Sıcaklar mı başına vurdu bilmem.. Faruk Süren, bir hafta içinde arka arkaya kendinden beklenmeyen dizi hatalar yaptı..
En büyük yanlışı, Galatasaray Başkanlarının az konuşma geleneğini bozarak ağzını sonuna kadar açması.. Hem de kime?..
Bir Galatasaray Başkanı, görüşme talebi aldığı zaman, kiminle konuşacağına dikkat etmek ve seçici olmak zorundadır.
Ve Erman Toroğlu, bir Galatasaray Başkanının konuşabileceği sonuncu kişidir.
Çünkü Erman, camianın çok yakından tanıdığı, azılı bir Galatasaray düşmanıdır. Hakemlik yaparken, yönettiği maçlarda Galatasaray'ı satmak için elinden geleni yapmıştır.
Erman'ın Galatasaray'a kaybettirmek için çırpındığı bir maçtan sonra, Mustafa Denizli'nin televizyon ekranlarına "Hakemi de yendik" demesi, Erman'ın Galatasaray ve Denizli nefretini kemikleştirmiştir. Erman bu tarihten itibaren önce hakem, sonra gazeteci olarak, Galatasaray'a zarar vermek için tüm kozlarını kullanmıştır. "Hakemi de yendik" sözünden sonra, o sezon Galatasaray'ın hakem hataları ile seri puanlar kaybederek, şampiyonluktan olması tesadüf değildir.
Erman, iki günde bir asılsız iddialarla Galatasaray'ın şampiyonluklarına gölge düşürme çabasını yıllar yılı bıkmadan usanmadan sürdürmüş, televizyon programlarında tek sözcü olunca, kamerasını Galatasaray'a fikse edip, gene şampiyonlukların yolunu kesmek için çırpınıp durmuştur.
Gazeteci olarak güvenilir değildir. Dost olarak yaklaşıp, dostça sohbetleri saptırarak sütunlarına taşır.. Kendi fikirlerini anlatıp, bunları daha sonra muhatabının fikirleri imiş gibi yazmaktan çekinmez. Bu özelliğini de hep Galatasaray aleyhine kullanır..
Şimdi böyle birisi ile Galatasaray Başkanı oturup üç saat konuşur ve ona hayat boyu kullanacağı kozlar verir mi?..
Faruk Süren bu hatayı yapmıştır.
Yakın arkadaşlarına dert yanmaya başlamış bile..
"Fevkalade üzgünüm. Erman'la konuşmamam gerekirdi.. Benim söylemediğim şeyleri de yazmış" diye içini dökmüş.. Ama iş işten geçtikten sonra..
Erman, Galatasaray'a bir kez daha darbe vurdu bu röportajla.. Günlerden beri medyadaki ilgili haber ve yorumları izliyorsanız, Galatasaray'ın ne kadar yara aldığını görürsünüz..
Yazıyı daha okurken, Süren'in nasıl bir tuzağa düştüğünü hissettim..
"Akmerkez tayfası.. Dolmuşa gelen Fatih Terim.."
Bu argo, Süren'in üslubu değil.. Erman'ın dilinden düşmeyen sözcükler.. Konuşmanın içeriği üzerinde durmuyorum, yanlışın ta kendisi Erman'la konuşması olduğu için..
Ama eğer söylemişse, Mustafa Denizli, Hakan Şükür ve Fatih Terim hakkında söyledikleri, tek kelime ile ayıp.. Söylediklerinde haklı, ya da haksız olması önemli bile değil.. Önemli olan şu.. Galatasaray'ın en büyük zaferlerine imza atmış olan üç adam hakkında, Başkanın konuşmaması gerekirdi.. Üçüne de teşekkür etme dışında..
Başkan, Galatasaray'ı sokağa düşürdü..
İkinci yanlışı, Osman Hattat'ın teklifini geri çevirerek, Galatasaray'ın ULEB'e girmesini önlemesi..
ULEB, FİBA'ya baş kaldıran Avrupa'nın en önemli basketbol klüplerinin kurduğu birlik. FİBA dışındaki NBA gibi, bir Avrupa NBA'yi kurdular. Gelecekte ULEB ile NBA arasında birleşme hiç şaşırtıcı olmaz..
ULEB, Galatasaray basketbol takımı için fevkalade önemli bir fırsattı. Galatasaray bir yanda, yurt içinde çok şikayet ettiği müessese takımları hegemonyası dışında kalacak, bir yanda, geliri fevkalade yüksek bir üst düzey ligde oynayarak, büyük maddi imkanlar sağlayacaktı.
Hattat, fevkalade cesur, ayni oranda ileri görüşlü ve Galatasaray'ı Avrupa'nın basketbolda da en büyük takımlarından biri yapacak kararı almıştı.
Galatasaray camiasındaki şöhretini basketbol aşkı ve basketbol yöneticiliği ile yapan Süren, büyük düşünemedi ve Galatasaray basketbol şubesinin küçülmesine ve giderek kapanma yoluna girmesine karar verdi.
Gerekçe komikti. Federasyon Başkanı Turgay Demirel, FİBA tarafındaydı. Süren, Demirel'i küstürmek istemiyordu.
Ne gariptir, zamanın Başkanı Alp Yalman, federasyon seçimlerinde Demirel'e karşı Süren'i desteklediği için, Turgay Demirel Galatasaray'a küsmüştü. Şimdi ayni Süren, Demirel'i küstürmemek için, Galatasaray'ın önüne konan tarihin en büyük fırsatını geri tepiyor.
Üçüncü yanlış, İnan Kıraç'ın rüzgarı ile, çeşitli Galatasaray Lisesi Mezunları Cemiyetlerinin yayınladığı bildiriye, Galatasaray Yönetim Kurulu'nun da imza atması kararının arkasındaki kişinin Faruk Süren olması.
Bildiri, Star gazetesini, İnan Kıraç aleyhindeki yayınları dolayısı ile telin ediyor. Star'ın Kıraç'la ilgili iki yayını var.
Spor sayfasındaki eleştiriler, Faruk Süren, Celal Gürcan, Mehmet Cansun ve ötekilerin söylemleri ile ayni.. Logo Galatasaray kulübüne aittir. Kıraç gaspettiği logoyu derhal iade etmelidir.
Galatasaray yönetimi, bu kampanyaya protesto bir yana, teşekkür etme durumundadır.
Birinci sayfadaki kampanya ise, Milliyet ile Star arasındaki medya kavgasına paralel, İnan Kıraç'ın iş yaşamı ile ilgili ithamlar..
Ne Milliyet - Star kavgası, ne de İnan Kıraç'ın iş yaşamı, Galatasaray Spor Kulübünü zerre kadar ilgilendirmez. Böyle bir kavgada taraf olmak, hem de taraf olurken, Galatasaray'a özellikle son zamanlardaki futbolcu ve "Dolar" yardımları ile dikkati çeken Cem Uzan'a karşı, Galatasaray'a zarar vermek için elinden geleni yapan İnan Kıraç'ın tarafını tutmak, bu yönetimin ve Faruk Süren'in görevi midir?..
Süren, hala İnan Kıraç'ın Galatasaray kongresinde gücü olduğunu sanıyor ve bu güçten korkarak sözüm ona jest yapıyor..
Zamanında, yetkisi ve hakkı olmadığı halde logo haklarının yarısını devrederek yaptığı jesti, bugün bu kadar pahalıya ödemesi bile ders olmamışsa Süren'e acaba, başka ne olur?..
Başkan,
Bugün Türkiye tarihinin en sıcak gününü yaşıyor. Ne olur, bugün hiçbir karar alma ve hiç konuşma!..
Galatasaray'ın Logo davası..
Galatasaray yönetimini anlamak mümkün değil..
İnsan kendisine ait olan birşeyi ister mi?.. Hem de isterken dilencilikten şantaja her yolu dener mi?..
Galatasaray'ın bugün bilinen ve ezberlenen logosu, önce Gayın ve Sin, sonra da G ve S olarak, sadece ve sadece Galatasaray Spor Kulübü için yapılmıştır. Bu logonun kullanma hakkı münhasıran Galatasaray Spor Kulübüne aittir.
Bugün liseliler ve mezunlarının kurduğu çeşitli dernekler, üzerindeki 1905 tarihini düşürerek ayni logoyu kullanıyorlarsa, bu kulübün hoşgörüsü sayesindedir. Kulüple okul arasında zamanında var olan organik birliği simgelediği için, ortak rozet kullanılagelmiştir.
Günün birinde, bir Galatasaray yönetimi dava açarak, kulüp dışındaki tüm tüzel kişiliklerin bu logoyu kullanmasını engelleyebilir. Çünkü, eldeki tüm tarihsel belgeler, logonun kulübe ait olduğunu kanıtlamaktadır.
Bugün Galatasaray Lisesinden, her kulübün taraftarı mezun oluyor. Diyelim, Fenerbahçe Kongre üyesi, hatta rahmetli Beşiktaş Başkanı Mehmet Üstünkaya gibi bir rakip ileri geleninin Galatasaraylılar Cemiyetine başkan olmasını engelleyecek hiçbir hüküm yoktur. Mezunlar cemiyetlerinde, gelecekte Fenerli, ya da Beşiktaşlıların çoğunluğu ele geçirmesi de mümkündür. Tüzük gereği dernek üyesi her mezun, Galatasaraylılar Cemiyetine başkan olabilir. Bu sonunda oy meselesidir.
Galatasaray Kulübü ile diğer Galatasaray adlı tüzel kişiliklerin en büyük farkı da budur. Kulüp münhasıran Galatasaraylılarındır. Mezun dernekleri yarın, her kulüpten olabilirler.
Bunları, kulüple diğer tüzel kişilikler arasında logo kavgası çıkarmak için yazmıyorum. Hukuksal durumunu göstermek amacındayım o kadar..
Şimdi Faruk Süren, zamanında İnan Kıraç'ın desteğini alabilmek için bir oyuna baş vurmuş. Yetkisi ve hakkı olmadığı halde, tamamı kulübe ait ve kulübün ayrılmaz parçası olan logonun yüzde 50 hakkını Kıraç'ın yönettiği tüzel kişiliklerden birine devretmiş.
Bugün Galatasaray'ın önünü açacak, sarı kırmızı renkleri dünyanın dört bir yanına taşıyacak ve klüp gelirlerini birkaç yıl içinde katlayacak AIG projesinin gerçekleşmesi için bu logoya ihtiyaç var ve Süren, logoyu geri istiyor..
Neden?..
Logo kulübün.. Hukuka aykırı işlemler geçersizdir. Git, AIG ile anlaşmanı yap.. İnan Kıraç mahkemeye versin Galatasaray kulübünü, eğer verebilirse, "Yarısı benim" diye.. Yargıçlar bile güler..
Süren ve arkadaşlarının bu pısırık tutumunu anlamak mümkün değil..
Onların bu tutumu İnan Kıraç'a, Galatasaray üzerinde yeni oyunlar oynama fırsatı veriyor.
Kıraç, elini taşın altına hiç sokmadan Galatasaray'ı hep perde arkasından yönetmek istedi. Buna karşı çıkan başkanlara, başta Alp Yalman düşman oldu.
Kongrede mertçe çıkıp aday olmayı hiç denemedi. Hep bahanesi vardı. Bu bahaneler bitmedi, ama elini de kulüpten çekmedi.
Şimdi Galatasaray'ın büyümesini engellemeye çalışıyor. Çünkü büyük Galatasaray'ı iyice elinden kaçıracağını biliyor. AIG projesine karşı çıkması bu yüzden..
İnan Kıraç, Galatasaray'ı sadece kendi ihtiraslarını tatmin aracı olarak düşünüyor. Eskiden olduğu gibi, Galatasaray'la oynamak istiyor.
Onun istedikleri seçilecek ve hep ona hizmet edecekler, amacı, hesabı bu.. Bunun tek şartı da kulübün küçük kalması.. Onun farkında..
Galatasaray'ın üzerinden bu gölge artık kalkmalıdır.
Yönetim, kongrede artık hiçbir etkinliği kalmamış İnan Kıraç balonunu patlatma fırsatını ele geçirmişken, ona bağlılık bildirileri yayınlayarak, kendi zavallılığını ilan etmektedir.
.......
Şimdi İnan Kıraç ve bağlı dernekleri Hıncal Uluç'u da telin için bir bildiri kaleme alır ve Faruk Süren ve arkadaşları bu bildirinin de altına, ittifakla imza atarlarsa hiç şaşmayın..