kapat

13.07.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
iku
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.

Onlara alıştık

SEKSENLİ yılların başlarında bir öğleden sonra sevgili arkadaşım Sedat Sertoğlu ile Marsilya sokaklarında dolaşıyorduk. Alelade bir iş hanı odasından yükselen harika ezgiler bizi mıknatıs gibi oraya çekti. Kapıyı aralayıp girdiğimizde stüdyo tipi, sahnesiz, birkaç masalı minicik bir kulüpte üç-dört kişilik bir grubun caz provası yaptığını gördük. Hepsi yaşlı başlı adamlardı; Latin ritminde, inanılmaz derecede güzel çalıyorlardı. Amerikan barın bir köşesine ilişip dinlememize ses çıkarmadılar. Bir ara mola verdiler. Maystroları olan babacan müzisyen yanımıza geldi, gür ve neşeli bir sesle, "Merhaba, siz cazseverleri tanıyalım!" dedi. Kendimizi tanıttık. Ellerimizi kuvvetli şekilde sıktı, o da kendisini tanıttı:

"MEMNUN oldum, benim adım da Stan Getz!"

ŞAŞKINA döndüm, heyecandan dilim damağım kurudu. Çünkü karşımızdaki adam, çağdaş cazın en büyük birkaç isminden biriydi. Bossa Nova'nın ipeksi ritmini sihirli tenor saksafonuyla caza uyarlamış, dünyayı büyülemişti. Sedat ta şaşırmakla beraber benim gibi afallamadı. Çünkü o uzun süre Avrupa'da yaşadığı için, böyle ünlü isimlerle yüz yüze gelmek, onun açısından "vukuu mümkün tatlı bir sürpriz"den ibaretti.

YİRMİ yıl önce Türkiye'ye ünlü batılı sanatçılar tek-tük uğrardı. Verdikleri konserler olay olurdu. Şimdi ise İstanbul'un, evrensel kültür-sanat buluşmaları açısından Paris'ten, Roma'dan, Viyana'dan farkı kalmadı. Latin cazın dünyadaki yaşayan efsanesi Kübalı ihtiyar delikanlılar topluluğu Buena Vista Social Club'ı daha dün alkışladık. Che Guevara'ya ithaf ettiği "Hasta Siempre" adlı duygu yüklü parçayla zirvelerden inmeyen Güney Fransalı genç şarkıcı Narhalie Cardone de İstanbul'daydı. Uluslararası müzik ve caz festivalleri, dünyanın en büyük ustalarını ağırlıyor. Onlar geldi diye hayat durmuyor; benim 20 yıl önce Stan Getz karşısında duyduğum şaşkınlığı artık yaşamıyoruz. İstanbul onlara alıştı. Onları sevgiyle, coşkuyla, dostlukla bağrına basıyor; özümseyerek, anlayarak, berrak sular gibi yudumlayarak dinlemesini biliyor.

BÜTÜN hay-huyuna, keşmekeşine rağmen İstanbul'un evrensel kültürle müthiş barışık-ve artık bu bağlamdaki etkinliklere alışık-bir Avrupa kentine dönüştüğünü yadsımak mümkün değil.


Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır