Pislik.
Bir konserden sonra, bıraktığınız mekâna bakın... Bindiğiniz otobüse, indiğiniz trene bakın... Pislik.
Park'a, bahçe'ye, iskele'ye, gar'a, terminale bakın... Pislik.
Marmara Denizi'ne bakın... Boğaziçi'ne bakın... nereye bakarsanız bakın... Pislik.
*
Bununla ne Belediyeler başa çıkabilir, ne de hükümetler.
Bununla devlet bile uğraşamaz.
Bu pisliğin üstünde en şık insanlar yaşıyor, en lüks otomobiller geziyor, çöp yığınlarının 50 metre ötesinde en modern binalar yükseliyor, o binalarda en uygar aileler oturuyor.
Bu iş nasıl oluyor?
Bir yarım kalmış bina var... Boğaziçi Üniversitesi'ne 200 metre yakınlıkta... O bina en az 20 yıldır öylece bekliyor. Niye tamamlanmamış, bilmiyorum.
Ama orası, kurbanların kesildiği, çöplerin atıldığı, atıkların yığıldığı bir pislik yuvası.
Nerde?
- Şehrin göbeğinde.
Dünyanın en güzel mekânı dediğimiz Boğaziçi Üniversitesi'ne tam 200 metre ötede...
Bu bir küçük örnek.
O'nun büyüğü de var... Dev bir örnek... Neresi? Yarım kalmış Parkotel inşaatı.
Pisliğin abide haline getirilmiş şekli.
Bunların çevresinde de birinci sınıf oteller, birinci sınıf lokantalar, birinci sınıf insanlar... vay vay vay.
*
Avrupa Birliği'ne girmek için temizlik şartı koymuşlar mı bilmiyorum.
Keşke koysalar.
Ve biz, kendimiz için değil bâri Avrupalılar için temiz olmaya karar versek.
Elbette...
Avrupalılar için demokrasi... Avrupalılar için insan hakları... Avrupalılar için işkenceye son, idama paydos...
Daha bir dizi mecburiyet... Görüyor musunuz, ne büyük fedakârlıklar yapıyoruz.
Eh, Avrupalıların hatırı için temiz olmaya da belki katlanabiliriz.
Güneydoğu'da, şurada, burada Kürt kimliği aramaya lüzum yok beyler... Onları öpün başınıza koyun.
Ama siz bana İstanbul'da Türk kimliği gösterebiliyor musunuz?
Hayatımda böyle pis bir yazı yazmadım... Hâle bakın, dünyanın en cennet ülkesi, dünyanın en nankör insanlarına emanet...