kapat

13.07.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
iku
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
CENGİZ ÇANDAR(ccandar@sabah.com.tr )


Yalan mı?

Biz iftiranın ne olduğunu iyi biliriz. "Çamur at, izi kalsın" nedir, bizden iyi bilen olmasın. Başımıza geldiği için çok iyi biliriz. O yüzden de bunu derhal teşhis ederiz. Kıbrıs'taki "casusluk" iftirasını bu yüzden anında teşhis ettik. Bize o iftirayı, apoletlerine ve o sıradaki sıfatına dayanarak tezgâhlayan kişinin bugünlerde nasıl bir işle uğraştığını duyuyoruz. Adı yolsuzluk söylentilerine bulaşmış bir bayanla birlik olup, önemli hizmetler ifa ettiği bir ülkeyle Türkiye arasında silah alım-satımı işleriyle uğraştığı kulağımıza geliyor. Üniformasını çıkarttıktan hemen sonra "think-tank" kurmaya heveslenmiş, bir ara "strateji"ye, bir ara da "Cumhurbaşkanı" olmaya merak salmıştı. "Serbest pazar ekonomisi"nin Türkiye'ye izdüşümlerinden biri olan "bal tutan parmağını yalar" düsturuna riayet ettiği anlaşılıyor.

Kıbrıs'ta da şu son çirkin oyunu tezgâhlayanların, Türkiye'deki o örneğe benzer konumlarda karşımıza çıkacağından kimsenin şüphesi olmasın. İnsanlara, fütursuzca "casusluk" ve "vatan hainliği" yakıştırması yapanların, "vebal" diye bir dertleri yok demektir. "Vebal" derdi olmayanların, her çirkin işe girişebileceklerine teşne olduklarına inanmak gerek.

Kıbrıs'taki durumu dün bir gazete başlığı en güzel biçimde özetleyivermişti: "Casus çok, delil yok"! Bu konuda daha fazla yorum yapmaya gerek var mı?

Kıbrıs'tan bana gelen elektronik postalarda şu ifadeler dikkatimi çekti:

"... Aslında sorun belirttiğinizden daha ciddi gibi görünüyor. Sadece 'ağır hakaretler içeren polemikler' yapılmadı. Tüm Kıbrıslılara ağır hakaretler yapılmıştır ve daha önemlisi, KKTC demokrasi vitrini kırılarak tuzla buz edilmiştir. Dış dünyaya karşı eskiden de pek inandırıcı olamıyorduk; bundan sonra hiç olamayız."

Bu da bir diğeri:

".. Halen devam etmekte olan olaylar sağcısı, solcusu halkımızın tüm kesimlerini hayal kırıklığına uğratmış ve her zaman minnettar olduğu Türkiye Cumhuriyeti'ne tepki göstermesine neden olmuştur. Türkiye Cumhuriyetinçe izlenen politikalar fevkalâde yanlıştır ve vefakâr, cefakâr, mukavemetçi halkı derinden üzmektedir. Yıllarca parasızlık, açlık içinde, değil bir silahın, merminin bile olmadığı günlerde sonuna kadar mücadele veren bu halk,... yanlış politikalara kurban edilemez. O büyük mücadele bugünler için verilmemiştir. Ne acıdır ki, daha dün Rum'un zulmünden bezen Kıbrıs Türkü bugün ne olursa olsun AB'ye girmeliyiz diyor..."

Eğer bir toplum, bir halk, bir ulus "koruyucuları"ndan bezmeye başlamışsa ve "kurtarıcılarından kurtulmak" için çeşitli adresler aramaya koyulmuşsa; o toplumu suçlayamazsınız. Ortada kocaman ve çok vahim bir yanlışlık var demektir.

Balkanlar'dan Orta Asya'ya kadar onmilyonlarca insanın gözbebeği, tarihinin ihtişamı ve vakarını sırtlamış olan Türkiye Cumhuriyeti'ne toz konduramayız. Türkiye Cumhuriyeti'nin güvencesi olan Silahlı Kuvvetler'e lâf getirtemeyiz. Her kurumda bozuk unsurlar bulunabilir. Onlar yüzünden kurumlar sorumlu tutulamaz. Kurumlar, kendi itibarlarını kişilerin yanlışlarına feda etmedikleri, toplumun eğilimlerini öne aldıkları ölçüde, korunurlar. Silahlı Kuvvetler, son iki yılda bu konuda önemli yol katetti. Bu yolda devam etmemesi için, hiçbir makul sebep olamaz.

Aynı şekilde, Türk toplumlarının, çarpık zihniyetli bazı yöneticiler yüzünden, Türkiye'ye ve onun en önemli kurumlarından birine burukluk duymasına tahammül gösteremeyiz. Göstermemeliyiz. O yüzden, gereği yapılmalıdır.

Kıbrıs'a tüm belâlar ve pislikler Türkiye'den ihraç edildi. Bunu artık görmeliyiz. Kıbrıs, bir "kara para aklama çamaşırhanesi"ne döndü. Yalan mı? Kıbrıs'a enflâsyon ihracı Türkiye'den gitti. Yalan mı? Kıbrıs Türkü, yavaş yavaş Ada'yı boşaltmaya, İngiltere'den Avustralya'ya kadar başını sokacak, iş bulacak mekân aramaya başladı. Yalan mı? Kıbrıs, Türkiye'de bir grup insan için, "kumar turizmi"nden başka bir değer taşımamaya başladı. Yalan mı? "Kıbrıs davâsı"na, bütün bunların verdiği zarar, Rumların siyasi manevralarının sonuçlarından daha ağır. Yalan mı?

Ne duruyorsunuz artık; bitirin bu maskaralığı. Şu pervasız kamu görevlisini geri çekin. Soruşturma açın. Şu "casusluk" kepazeliğine son verdirin. Kıbrıs Türk halkının gönlünü geri almaya çalışın. Bu, Kıbrıs'a çıkarma kararı vermekten daha mı zor, Sayın Bülent Ecevit?

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır